:::: MENU ::::

Dinle / Listen

“Merakla dinleyin. Dürüstçe konuşun. Onurlu hareket edin. Iletişimdeki en büyük sorun, anlamak için dinlemiyoruz. Cevap vermek için dinliyoruz. Merakla dinlersek, cevap verme niyetiyle dinlemeyiz. Sözlerin ardındakileri dinleriz. “- Roy T. Bennett, Kalpteki Işık

“Listen with curiosity. Speak with honesty. Act with integrity. The greatest problem with communication is we don’t listen to understand. We listen to reply. When we listen with curiosity, we don’t listen with the intent to reply. We listen for what’s behind the words.” ? Roy T. Bennett, The Light in the Heart

Görsel kaynağı: http://cdn2.hubspot.net/hubfs/468984/Boost%20your%20Active%20Listening%20Skills%20For%20Powerfu l%20Communication%20And%20Rapport.jpeg


Daha İyi Bir Gelecek İçin Mola #HacknBreak

#HacknBreak 2. Açık İnovasyon Kampı ve Konferansı; bu yıl da dolu dolu geçecek 8 gün ve 8 gece ile katılımcılarını bekliyor. HacknBreak, 19-27 Ağustos 2017 tarihleri arasında yine İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Urla kampüsünde gerçekleşiyor.

#HacknBreak, binlerce yıl öncesinde olduğu gibi, Ege’de zeytin ağaçları ve yavaş akan zaman içinde, “yeniden” dünyaya yön verecek fikirler yaratmayı hedeflemekte. Program detaylarını BURADAN görüntüleyebilirsiniz.

2016’da; ~1.000 katılımcı, 100+ konuşmacı, 95+ eğitim, seminer, workshop, hackathon vb alt etkinlik ve 30+ konferans konuşmasına ev sahipliği yapan bu müthiş etkinliği kaçırmayın.

Henüz başvuru formunu doldurmadıysanız BURAYA tıklayın, başvurular 10 Ağustos 2017 tarihine kadar uzatılmış. Lütfen başvurularınızı bireysel olarak yapın. Formu dolduranlar arasından seçilen kişiler kampa katılmaya hak kazanacaklar. Bu nedenle formu eksiksiz ve doğru bilgilerle doldurduğunuzdan emin olun.


Age Is Just A Number / Yaş Sadece Rakamdır

The age of a woman doesn’t mean a thing. The best tunes are played on the oldest fiddles.
Ralph Waldo Emerson

Kadının yaşı bir şey ifade etmez. En iyi melodiler kemanın en yaşlı telleri üzerinde çalınır
Ralph Waldo Emerson

#quoteoftheday  #gününsözü

image source:  https://tr.pinterest.com/lswelker/growing-older-gracefully/

 


#yahepberaberyahicbirimiz

Bizler; birbirimizi tamamen ve derinden kabul edip, sevip saymadıkça, paylaşmayı ve “birlikte, barış içinde, huzurla” yaşamayı öğrenmedikçe değişim mümkün değil. Odağımıza sevgi, dostluk, barış, huzur, bolluk-bereketi koymaya niyet edelim. Yüreklerimizde sevgiye yer açalım, birlikte huzur içinde yaşayalım.
Sevgiyle ve muhabbetle…
#yahepberaberyahiçbirimiz



İnsanız; Kolayca Unutuyoruz

Bu sabah suret kitabında bir dostun sayfasında gözüme ilişen güzel bir kartı paylaşmak istedim sizlerle. Şimdi derin bir nefes alın, sahip olduklarınıza şükredin ve bunu her gün tekrarlamayı da alışkanlık edinin.
Sevgiyle ve muhabbetle…

“Buzdolabınızda yiyecekleriniz, sırtınızda giysiniz, başınızın üzerinde bir çatı ve uyuyacak bir yeriniz varsa dünyanın %75 inden çok daha varlıklısınız.
Bankada birikiminiz, cüzdanınızda paranız, hatta bozukluklarınız bile varsa dünyadaki %8 in üstündesiniz.
Eğer bu sabah her hangi bir hastalık yerine sağlıklı olarak uyanabildiyseniz, bu haftayı sağ çıkaramayacak milyonlardan çok daha şanslısınız.
Eğer savaş tehlikesiyle karşılaşmadınızsa, hapisane acısı nedir bilmiyorsanız, açlık korkusu çekmedinizse; dünya üzerinde yaşayan ve acı çeken 500 milyon insandan çok daha şanslısınız.
Ve eğer bu yazılanları okuyabiliyorsanız, dünya üzerindeki 3 milyar insandan çok daha talihlisiniz.”

Görsel kaynağı https://www.facebook.com/tia.sal


Can Yücel Kelimeleriyle Bayram;

Değerli dost Şükran İlhan‘dan gelen güzel bir hatırlatmayı paylaşmak istedim sizlerle, sevgiyle ve muhabbetle…

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz
kalınca anlar insan…

Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;
sevmeninkini yalnızlık…

Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.

Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni
kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp “çok şükür bugünü de gördük” diyebilmek…

Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.

Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir
ilişkiyi bitirmek de öyle…

En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini
bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara
düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.

Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede
üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle
okşayan anne bayramdır.

“Ona güvenmiştim, yanılmamışım” sözü bayramdır.
Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram…

Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış
ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son
taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.

Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda
karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi,
nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.

Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta
ölebilmek bayram..

Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.

Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.

Can Yücel

Görsel kaynağı: http://www.akidesekerleri.com/resimler/kirma-karisik-akide-sekeri.jpg


Hint Felsefesine Göre Hayatın Kuralları…

6 yıl önce, değerli dost ve eğitmen Aleks Kalenderoğlu; aşağıdaki maddeleri suret kitabındaki (facebook) sayfasından paylaşmıştı bizlerle. Kalıcı olması için bloga yazı olarak eklemeyi seçtim. Hep hatırlayalım ve önem verdiklerimizle paylaşalım.
Sevgiyle ve muhabbetle…

KURAL 1: “Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur; hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.

KURAL 2: “Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiçbir şey, hem de hiçbir şey yaşadığımız ne ise değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile
değiştiremeyiz. ‘Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı’ gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.”

KURAL 3: ” İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.

KURAL 4: “Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.”

Görsel kaynağı
http://dailyroabox.com/wp-content/uploads/2016/10/Diwali-Festival-Pictures-3.jpg


Zihinsel Gürültüyü En Aza İndirmenin 6 Yolu


Sabah saatlerinde bir dostun Facebook profilinde rastladığım, Berrak Yurdakul’a ait güzel bir gönderiyi paylaşmak istiyorum sizlerle. Uygulaması kolay olmayabilir ama yapmaya gayret etmekte yarar var.
Sevgiyle ve muhabbetle…

1- Kişiliğiniz hakkında konuşmayın. Beğendiğiniz ve beğenmediğiniz yönleriniz hakkında konuşmayın. Sağlığınız hakkında konuşmayın, acılarınız ve sevinçleriniz hakkında konuşmayın. Kendi kişisel tarihçeniz hakkında konuşmayın.
2-Başkaları hakkında -olumlu veya olumsuz fark etmez-konuşmayın. Başkaları hakkında hiç düşünmeyin. Hiç düşünmemek başlangıçta zor olacağı için başkalarıyla ilgili zihinsel mesainizi mümkün olan en aza indirin.
3-Sevdiğiniz ve sevmediğiniz şeyler konusunda konuşmayın. (Şampanya severim, sarışın sevmem, kabalıktan hiç hoşlanmam, kitap okuyanlara bayılırım, geveze insanlardan çok sıkılırım…)
4- Sevdiğiniz ve sevmediğiniz şeyler konusunda esnek olun. (kırmızı giymem, yoga yapmam, o kitabı okumam, uçağa binmem, o adama asla selam vermem)
5-Şikayet etmeyin. (Hava çok sıcak, dünya kötüye gidiyor, insanlar çok cahil, evde ekmek kalmamış…)
6- İçsel ve dışsal gevezeliğe son verin. Yalnızca çok gerekli ve çok önemli şeyleri söyleyin. Bunun dışında konuşmayın. Her konuda fikir beyan etmeyin.
Spiritüel yaşam zihni anlamaya çalışmaktan ibarettir. Diğer bütün safsataları bir kenara bırakın ve bütün dikkatinizi, bütün enerjinizi sahip olduğunuz en kıymetli şeye yani zihninize yöneltin. Kısacık hayatınızı boş ve anlamsız şeylerle tüketmeyin. Bedeninizi ve zihninizi çöple doldurmayın.
Zihin daima dışsal bir objeyle ilgilenmeye çalışır. Sessiz kalmayı öğrenirseniz ve dikkatinizi dışsal objelere yönlendirmeyi bırakırsanız zihin kendini izlemek zorunda kalır.
Diğer bütün oyuncakları elinden alındığı zaman zihin başka bir obje bulamadığı için dönüp kendine bakmak zorunda kalır.
Spiritüel yaşam bu kadar basittir, meditasyon budur. Zihin kendine bakar ve kendini anlamaya başlar.
Sessiz olun, sessiz kalın. Siz kimsiniz? Nesiniz? Sahip olduğunuz bilinç nasıl bir şeydir?
Kendinizi biraz olsun tanımaya çalışmadan ölmeyin.


3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü

3-mayis-dunya-basin-ozgurlugu-gunu-kokteylle-kutlaniyor-2016-04-30_m
Kutlanacak bir basın özgürlüğü olmayan ülkemde 156 gazeteci tutuklu ve hükümlü. Noktasına virgülüne dokunmadan Basın-İş Sendikası
Merkez Yönetim Kurulu bildirisini alıntılıyorum:

Birleşmiş Milletler, 1993 yılında özgür ve bağımsız bir basın için 3 Mayıs’ı Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kabul etmiştir.

Bugün gelinen noktada basının hiç de özgür olmadığı ortada. Veriler birçok coğrafyada basın özgürlüğünü kısıtlayan gelişmelerin devam ettiğini ortaya koyuyor. Özellikle Türkiye en belirgin düşüşün yaşandığı ülkelerin başında geliyor. Ülkelerin basın özgürlüğünü inceleyen Freedom House’un 2014 raporuna göre, Türkiye son 15 yıldır ilk kez “kısmen özgür ülkeler” kategorisinden “özgür olmayan ülkeler” kategorisine düştü. Bu veriler doğrultusunda Türkiye, basın özgürlüğü bakımından dünya genelinde 134’üncü sıraya gerilerken, Avrupa sıralamasında da basını özgür olmayan tek ülke oldu. Diğer yandan, Türkiye’de basın, Bangladeş, Endonezya, Uganda, Tanzanya, Kenya gibi ülkelere kıyasla da daha sınırlı…

Basın özgürlüğünün bir diğer ayağı hiç kuşkusuz basın emekçilerinin örgütlülük düzeyidir. Ülkemiz bu açıdan da sıkıntılıdır. Basın emekçilerinin büyük bir çoğunluğu örgütsüz, sendikasızdır. Sendikalaşmaya yönelik adımlar, işten atmayla, baskıyla sonuçlanmakta, ya da yandaş sendikalar devreye sokularak örgütlenme ve toplu pazarlık hak ve özgürlükleri kısıtlanmaktadır.

Sonuç olarak, gerçekten örgütlü, hür ve bağımsız bir basına acilen ihtiyacımız var. Bu duygu ve düşüncelerle, kimsenin düşünce ve ifadelerinden dolayı yargılanmadığı, her türlü baskı ve sansürden uzak, sesimizi daha özgür duyuracağımız bir dünya dileğiyle 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Gününü kutluyoruz …

Basın-İş Sendikası
Merkez Yönetim Kurulu

2 Mayıs 2017 tarihi itibarıyla tutuklu ve hükümlü 156 gazetecinin isimlerine bu linkten ulaşabilirsiniz http://tutuklugazeteciler.blogspot.com/2017/

Görsel kaynağı: http://haberkibris.com/images/2016_04_30/3-mayis-dunya-basin-ozgurlugu-gunu-kokteylle-kutlaniyor-2016-04-30_m.jpg


Sayfalar:1234567...50