:::: MENU ::::
Monthly Archives: Haziran 2013

Ekonomi Büyür, Doğa Ölür…

Vandana Shiva 1

“Bilimin mekaniğe ilişkin paradigması, ekonominin kapitalist paradigmasıyla birleşerek her ekosistemi ve dokunduğu tüm yaşam formlarını cansız kılar. Ekonomi ne kadar büyürse doğa da o hızla ölür. Bizi taşıyan toprak ananın kurallarını, kanunlarını ve sınırlarını hiçe sayarak, havaya ve nehirlere atıklarımızı bırakıyor, içindeki tüm mineralleri çıkarıyoruz; demiryolları ve otoyollar inşa etmek için ağaçlarını kesiyor, yıktığımız çiftliklerin yerine gökdelenler ve alışveriş merkezleri dikiyoruz. Ölmüş nehirler, kısır tohumlar, zehirli gıdalar ve iklim felaketleri insanoğlunun toprak anayı öldürürken arkasında bırakacağı mirasıdır. Kendi kısa yaşam süremizde bile, insanoğlunun bu gezegende yaşamaya devam edebilmesi için gereken koşulların dönüşü olmayacak şekilde bozulmasına katkıda bulunmamız mümkündür. Hızla eriyen buzullar, yükselen denizler ve yok olan biyolojik çeşitlilik halihazırda buna işaret etmektedir.
Bir şeyleri iyiye doğru değiştirebilmek için öncelikle toprak ananın çocukları olduğumuzu idrak etmemiz ve hem kendimiz, hem de gelecek nesiller için evimize sahip çıkmamız gerekiyor.”  Vandana Shiva

İyilerin Yanında, sayfa 25 Sinek Sekiz Yayınevi, Mayıs 2012

http://en.wikipedia.org/wiki/Vandana_Shiva

Görsel Kaynağı: http://eviltwinbooking.org/speakers/dr-vandana-shiva/


#direngeziparki ile biz…

kirmizi
Biz bu direnişle birlikte, farklılıklarımızı hoş görmeyi yeniden ve derinden öğrendik. Her düşünceden insanın, ortak değerler için yan yana durup, birlikte direnebileceğini öğrendik. Yıllarca meydanlarda hepimizin hak ve özgürlükleri için hırpalanan, çeşitli sıfatlarla yaftalanan insanların ne kadar haklı gerekçeleri olduğunu öğrendik. Yine birlikte direnirken; sıradan günlerde aklımızın köşesinden geçmeyen sorunlara olağanüstü çözümler üretmeyi öğrendik. Bizden çok farklı görüşe sahip direniş komşumuz ibadet ederken, ona kalkan olup saldırılardan korumanın insanlık görevimiz olduğunu öğrendik. Çevremize daha fazla özen göstermeyi öğrendik. Konuşamayan dört ayaklı dostlarımızın, yanıbaşımızda bizlerle haksızlıklara karşı çıktığını öğrendik. Hayat kadını, gay ve travesti diye toplum dışına itilmeye çalışanların en yürekli, en delikanlı insanlar olduklarını öğrendik. Spor karşılaşmaları sırasında birbirlerini bir kaşık suda boğabilecek taraftarların tek yürek olabileceklerini öğrendik. Bütün olumsuzluklara rağmen mizah yeteneğimizin ne kadar engin olduğunu öğrendik. Ebeveynlerinin “ama çok tembel” dediği gençlerin; günlerce uykusuz, aç ve zehirli gaz saldırısı altında birer “superinsana” dönüşebildiğini öğrendik.

sembolGüçsüz, kimliksiz denen kadınımızın zehirli gaz ve tazyikli su karşısında dimdik durabileceğini öğrendik.Tepkisiz denilen bir kuşağın, özgürlükleri savunmak ve çevreye yapılan ağır saldırı karşısında ses vermek için apolitik kimliğini bir kenara bırakıp canla başla direnebildiğini öğrendik. Ununu eleyip ipe sermiş “yaşlıların” sokağa çıkıp, yılmadan yorulmadan gençlerle omuz omuza direnebildiğini öğrendik. Takma bacağını çıkarıp direnişe selam çakanların yıkılmadan dimdik durduğunu öğrendik. Evlerinden çıkamayanların gıda desteği, acil sağlık yardımı desteği, protestolarda tencere çalma görevlerine koştuğunu öğrendik. Sanatçı kimliğini bırakıp, vatandaş kimliğiyle alanlara koşup, gençlerle sabahlayıp, bilgi paylaşıp, provokasyonlara kapılmamaları için sakinleştiren, onlarla beraber gaz yiyerek destek olanları öğrendik.
Ve en güzeli de; emperyalist güçlere karşı Kurtuluş Savaşı’nı hangi ruhla kazandığımızı hatırlatan hücrelerimizde saklanmış olan kodlarımızın varlığını öğrendik.
Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum güzel insanlar, işlerine gelmediği için sizleri aşağılamaya çalışanlara tıkayın kulaklarınızı, provokasyonlara itibar etmeyin ve haklı direnişinizi günlerdir olduğu gibi onurla sürdürün.