:::: MENU ::::
Posts tagged with: Halkla İlişkiler

Tereciye tere satmak…

Tereciye tere satmak zor iştir. Ustalık ister, incelik ve hınzırlık, hatta azıcık da duygusallık gerektirir. Yakın zamanda denk gelen birkaç olay nedeniyle kendi kendime söylenmek yerine yazıp paylaşayım istedim.
Adı Halkla İlişkiler olan bir mesleği yapmaya karar verenlerin, bu işin en önemli boyutunun “iletişim” ve “insan ilişkileri” olduğunu sindirmeleri gerek. İletişim yeteneği ile doğmamış iseniz geliştirmek için çaba harcamanız gerekir. Son yıllarda İletişim Fakültelerini seçenlerin çoğu bu mesleğin renkli ve eğlenceli olduğunu düşünerek seçiyor sanırım. “Çoğu” kelimesine özellikle dikkat çekmek isterim. Eser miktarda da olsa, aralarında mesleğinin inceliklerine, etik değerlere ve en önemlisi insani yönüne dikkat edenler de var. Onların da çoğu zaten olanakları ölçüsünde kendilerini geliştirmeye devam ederek, ya master yapıyorlar ya da eğitim seminerleri ve workshoplara katılıyorlar.
Milliyet Gazetesi Reklam bölümünde çalıştığım dönemde, haber merkezine ve bizim servise gelen basın daveti ve bülteni sayısı gün içinde üç haneli rakamlara ulaşabiliyordu. Gözlemlediğim kadarıyla, bültenin haber değeri ve kişiye özel hazırlanmış olması, hemen eşitler arasında birinci sıraya çıkmasını sağlıyordu. 94 yılında henüz “e bülten” yollamak güncel olmadığından, fax yoluyla iletilen birbirinin aynısı basmakalıp cümlelerle yazılmış, kime yollandığı belli olmayan bültenler anında çöpü boyluyordu. 95 sonundan başlayarak onlarca global markaya hizmet verdiğim Halkla İlişkiler ve Özel Etkinlik şirketinde basın mensuplarına yollanacak davet ve bültenleri olabildiğince elden teslim etmeye çalıştım. Günlük hayatın karmaşası içinde, size kendi eliyle davet veya bilgi getiren (getirilen bilginin mutlaka haber değeri taşıyor olması ilk şarttır) , hatrınızı soran birini görmezden gelmeniz zordur.
Son zamanlarda adet olduğu üzere tanıtım toplantıları, açılış ve seminerlere basın mensupları yanında blog yazarları da davet ediliyor. Bana yollanan mesajlarda eğer davet adıma değil de “Sayın Basın Mensubu” diye başlıyorsa, gerisini okumam mutsuzluk verici bir hal alıyor ve gideceği yer de genellikle çöp oluyor. Sayıları çift haneli rakamları geçmeyen  sayıda blog yazarına gönderim yapacak iseniz,  lütfen vakit ayırıp ne konularda yazdığına, kim olduğuna, neleri paylaştığına azıcık bakıverin. İlgi alanım olmayan bir konuda paylaşım yapmamı isteyenlerin yaptıkları işi iyi anlatmaları ve dikkatimi çekmeleri gerek. “Kuzguna yavrusu Anka görünür” sözünü aklınızdan çıkartmayın. Hazırladığınız etkinlik, çıkardığınız yeni ürün, gündeme getirmeye çalıştığınız konu her ne ise sizin için çok önemli ve tek olabilir, yaptıklarınıza ilgi göstermesini beklediğiniz kişilere önce, “insan” olduğunu hatırlayarak davranmayı deneyin. Mesela, mesajınıza onun adıyla başlayıp “merhaba” deyin. İnanın gerisi iplik söküğü gibi gelecektir.
Sevgiyle ve muhabbetle…
Gorsel kaynagi

https://resources.workable.com/wp-content/uploads/2013/05/pr-manager.jpg


Sonbahar sinsice giriverdi yine hayatımıza

Yine gri günler, yine yağmur, yine soğuklar… Yaz yaşamadan kışa koşmak hiç de adil değil. Depresyona mağlup olmak bize yakışmaz, sarılalım tuşlara. Ne garip kaleme sarılmak eylemini elektronik ortama taşıyıvermek. Tam gün PC kölesiyiz bari bir işe yarasın. 33 yıldır dur durak vermeden çalışıyorum. Seviyorum da çalışmayı, insanlarla bir arada olmayı, elektrik alıp vermeyi, bilgiyi paylaşmayı, konuşmayı, gülmeyi… Nedeni? Bilmem öyle işte. Lise bittikten sonra girdiğim ilk ÜSS sınavının kurbanlarından biriyim. Sorular çalındı diye sınavı yenilediler, aklınız alıyor mu? Ben de şımarık genç kız havalarında “a bir daha giremem tatilimi bozup da dönemem” dedim ve girmedim gerçekten de sınava. O yılı, annemin beni zorla postaladığı “daktilo” “mankenlik” “düzgün konuşma” gibi kurslarla geçirdim. Tabii buhranlı günleri bir daha yaşamaktansa tekrar girdim sınava. Bu kez de rehberlik edecek biri olmadığından 584 fen puanıyla ikinci tercihim olan Boğaziçi Bilgisayar bölümünde paşa paşa okumak varken, ilk tercihim olan Gazetecilik ve Halkla İlişkiler’de okumak zorunda kaldım. Diyeceksiniz ki kendi salaklığın neden yüksek puanlıdan başlamadın yazmaya, haklısınız ama “kader” diye birşey var inanın. Size yolunuzu değiştirten öyle anlar oluyor ki, yıllar sonra geriye baktığınızda seçebiliyorsunuz, gölgeler arasından.