:::: MENU ::::
Posts tagged with: Ayşem Öztaş

BenQGH700 ile CupCake Keyfi

Günlerdir canıma okuyan saman nezlesinin kaçırdığı keyfimi, sevgili Ayşem’in daveti yerine getiriverdi. Pasta Malzemeleri‘nin rengarenk ortamında hazırlanan tezgah başında toplananlar arasında Devlatşah, Handem, Nilay, Dilara, Esra, Bengü, Utku ve Billur vardı. BenQ‘nun yeni ürünü GH700 kamera bahane, cupcake yapmaya çalışmak şahaneydi. Eğlenceli bir etkinlik için her detay düşünülmüştü. Sufi’nin katılımıyla iyice şenlenen ortamda, esprilere kahkahalar eklendi durdu.
BenQ ekibinin sıkmadan, kasmadan keyifle anlattığı ürünleri heyecanla beklemeye başladım. Favorilerim; başta tabii ki günün yıldızı BenQGH700, sonra rengine ayrı bayıldığım mini scanner ve benim göstergeç adını uygun bulduğum Joybee GP2 oldu. 
Un, yağ, yumurta, oda sıcaklığı, şekeri şöyle koy cümlelerinde ben kayboldum. Sufi’nin gülücükleri daha çok ilgimi çekmişti. Karışımın mis gibi kokusuyla kendime geldiğimi itiraf ediyorum. Krema torbasıyla kağıt kaplara paylaştırılan iki değişik renk hamur fırının yolunu tuttu, biz de başladık kremanın hazırlanışını izlemeye.  

Benim için en heyecanlı bölüm şimdi başlıyordu. Sabah erken saatlerde Foodie sayfalarından birinde gördüğüm çift renkli krema süslemesi nasıl oluyor diye merak ederken Ayşem’in harika sürpriziyle karşılaşmak pek hoştu. Bizlere çift renkli krema süslemesi öğretti. Tamam, benim süslemem biraz şekilsiz oldu ama ne de olsa kuzguna yavrusu Anka görünüyor.
Teşekkürler BenQ Türkiye ekibi, harika bir etkinlikti. Teşekkürler Ayşemim Milli Şefim; büyük bir sabırla hepimizin zevzekliklerine katlandığın ve bize minik sırlar öğrettiğin için.


Buzbağ, Efsane Gurmelerini Arıyor

Geçtiğimiz günlerde gelen bir mesajla hoş bir etkinliğe katılma şansına sahip oldum “Efsane Gurmelerini Arıyor”. Friendfeed ve Facebook üzerinden paylaşımlarını izlediğim Buzbağ Şarapları; yazılarını okuyup sevdiğim, hemen hepsini de tanıma şansı bulduğum blog yazarları moderatörlüğünde bir dizi etkinlik düzenliyordu. Sevgili Ayşem Öztaş’ın moderatörlüğünde yapılacak olana ben de katılma şansı buldum. Levent Köşebaşı Restaurant’ta kalabalık bir grupla birlikte, güleryüzlü evsahiplerimizin sohbetleriyle vaktin nasıl geçtiğini anlamadığımız harika bir gece geçirdik.
Kayra Wine Center Eğitim Müdürü Ayça Budak’ın şarap-yemek uyumu konusunda özenle tek tek verdiği detayların hepsini bir kayıt cihazım olsaydı da kaydedebilseydim keşke.
Buzbağ Şarapları Türkiye’nin en köklü markalarından biri, Elazığ yöresinde yetişen Öküzgözü ve Diyarbakır yöresinde yetişen Boğazkere üzümleriyle Elazığ’da üretiliyor. Buzbağ, adını Harput yöresinde Buzluk Mağaraları’ndan almış. Dünyanın en ünlü şarap yazarı Hugh Johnson; Şarap Ansiklopedisi’nde “Eğer Nuh’un Ağrı Dağında ekilen üzüm bağları ilk bağlar ise ,Türkiye’nin şarabın anavatanı olduğunu ileri sürmesi doğaldır” demiş.
Peynir tabağı ile tatmamız için hazırlanan Buzbağ Beyaz ve Mezeler ile birlikte içmemiz için sunulan Buzbağ Klasikle başladık tatmaya. Beyaz şarabı peynir, çerez ve cipsle tüketmeyi pek severdim eskiden, o akşam yeniden bana güzel günleri hatırlattı damağımda kalan lezzet. Buzbağ Klasik müthiş bir kırmızı şarap, Türkiye’nin en çok tercih edilen Öküzgözü ve Boğazkere kupajı olduğunu öğrendim. Uzun süredir dostlarla yenen yemeklerde veya akşam gidilen yerlerde rakı içerim. Öğle yemeği veya bir kokteylde şarap içmem gerekirse genellikle sonuç hüsran oluyordu. Genzimi yakan, dilimi kabartan şaraplar nedeniyle içemez olmuştum. Mezeler ile pek yakışan Buzbağ Klasik benim favorim oldu. Daha sonra ara sıcaklarla beraber Buzbağ Elazığ Öküzgözü denedik, o da pek lezizdi ve damakta bıraktığı tad çok hoştu. Zannetmeyin ki sadece yedik içtik, konuklar birbirleriyle tanıştı, hatta şakalaştı bile ilerleyen saatlerde. Herkesin farklı alışkanlıkları ve damak tadları Buzbağ sayesinde ortak noktalarda buluşuvermişti sanki. Etlere geçildiğinde, bir başka müthiş lezzetle tanıştım Buzbağ Rezerv mutlaka deneyin derim. Öküzgözü ve Boğazkere üzümlerinin kupajıyla üretilen Buzbağ Rezerv 3 rekolteye sahipmiş. 2004 rekoltesinde böğürtlen ve tarçın aromaları baskınken; 2005 rekoltesinde olgun çilek, nane ve kahve aromaları dikkat çekiyormuş; 2006 rekoltesinde ise karadut, yasemin, sedir ağacı ve ardıç aromaları ön plana çıkıyormuş. Şarapseverlerle buluşmadan önce 24 ay meşe fıçıda dinlendiriliyormuş.

Konukların çoğundan saklama konusunda sorular geldi doğal olarak. Ayça Hanım’ın önemle üzerinde durduğu konu odanın ısısı idi. Yatay olarak saklamayı öğrenmişiz hepimiz ama ısı konusunda pek de dikkatli olmadığımızı öğrendik o akşam 🙂 Özellikle biz Türklerin çok sıcak evlerde yaşadığından bahsedilince, son günlerde satışa sunulan değişik marka şarap dolaplarını hatırlattı konuklardan biri.
Gecenin sonunda moderatörümüz sevgili dost Ayşem Öztaş’ın el emeği biscottilerle uğurlandık evlerimize.
Teşekkürler Kayra ekibi, teşekkürler Zarakol ekibi, Köşebaşı da tam kadro aferini hak etti ve tabii teşekkürler Ayşem Öztaş.


Whirlpool Mutfak Sanatları Akademisi’nden bir TT geçti :)

Geçtiğimiz günlerde sevgili Ufuk Özgül’den 12 ekimde Whirlpool Mutfak Sanatları Akademisi‘nde düzenlenecek İtalyan Mutfağı eğitimine katılmam için hoş bir davet aldım. MSA dis cephe Heyecanla beklediğim eğitim dün akşamdı, erkenden yola çıktım Maslak yönü olunca istikamet, risk almaya gelmez diye düşündüm. Tabii metronun İTÜ Ayazağa çıkışını hatırlayınca çocuk gibi sevindim. Whirlpool  Mutfak Sanatları Akademisi harika bir mekan yaratmış. Buraya girip bu kütüphaneyi, eski yıllardan kalan objeleri, ve tabii o mutfağı ve malzemeleri gören her kadının  aklı başından gidiyordur eminim.

Global Tanıtım’ın en güler yüzlü ekip üyesi sevgili Ufuk Özgül ve Yemekname’nin mimarı Devletşah‘la kapıda karşılaştık, hemen arkamızdan da Ayşem Öztaş ve eşi geldiler. Tabii heyecanla Ayşem’in iyice belirginleşen karnı ve hamileliği ile ilgili sohbetler ettik. Biraz sonra da Mutfak Sırları iklisi Nilay ve Bora katıldılar aramıza.  Ekip hazirlaniyor Bir süre daha trafik nedeniyle ulaşamayanları bekleyip, herkes tamamlanınca bizleri eğitimin verileceği muhteşem bölüme aldılar. Yukarıdaki satırlarda da belirttiğim gibi bu mutfağı görüp de mutlu olmayacak pek az kadın vardır herhalde 🙂 Öğretmenimiz Gabriele Sponza ise film karesinden fırlamışçasına yakışıklı ve zarfi biriydi. Seçilen menü pek leziz görünüyordu, tabii benim yüzgeçli ve kanatlıları yiyememe sorunum dışında 🙂 İlk olarak tatlımızı hazırladık, bekleme süresi nedeniyle ilk sırayı ona vermişti Gabriele Üstadımız.  Armut tatlısı için armutlarımızın çekirdekli kısmını çıkartıp, kırmızı şaraba yatırarak içine ömrümde ilk kez gördüğüm minik deniz yıldızı kılıklı kuru ananas, karanfil ve vanilya çubuğu ekleyerek fırına verdik. Bir yanda da parça çikolataları maskarpon peyniriyle karıştırıp erittik ve armutların içine koymak üzere kenarda donmaya bıraktık. Daha sonra kırmızı soğanı ince ince dilimleyip, balzamik sirke, bal ve sızma yağ ile karıştırdık, salatalık ve çeşitli yeşillikleri de ekleyince ellerimizle iyice sosa bulanmasını sağladık ve tabaklara alıp üzerini de parmesanlarla süsledik. Muge ve salatasi Açlıktan mideniz guruldarken yemek hazırlamak çok da zor değilmiş 🙂  Salatalarımızı şaraplarımız eşliğinde yedik. Kallavi oranda hazırladığım için artanı eve götürmek üzere sakladım. Sonra sıra geldi ömr-ü hayatımda yapmaktan hep kaçındığım Risottoya. Tam bir törendi hazırlık ve ocağın karşısında geçirdiğim vakit, bana neden risotto yapmaktan kaçındığımı tekrar hatırlattı 🙂 Muge ve risottosu Ama alnımın aklıyla başardım. Gabriele’nin gösterdiği şekilde tabağı neredeyse dik tuttuğumda yerinden kımıldamadı bile, tadı da pek lezizdi. Hatırlayacağım en önemli not, yaptığımız hiç bir risottonun diğeri ile aynı olamayacağıydı. Sıra deniz ürünlerine gelince mutfağımı NOA‘ya armağan edip kokudan en az rahatsız olacağımı umduğum köşeye kaçıp, fotoğraf çektim.  Şarabımı yudumlayarak arkadaşlarımı izledim. Sonra sıra tatlımızı sunmaya geldi; önceden hazırladığım çikolatayı armutların ortasına yerleştirip üzerlerine taze nane yapraklarını da süs yapınca tatlım yenmeye hazır hale geldi, NOA hemen mideye indiriverdi 🙂 Ben ise eve götürmek üzere onları da paketledim. Devletşah’ın risottosu da pek lezizdi ve evde olmayacakları için onunkini de aldım, hatta biraz önce hem anneme hem kendime ziyafet çektim 🙂

Teşekkürler Whirlpool Mutfak Sanatları Akademisi;  Gabriele Sponza ve ekibine, özellikle bizlere malzeme taşıyan, dağınıklarımızı toplayan Gabriele’nin “Aslanları” na çok teşekkürler ve Global Tanıtım sizler müthiş bir ekipsiniz, harika bir etkinlikti çok güzel vakit geçirdim, uzun süredir yüzümde bu kadar huzurlu bir ifade görmediğini söyleyen dostların yalancısıyım.