:::: MENU ::::
Posts tagged with: Dilara Erdem

Şükürler Olsun…

Spring 2010

Bu sabah önce sevgili Dilara Erdem’in blog yazısına rastladım, sonra sevgili Zeynep Doruk’un Facebook paylaşımı çıktı karşıma, kendi yaşadıklarımı düşündüm, gülümsedim ve yazmaya, paylaşmaya karar verdim. Sizler de mutlaka okuyun ve ruh hali karmaşık yakınlarınızla paylaşın lütfen.

Gerçekleştiğinde çok acı veren, ama yıllar sonra geriye baktığımda şimdi olduğum kişiye dönüşmemi sağlayan her olay için şükürler olsun. Yaşanırken canınızı yakan her durumun bir sebebi var, sizi bir adım daha ileriye taşımak. İnsanoğlu canı yanmadan öğrenmiyor; minicikken size “elini uzatma” denen sobaya uzanıp saatlerce ağlanması gibi. Gözümüzün önündeki uyaranları fark etmeyip, ya da görmezden gelip hatalar yapıp sonra üzülerek ve acı çekerek öğreniyoruz. İç karartıcı ruh halinden kurtulmanıza da, gününüzü güzelleştirmenize de, kendinizi daha iyi hissetmenize de yardımı oluyor şükretmenin. Mutlaka bir liste yapın, ne çok şükredecek şeyiniz olduğuna şaşıracaksınız. Hayatınızdaki olumsuzlukları cımbızla ayıklayıp hayıflanmak ve daha derine batmak yerine, sahip olduklarınız için şükretmeyi deneyin, daha iyi hissedeceksiniz.
Sevgili Dilara’nın yazısını BURAYA tıklayarak mutlaka okuyun. Sevgili Zeynep’in paylaşımını aşağıya iliştiriyorum. Belki birilerine yol haritası olurlar.
Yazıda kullandığım görseli, 2010 yılında bir sabah pazara giderken rastlayıp çekmiştim, hayatı güzelleştiren ve yaşamayı sevdiren bahar dalı bana hep umut verir, umarım sizlere de öyle olur.
Sevgiyle ve muhabbetle…

“Var olduğum, sevebildiğim, düşünebildiğim,hissedebildiğim için şükürler olsun. Sağlıklı bir bedene sahip olduğum için şükürler olsun.
Eksiksiz bir beden ile donatılmış ruhsal bir varlık olduğum için şükürler olsun.
Rüzgara, yağmura, güneşe, bana yaşadığımı hatırlatan her şeye şükürler olsun.
Kendimi her halimle sevebildiğim için şükürler olsun.
Fark ettiğim ve etmediğim tüm yeteneklerim için şükürler olsun.
Dünya nimetlerini tadabilen bir beden ile donatıldığım için şükürler olsun.
Bu güzel günü yaşayabildiğim ve tadabildiğim için şükürler olsun.
Beni sevgiyle büyüten bir aileye sahip olduğum için şükürler olsun.
Aldığım ve verdiğim her nefes için şükürler olsun.
Ağlayabildiğim ve gülebildiğim için şükürler olsun.
Şükredebilmeme vesile olan her şey için şükürler olsun. “


Ebeveyn Olmak Zor İştir

Bunca bilgiye, kitaba, videoya rağmen hala çocuklarına saçma sapan davranan ebeveynleri gördükçe içim acıyor. Üstelik de bunlar eğitimli sayılan kesimdekiler ise durum daha da üzücü oluyor. Teyzemin iki kat üstünde 2 yaşında oğlu olan genç bir çift yaşıyor. Çiftler arasında sorun olabilir normaldir, normal olmayan kısmı annenin çocuğuna çok kötü davranması. Mutsuz ve huysuz bir genç kadın, el kadar bebeye çığlık çığlığa bağırıyor. Ne yapmış olursa olsun, çocuk bu kadar kötü davranılmayı hak etmez. Bir değil, iki değil her zaman durum bu. Kendimi zor tutuyorum yukarı fırlayıp kadını yakasından tutup “ne halt ediyorsun sen” diye sarsmamak için. Amerika’da bu kadını çoktan hapse tıkıp, çocuğunu da alırlardı elinden. Teyzemin hatırı olmasa gerçekten müdahele edeceğim, apartman komşuları arasında kötü olmak istemiyor, ne de olsa evin sahibi o, bana da görüşüne saygı duymak kalıyor. Bu sabah yine aynı tantana vardı, sonra sevgili dost Dilara Erdem‘in bir paylaşımını gördüm ve bloga aktarıp daha çok kişinin görmesini sağlamak istedim. Aşağıda okuyacağınız yazıyı, Aylin Kotil 2004 yılında kaleme almış. Çok uğraştım ama gazete arşivinden aslına ulaşamadım. Çocuk yetiştiren herkesin arada sırada yeniden okuması dileğiyle…
Önemli not: Yazıya görsel olarak kullandığım bebek, doğum fotografçısı sevgili dost Alev Durmuşoğlu‘ nun web sayfasından alıntıdır.
bebek
Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım:

Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın.

Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını…

Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden ‘neden ben değil de o?’ demeden…

Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona.

Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu.

Gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret.
Kitaplardan keyif almasını.

Ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp da kendini yönlendirmeyi bulmasını.

Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla.

Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine…

Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona. Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.

Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret. Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret,başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı…

Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret.
Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat. Hayatı sorgulamayı öğret ona…

Bilginin en büyük güç olduğunu öğret.Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını.

Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret.

Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı…
‘İstemiyorum’, ‘hayır’ demeyi öğret ona, istediğinde ise ‘istiyorum’ demeyi.

Sevdiğinde ise ‘seni seviyorum’ diyebilmeyi öğret ona. Bir pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını…

Sorgusuz sevmeyi…
El yazısı ile notlar yazmayı…
Lafı dolandırmamayı…
Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona.
Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını.

İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret…
Ama en çok da kendini sevmesini öğret…
Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini…
Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini… Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını…

Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona…

Aylin Kotil