:::: MENU ::::
Posts tagged with: Yeni Yıl

Kendinize “olduğu gibi olmak” için izin verin…

Yeni yılın ilk gününden hepinize merhaba. Bir genç dosta kendisini anlamsızca hırpalamaması için yardımcı olabilecek eski notlarıma bakarken buldum Cem Şen Üstadın yazdıklarını. Lütfen sakince okuyalım, sindirmeye çalışalım. Aradan bir süre geçtikten sonra tekrar okuyalım. Şifa olsun hepimize.
Sevgiyle ve muhabbetle…

Cem Şen
2013 Ekim, Dharma Konuşması
ANLAR
Anlar vardır.
Bazen sıcak bir yaz günü esen rahatlatıcı bir esintiyle perdenin uçuşmasıdır. Bazense annenizin kucağında şefkatle sarılıp sarmalanmaktır. Sevgilinize baktığınızda adeta her şeyin tuhaf ışıklarla gözlerinizi kamaştırmasıdır. Dün Ali, burnunu annesinin burnuna dayayıp, “Gözlerinde Ali var anne,” demiş. Güzel anlardır bunlar; ve akılda kalırlar. Sizi sizden daha büyük bir şeye kavuştururlar.
Bazen tatları çay gibi acıdır. Kusurludur. Giymekten hoşlandığım yırtık pırtık tişörtüm gibidir. Karım için “yer bezidir”, benim içinse onunla geçirdiğim ilk gecem.
Bazı anlar, eksiktir, kusurludur. O âna bakan göz isteklerin, korkuların ve kıyaslamaların gözüyse, o zaman yalnızca ondaki eksikliği ve kusuru görür. “Ben”i aşan bir genişlemenin, korkusuzluğun ve uyanıklığın olduğu anlar söz konusu olduğundaysa eksiklik “mükemmellik” anlamına gelir.
Bir Zen sözü, “Leyleklerin bacakları uzundur ama keserek kısaltılamazlar,” der. Her an, yalnızca o halde var olabilir. Her an yalnızca onu görebilen bir göz ile güzelleşir, onu göremeyen göz ile sıradanlaşır, onu görmek istemeyen göz ile bakıldığındaysa çirkinleşir.
Anlar herkes için değildir; herkes için varolmazlar. Anlar, yalnızca onları görebilecekler için vardır. Muhteşem bir gül, eğer siz onu göremiyorsanız yalnızca elinize batan dikenli bir dal parçasıdır. Güzellik, siz onu görebiliyorsanız vardır.
Eğer herhangi bir ânı görebiliyorsanız o zaman bütün anlarda güzellik vardır. Eğer görmeyi başaramıyorsanız, anlar güzel değildir.
Size bakan göz, sizdeki kusurlu güzelliği görebiliyorsa güzelsinizdir. Eğer sizdeki kusurlu güzelliği göremiyorsa güzel değilsinizdir. Ayaklarınızı keserek kısaltamazsınız. Saçınızı çekiştirerek uzatamazsınız. Bunları yapmak sizi güzel değil tuhaf yapar. Güzellik nasıl “göründüğünüzde” değil, nasıl “görüldüğünüzde” vardır.
Kendinizi güzel hale getirmeye çalışarak insanlara “güzelliğinizi” gösteremezsiniz. İnsanlara güzelliğinizi gösterebilmenizin tek yolu vardır: sizi güzel görenlerin orada durmalarına izin vermek. Bu kadar.
Eğer görebilen bir gözünüz varsa, o zaman kendinizdeki kusurlu güzelliği görebilirsiniz. Kesinlikle güzelsinizdir ve kesinlikle kusurlusunuzdur. Öyle olmak zorundadır zaten.
Dün dağa tırmanırken gördüğümüz ağaç kusurluydu. Dik bile duramıyordu. Eğik bir şekilde kayaya tutunmaya çalışıyordu. Eğri büğrüydü. Kökleri pek çok yerde yüzeye çıkmıştı. Gövdesinde belki yüz yıldır aldığı darbelerden oluşan fazladan kabuklar vardı. Kimi yerde dalları şiddetli fırtınalardan, belki de üzerine düşen şimşeklerden kırılmıştı. Muhteşemdi! Tüm kusurlarıyla, tüm eksikleriyle… Kusurları olmasaydı eğer, dümdüz yukarı yükselseydi. Hiçbirimizin dikkatini çekmezdi. Sahip olduğu mükemmel düzlüğüyle, kereste olmaya uygun olurdu.
Herhangi bir şeyin güzel olabilmesi için kendi içindeki tezatlarla, kusurlarla güzelliğini gösterebilmesi lazımdır. Eğer bir şey kendi içinde kusur barındırmıyorsa güzelliğini gösteremez. Güzellik ancak karşıtlarla ve bunların uyumuyla açığa çıkar.
Kendinizdeki kusurlu güzelliği göremezseniz, onu değiştirmeye kalkarsınız. Ağaç yamuluyorsa, bir dal eğer gitmemesi gereken yere gitmeye kalkıyorsa onu ıslah edersiniz. Görünüşünüzü, sözlerinizi ve zihninizi ıslah etmeye, kendinizden “beğenilir bir şey” çıkarmaya kalkarsınız. Bozarsınız!
Herhangi bir andan, oturduğunuzda meditasyon yapan zihninizden, onun o kusurlu halinden memnun değilseniz, onu kabul etmiyorsanız, ıslah etmeye kalkarsınız. Müdahale edersiniz. Nefesinizi, zihninizi, oturuşunuzu kontrol etmeye çalışarak, müdahale ederek, o an meditasyondaki zihninizi istemediğiniz bu halden “arzu ettiğiniz” hayali bir hale dönüştürmeye çalışırsınız. Kusurlu zihninizi bırakıp Budha Zihni’ne ulaşmaya çalışırsınız.
Uyanmış, aydınlanmış durumunuzu tanımlayan “Budha Zihni” sizin şu anki zihninizden farklı değildir. Sizin şu anki kusurlarınız Budha Zihninizin bir parçasıdır. Eğer bu kusurlarınız yoksa, Budha Zihniniz de yoktur.
Siz daima olabileceğiniz en “ideal” durumdasınızdır. Orada, kayaların arasından çıkan ve bizi şaşırtıveren çam ağacı yalnızca orada ideal durumundadır. Çam ağacı, başka bir yerde bulunarak, oradaki çam ağacı olamazdı. İlerideki tepelerin üzerinde doğal olarak oluşmuş Zen bahçesi, yalnızca orada, o şekilde varolabilir. O olağanüstü güzellikteki minik havuz, yalnızca orada ve yalnızca yağmurlar başlayıncaya kadar varolacak. İçinde nereden geldiğini bilmediğimiz, bizi şaşırtan 5 su kaplumbağası yalnızca orada o güzelliği bize sunacak.
Eğer buradaki Budha zihnini, meditasyondaki mükemmel zihninizi göremezseniz, o mükemmelliğe asla ulaşamazsınız.
O nedenle her ânın içindeki güzelliği keşfedin. Size belki öyle gelmese de, varoluş güzellikten oluşur. Bu güzellik yalnızca onu görebilenlere görünür. Eğer görmezseniz o zaman kayalardan çıkan ağaç öylesine bir ağaçtır, ilerideki tepelerde oluşmuş doğal Zen bahçesi kaya, çimen ve bir iki ağaçtır, içinde kaplumbağaların yüzdüğü küçük doğal havuz yalnızca yosunlu bir su birikintisidir.
Meditasyona oturduğunuzda sırtınız ağrır, aklınızda düşünceler belirir, zihniniz sizin denetimizinden bağımsız olarak huzurlu ve huzursuz anlar yaşar… Tıpkı çayın acı, buruk tadı gibidir; çok lezzetlidir. Görmeyi bilmiyorsanız zihniniz kaya ve çimendir. Görmeyi biliyorsanız muhteşem bir Zen bahçesidir. Görmeyi bilmiyorsanız zihniniz dibi bulanık, içinde anıların yüzdüğü yosunlu bir su birikintisidir. Görmeyi biliyorsanız, muhteşem bir havuzdur. Eğer bunu göremezseniz, Budha Zihninizi göremezsiniz. Budha Zihniniz de böyle. Bir gün zihninize baktığınızda birden bire başka bir şey görmeyeceksiniz; yalnızca onu başka bir şekilde göreceksiniz.
O nedenle kendi yakanızdan düşün. Kendinizi kendinizden ve kendi fikirlerinizden kurtarın. Kendinizi kendi halinize bırakın. Zihninize, tüm güzelliğini açığa çıkarması için izin verin. Müdahale ettikçe onu bozuyorsunuz. Görebiliyorsanız, müdahaleye gerek yoktur; muhteşem bir çam ağacıdır. Göremiyorsanız, ondan ancak kereste elde edersiniz. Göremiyorsanız, onu kesip biçip düzgünleştirmeye çalışırsınız. Sonunda ortaya dümdüz bir şey çıkar.
Beklenti orada olduğu sürece, yalnızca ânlardaki ya da çevrenizdeki güzelliği değil kendi güzelliğinizi de göremezsiniz. Beklenti size hep, “bundan başka bir şey” der. Bu ânın doğru olmadığını, bu bedenin doğru olmadığını, bu zihnin doğru olmadığını, bu yaşamın doğru olmadığını, bu öğretinin doğru olmadığını, bu kişinin doğru olmadığını söyler. Hep yanıtın başka bir şey ve başka bir yerde olduğunu sanırsınız. Sürekli size verilenlerden, travmalarınızdan, koşullarınızdan, yeterli olmadığınızdan yakınırsınız. Tabii ki yeterli değilsiniz. Tabii ki koşullarınız kötü. Tabii ki geçmişinizde bir sürü saçmalık var. Elbette böyle olacak. O havuzdaki su bulanık olmazsa kaplumbağalar beslenemez ve ölür. O çam ağacı eğer o darbeler ve sert rüzgarlar olmasa, üzerinde durduğu kaya yeterli besin vermeyip onu bodur bırakmasa en başarılı sanatçıyı kıskandıracak güzellikle doğal bir bonsaiye dönüşemez. Bütün bu güzelliklerin açığa çıkabilmesi için bütün o kusurlara ihtiyaç var. Kusurları ortadan kaldırın, beraberinde güzelliği de ortadan kaldırmış olursunuz.
Üzerinde yürüdüğümüz yolu, bu öğretiyi ya da meditasyonu sizde eksik olan bir şeyi oraya koymak zannetmeyin. Öğreti sizdeki fazlalığı atmak için vardır. Şu anki halinizle hemen hemen mükemmelsiniz. Yalnızca biraz fazlalığınız var.
Eğer olduğunuz şeyi olmaktan ve bulunduğunuz yere varmaktan başka bir şeye ihtiyacınız olmadığını kavrayabilirseniz, bu dünyada sizi aldatabilecek bir şey yoktur.
Her şey böyledir. Başka bir şey de olması gerekmez. Böyle olmak mükemmelliktir. Eğer olguların oldukları halde, böyle olmalarına izin verirseniz, her şey mükemmel olur. Eğer olgulara oldukları gibi olma izni vermezseniz o zaman bundan zarar görürler.
Bırakın meditasyon yaparken zihniniz böyle olsun. Zihninize olduğu gibi olması için izin verin. Eğer izin verirseniz bir sorun yoktur. Zihninize olduğu gibi olması için izin vermezseniz o zaman onu kontrol etmenin bir yolunu bulmak umuduyla sorular sormaya başlarsınız: “Zihnimi nasıl sakinleştirebilirim?” Yanıt basittir: “Kendi haline bırak.”
Üzerinde yürüdüğümüz yol, zor değil. Tersine, son derece zahmetsiz bir yol. Belki de tek zorluğu bu olabilir. Varolana kendimizi bırakıp olanla akmaktan ibaret. Olanla birlikte akabilmek için elbette olanı kontrol etme çabanızı bırakmalısınız. Deneyimi olduğu haliyle kabul edemezseniz onu biçimlemeye kalkarsınız.
Bu gerçeği anlamadığınız sürece öğreti zor ve sıkıcıdır. Sizden sürekli olarak talepte bulunur. Sürekli olarak sizde bir kusur, bir eksiklik olduğunu imâ eder ve kendinizi suçlu hissetmenize sebep olur. Anladığınızda ise, iyi ve doğru olan her şey zaten kendiliğindendir. Bu anlayışa ulaşmak yalnızca mümkün değil aynı zamanda kolaydır da… Yapmanız gereken tek şey kendinize müdahale etmeyi bırakmak. Kendinize “olduğu gibi olmak” için izin vermek.
Bu kadar.


Merhaba 2018

Giden yılı uğurlarken, 2018’in getireceklerine keyifle hazırlanalım birlikte. Her sabah yeniden uyanıyorsak umudumuzu kaybetmeyelim. Sağlıkla nefes aldığımız her an, zorluklarla başa çıkmaya niyet edelim. Varlığına şükrettiğimiz her şey ve sahip olduklarımız için teşekkür edip, güzellikleri görelim. Kalplermizi nefretten uzak tutup, sevgiye daha çok yer açalım. Karşılık beklemeden sevelim. İnsanları incitmemeyi deneyelim, olur da incitirsek nazikçe ve dürüstçe özür dileyebilelim. Geçmiş olaylardan ders alalım, ama geçmişe takılı kalmayalım. Güneş her gün yeniden doğuyor, daha iyi günler yaşamak elimizde.

Onurumuzla, sahip olduklarımıza şükrederek, anlamsız hırslardan arınarak, bebekler gibi kibirsizce, her sabah daha da yenilenerek, “az tüketip, çok türeteceğimiz”, barış içinde “bir orman gibi hür ve kardeşcesine” yaşayacağımız; bedenlerimizin sağlıklı, ruhlarımızın hep genç kalacağı, bereketli, huzurlu, güzel bir yıl olsun 2018.
Sevgiyle ve muhabbetle…
Görsel kaynağı: https://www.pinterest.com.au/pin/25966135336065474/


#2017 Dostluk, Huzur, Bolluk ve Bereket Getirsin Hepimize

booktree

2016 yılını arkamızda bırakmaya hazırlanıyoruz. Şimdi yeni bir yılın getireceklerine odaklanma zamanı; geçmişe takılıp kalmanın yararı yok, gelecek günlerin belirsizliğini coşkuya çevirmek elimizde. Her sabah sağlıkla uyanıyorsak umudumuzu kaybetmek anlamsız. Sağlıkla nefes aldığımız her an, zorluklarla başa çıkabileceğimiz anlamına geliyor; yeter ki isteyelim ve çaba harcayalım.
Hayatımıza dışarıdan bakmaya çalışalım; tabii objektif olarak bakalım; varlığına şükredeceğimiz her şeyi not edelim, aklımıza her geldiğinde sahip olduklarımız için teşekkür edelim, güzellikleri görmeye ve onlara ulaşmak için çaba harcamaya devam edelim. Kendimizde değiştirmek istediklerimiz için de ayrı bir liste yapalım ve yıl boyunca bunlar üzerinde çalışalım.
Onurumuzla, sahip olduklarımıza şükrederek, anlamsız hırslardan arınarak, bebekler gibi kibirsizce, her sabah daha da yenilenerek, “az tüketip, çok türeteceğimiz”, barış içinde “bir orman gibi hür ve kardeşcesine” yaşayacağımız; bedenlerimizin sağlıklı, ruhlarımızın hep genç kalacağı, daha bereketli, daha huzurlu, daha adil ve çok daha güzel bir yıl olsun 2017.
Hepinize sevdiklerinizle birlikte; ağız tadıyla, huzurla, bolluk ve bereketle geçecek harika bir yıl diliyorum.
Sevgiyle ve muhabbetle…

Görsel kaynağı:
https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/originals/f2/77/d0/f277d02da7bfac6841477339b350759d.jpg


Yeni Yıla Merhaba

Sunset Bodrum

Yeni bir yıla doğru koşaradım ilerliyoruz. Bilinmezliklerden mi, umutlardan mı olduğunu çözemediğimiz ürpermeler var ruhlarımızda. Yüreklerimiz hayallerimizin gerçek olabileceği heyecanıyla çarpıyor. Gençler arkadaşlarıyla katılacakları eğlencelerin, çocuklar açacakları hediye paketlerinin heyecanında, yaşlılar ise sağlıkla geçirecekleri yeni bir yılın umudundalar.
2015 yorucu bir yıl oldu çoğumuz için; ülkemiz için üzüldük, kayıplar yaşadık, sağlık sorunlarıyla cebelleştik, belki işsiz kalanlar da oldu aramızda. Şimdi yeni bir yılın getireceklerine odaklanma zamanı; geçmişe takılıp kalmanın yararı yok, gelecek günlerin belirsizliğini coşkuya çevirmek elimizde. Her sabah sağlıkla uyanıyorsak umudumuzu kaybetmek anlamsız. Sağlıkla nefes aldığımız her an, zorluklarla başa çıkabileceğimiz anlamına geliyor; yeter ki isteyelim ve çaba harcayalım.
Hayatımıza dışarıdan bakmaya çalışalım; tabii objektif olarak bakalım; varlığına şükredeceğimiz her şeyi not edelim, aklımıza her geldiğinde sahip olduklarımız için teşekkür edelim ve daha iyilerini istemeye, onlara ulaşmak için çalışmaya devam edelim. Kendimizde değiştirmek istediklerimiz için de ayrı bir liste yapalım ve yıl boyunca bunlar üzerinde çalışalım.
Kızdıklarımız, hırslandıklarımız, sinirlendiklerimiz olabilir; şimdi onları affetme zamanı, ruhumuzda ve bedenimizde yarattıkları yıkıcı etkilerden kurtulma zamanı. Kolay olacak mı, tabii ki olmayacak, ama deneyeceğiz adım adım ilerleyeceğiz. Affetmeyi başardıkça üzerimizdeki yükler hafifleyecek, ruhumuz özgürleşecek, huzuru hissedeceğiz.
İhtiyacı olan herkese yardım etmeye çalışalım, yardım sadece parasal değildir. Her fırsatı değerlendirip kahkaha atalım, gülmenin iyileştirici etkisinden yararlanalım. Yolda rastladığımız hayvanların başını okşayalım, sevilmeye de beslenmek kadar ihtiyaçları var unutmayalım.
Gerektiğinden fazla tüketmemeye çalışalım; sistemi değil ruhumuzu besleyelim. Tüketeceklerimizi alırken çevreye zarar vermeyenleri seçmeye çalışalım, ambalajlı ürünlerden vazgeçelim, olabildiğince az çöp üretmeyi deneyelim.
Günümüze aynada kendimize gülümseyerek başlayalım; kendimizi sevelim, yeri geldiğinde egosit olalım, hepimiz tek ve biricikiz, sizden bir tane daha yok, bana inanmazsanız parmak izinize sorun, retinanıza sorun 🙂
An’da kalmaya çalışalım, geçmiş yaşandı bitti geri getiremeyiz, gelecek bir gizem; nelerle karşılaşacağımızı bilemeyiz, ama “an” tamamen bize ait, onunla ne yapacağımıza karar vermek de bize ait. Yeni yılda mutsuzlukları görev edinmek yerine, yaşadığımız her an’a şükredelim ve  “Sonsuz Şimdide Olmaya” gayret edelim.
Onurumuzla, sahip olduklarımıza şükrederek, anlamsız hırslardan arınarak, bebekler gibi kibirsizce, her sabah daha da yenilenerek, “az tüketip, çok türeteceğimiz”, barış içinde “bir orman gibi hür ve kardeşcesine” yaşayacağımız; ruhlarımızın hep genç kalacağı, daha bereketli, daha huzurlu, daha adil ve çok daha güzel bir yıl olsun 2016.
Hepinize sevdiklerinizle birlikte; ağız tadıyla, huzurla, bolluk ve bereketle geçecek harika bir yıl diliyorum.
Sevgiyle ve muhabbetle…

Yeni yılda yeni biri olmayı deneyecekler bu linkleri mutlaka incelemeli:

http://abolisyonistveganhareket.org/
https://www.facebook.com/fikirsahibidamaklar
http://bugday.org/
http://zumbara.com
http://esyakutuphanesi.com


#2015 Yeni Bir Yıla Daha Merhaba

bebek

Onurumuzla, sahip olduklarımıza şükrederek, anlamsız hırslardan arınarak, bebekler gibi kibirsizce, her sabah daha yenilenerek, az tüketip çok türeteceğimiz, barış içinde “bir orman gibi hür ve kardeşcesine” yaşayacağımız; ruhlarımızın hep genç kalacağı, daha bereketli, daha huzurlu, daha adil ve çok daha güzel bir yıl olsun.
Uygulamaya çalışın:
-Her fırsatı değerlendirip kahkaha atın, gülmenin iyileştirici etkisinden yararlanın. Yeri geldiğinde egoist olun.
-Kendinizi sevin, değer verin ve önemseyin. Hepimiz tek ve biricikiz, bizden bir tane daha yok. İnanmıyorsanız parmak iziniz ve retinanız size kanıtlayacaktır.
-Halinizden şikayet etmeyin. Mutsuzlukları görev edinmek yerine, yaşadığınız her an’a şükredin.
-Çok kızgın ve sinirli olduğunuz zamanlarda bile gülümsemeye çalışın.
-Affedin, kolay değil biliyorum, ama deneyin mutlaka.
-İhtiyacı olan herkese yardım etmeye çalışın, yardım sadece parasal değildir.
-Sokakta rastladığınız hayvanların başını okşayın, sevilmeye de ihtiyaçları var unutmayın.
-Gerektiğinden fazla tüketmemeye çalışın; sistem yerine ruhunuzu besleyin.
-Tüketeceklerinizi alırken çevreye zarar vermeyenleri seçmeye çalışın, ambalajlı ürünlerden vazgeçin, olabildiğince az çöp üretmeyi deneyin.

Bu linkleri de mutlaka inceleyin

http://uyanmasaati.com/
http://zumbara.com
http://esyakutuphanesi.com
http://bugday.org/
http://www.fikirsahibidamaklar.org/
http://tema.org.tr/
http://abolisyonistveganhareket.org/


Yeni Umutlarla Yeni Yıla Merhaba

Istanbul   Galata Tower
2014 yılı;
Onurumuzla, sahip olduklarımıza şükrederek, anlamsız hırslardan arınarak, bebekler gibi kibirsizce, her sabah daha yenilenerek, barış içinde “bir orman gibi hür ve kardeşcesine” yaşayacağımız; ruhlarımızın hep genç kalacağı, daha bereketli, daha huzurlu ve çok daha güzel bir yıl olsun.

Bu maddeler de hep aklınızın bir köşesinde bulunsun.
-Kendinizi sevin, önemseyin.
-Yeri geldiğinde egoist olmayı deneyin, kendinize daha çok vakit ayırın.
-Halinizden şikayet etmeyi aklınızdan bile geçirmeyin.
-Cahiller ve aptallarla tartışmayın, nefesinizi boşa tüketmeyin.
-Çok kızgın ve sinirli olduğunuz zamanlarda bile gülümsemeye çalışın. Hayata gülümsemek, bütün dertlerin en güzel ilacı.

Sevgi ve ışıkla kalın…


Yeni Bir Yıla Merhaba

Yine, yeni bir yıla doğru koşaradım ilerliyoruz. Bilinmezliklerden mi, umutlardan mı olduğunu çözemediğimiz ürpermeler var ruhlarımızda. Yüreklerimiz hayallerimizin gerçek olabileceği heyecanıyla çarpıyor. Gençler arkadaşlarıyla katılacakları eğlencelerin, çocuklar açacakları hediye paketlerinin heyecanında, yaşlılar ise sağlıkla geçirecekleri yeni bir yılın umudundalar.

2012 yorucu bir yıl oldu çoğumuz için; kayıplar yaşadık, sağlık sorunlarıyla cebelleştik, belki işsiz kalanlar da oldu aranızda. Şimdi yeni bir yılın getireceklerine odaklanma zamanı; geçmişe takılıp kalmanın yararı yok, gelecek günlerin belirsizliğini coşkuya çevirmek elimizde. Her sabah sağlıkla uyanıyorsanız umudunuzu kaybetmek anlamsız. Sağlıkla nefes aldığınız her an, zorluklarla başa çıkabileceğiniz anlamına geliyor, yeter ki isteyin ve çaba harcayın. Hayatınıza dışarıdan bakmaya çalışın, tabii objektif olarak bakın; varlığına şükredeceğiniz her şeyi not edin, aklınıza her geldiğinde sahip olduklarınız için teşekkür edin ve daha iyilerini istemeye, onlara ulaşmak için çalışmaya devam edin. Kendinizde değiştirmek istedikleriniz için de ayrı bir liste yapın ve yıl boyunca bunlar üzerinde çalışın.
Kızdıklarınız, hırslandıklarınız, sinirlendikleriniz olabilir; şimdi onları affetme zamanı, ruhunuzda ve bedeninizde yarattıkları yıkıcı etkilerden kurtulma zamanı. Kolay olacak mı, tabii ki olmayacak, ama deneyeceksiniz adım adım ilerleyeceksiniz. Affetmeyi başardıkça üzerinizdeki yükler hafifleyecek, ruhunuz özgürleşecek, huzuru hissedeceksiniz.
Güne aynada size gülümseyerek başlamaya çalışın, kendinizi sevin, siz tek ve biriciksiniz, sizden bir tane daha yok, bana inanmazsanız parmak izinize sorun, retinanıza sorun 🙂
An’da kalmaya çalışın, geçmiş yaşandı bitti geri getiremeyiz, gelecek bir gizem; nelerle karşılaşacağımızı bilemeyiz, ama “an” tamamen bize ait, onunla ne yapacağımıza karar vermek de bize ait.
Yeni yılda mutsuzlukları görev edinmek yerine, yaşadığınız her an’a şükredin ve “Sonsuz Şimdide Olmaya” gayret edin.
Hepinize; sevdiklerinizle birlikte ağız tadıyla ve bereketle geçecek harika bir yıl diliyorum.
Sevgi ve Işıkla Kalın…


Yeni bir yıl 2012


Neşeli bir yazıyla yeni yılınızı kutlamak istiyordum. Sabah saatleri güneşli pırıl pırıl olan gökyüzünün griye dönüşüp yağmur olup düşmesi gibi, benim de ruh halim kırık dökük oluverdi. Hissettiğim o coşku ve heyecan yerini huysuzluğa bırakıverdi. Bir yaş daha yaşlanacağım için mi seviniyordum, saçma dedim ve doğum günümden bir gece önce yazıp, ertesi sabah annemin ölümüyle unutuverdiğim ama daha sonra paylaştığım bir yazıyı yeniden eklemeye karar verdim. Ruh halim tam da budur.
2012 hepimiz için barış içinde, kardeşçe yaşayacağımız; daha bereketli, daha huzurlu ve daha eğlenceli bir yıl olsun.
Sevgi ve ışıkla kalın…

(Görselin konuyla ilgisi yok kendimi iyi hissettiğim günlerden birinde çekmiştim, ekleyiverdim.)

Yaşlanmak…

Yaşlanmak sadece aynada gördüğünüz yabancıdan hoşlanmamak değildir.

Yaşlanmak; sizi arayıp soranların sayısının hızla azalması demektir. Sizi aradıklarında bilirsiniz ki, soracakları bir konu veya dinlemenizi istedikleri bir sorunları vardır.

Birlikte eğlenilecek yerlere çağrılma miktarınız sıfıra yaklaşmışsa, yaşlandığınıza inanabilirsiniz.

Gündemi takip etmeniz, çokça konuda onlardan daha yeni bilgiye sahip olmanız da hayatınızı kolaylaştırmaz, hatta size düşman bile olabilirler.

Nasihat etmek istediğinizde çoğu zaman ukalalık olarak algılarlar, sizin daha önce bu konuda canınızın yandığını ve onların canı yanmasın diye uyardığınızı akıllarına bile getirmezler.

Gençliğin nasıl olduğunu hatırlamadığınızı düşünürler, ama bilmezler ki aslında yaşlanan sadece bedenlerdir, ruhlar kendini hep genç hisseder.

Yaşlanınca; gittiğiniz bir mekanda sevdiğiniz bir melodi çalarken, içinizde bir yerlerde, çılgınlar gibi dans etmek isteyen genç ruhunuzu hızla engellemezseniz, uzaylı görmüş köylü vatandaş bakışlarına maruz kalırsınız. Boynunuzu büküp yerinizde oturun, ayağınızla tempo tutmakla yetinin.

Öyle canınızın her istediğini giymeniz, fazla aksesuar kullanmanız da uygun değildir. Saçınızı atkuyruğu yapmanız, arkanızdan kikirdeşmelere neden olabilir.

Tatil yörelerinin sakin olanlarında konaklamanız beklenir sizden, eskaza gündemdeki adreslerden birine yolunuz düşmüşse, neredeyse iğrenir bakışlarla karşılaşırsınız “ne işi var bunun burada” der gibidirler.

Yaşlanmak, bir anlamda da görünmez olmaya başlamaktır. Yirmilerinizdeki ışıldayan görünüşünüze, sağlıklı bedeninize sahip olmadığınız için başkaları tarafından farkedilmeniz de zorlaşır.

Gençliğinizde size yol vermek için çekilip gülümseyenler, yaşlıysanız neredeyse bulundukları yerden geçmeye çalıştığınız için sizi tokatlar gibi bakarlar.

Karşıdan karşıya geçerken yaya geçidinde bile kornalarla protesto edilirsiniz. Toplu taşıma araçlarına binerken size yol vermelerini asla beklemeyin, ezmemeleri ve kenara itmemeleri için dua edin.

Sokağa çıkmanızı yasaklamaları mümkün olsa yapacak binlerce genç insan var etrafta. Bunu da huzur içerisinde sağa sola not olarak yazıyorlar. Sanıyorlar ki hep yirmilerinde kalacaklar.

Bizler; ellili, altmışlı, yetmişli yıllarda doğanlar; farklı dünya görüşleriyle yetiştirildik ve eğitildik diye düşünüp hoşgörmeye çalışıyorum, zorlansam da deniyorum.

38 yaşımı çok sevmiştim, ruhumu oraya sabitledim, bedenime ise çare yok, hızla yaşlanıyor.

Keşke bir yolu olsa da insanlar hep genç kalsalar; gözleri bozulmasa, hastalanmasalar, elden ayaktan düşmeseler, bunamasalar. Süreleri dolunca fişi çekilmiş elektronik alet gibi ölüverseler. Hayal işte, hoşgörün, ne de olsa sizlere göre epey yaşlıyım.


Merhaba 2011

Yeni bir yıla giriyoruz. Yeni umutlarla dolu günlere koşuyoruz.
Geçtiğimiz yılın fotograf karelerini unutmadan, yenilerine yer açmaya çalışıyoruz.
Manzara pek iç açıcı değil, ama insanız işte, umutlanıyoruz, “belki” diyerek. Hava kirliliği, küresel kriz, petrol fiyatları, dört yanda çalan savaş davullarına rağmen hayaller kuruyoruz, daha güzel daha sevecen bir dünyanın hayalini.

Hepimizin, 2011 de hayal ettiğinden daha güzel bir dünyada yaşaması dileğiyle…
Sevgi ve ışıkla kalın…Bilgelikle Kalın. Evrensel Zekânın Her Oluşta ve Oluşumda Kendisini İfade Eden Bilgeliğinin Farkındalığı ve Hayranlığıyla… Aşkla Kalın. Hayata ve onun tüm ifadelerine aşkla…