:::: MENU ::::
Posts tagged with: Mardin

Minik ellerden duygu dolu mektuplar

Bayram öncesi beni çok mutlu eden bir zarf geldi Mardin’den.


Takip edenleriniz hatırlayacaktır, geçtiğimiz aylarda sevgili Esra Nur Üçkol‘dan gelen bir mesajla harekete geçip, sevgili Koray Kocabaş‘ın olağanüstü çabaları, dostların müthiş katkılarıyla minik kardeşlerimize güzel sürprizler ve armağanlar yollanmıştı ve bunu yazıya dökmüştüm.

FMK kartlarıyla heyecanın doruğa çıktığı bu muhteşem çabaya miniklerin yanıtı da geçikmemiş. Bizlere teşekkür mektupları yazmışlar, resimler yapmışlar.

Zarfı açıp bu mektupları ve çizimleri görünce gözyaşlarım sicim gibi iniverdi. mektupların bazılarında anneme şifa dilemişlerdi, o anda hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Ne olduğunu anlayamayan ve böyle tepkilerime alışık olmayan teyzem endişeyle yüzüme bakarken ona mektupları gösterdim. Tabii o da gözyaşlarını tutamadı.

Yanlış anlamayın bunlar aslında mutluluk gözyaşları, gülümsetebildiğimiz miniklerin bize yansımaları. “Artık bize şeker göndermeyin” satırları içimi acıttı, bundan sonra yollanacak armağanların boya kalemleri, kitaplar ve zeka oyunları olmasına dikkat edeceğim. Sırayla bana yolladıkları mektuplara da cevaplar yazmaya çalışıyorum.

Yeni yıl armağanlarınızı seçerken Mardin ve çevresindeki minikleri de unutmayın lütfen. Yollamak istedikleriniz için; dilerseniz aşağıya Facebook ve Google + sayfalarını ekledğim projeden bilgi alabilirsiniz veya bana mesaj atarsanız size bağlantı adresini veririm. İletişim bilgilerimi blogun sol üst köşesinde yer alan “Hakkımda” düğmesine tıklayarak bulabilirsiniz.

Haydi Bir Oyun Oynayalım
Facebook Sayfası
Google + Sayfası


Gülümsetin ki, siz de gülümseyebilin

Seçim öncesi deliliği yaşadığımız şu günlerde; ülkenin politik gündemi ve olup bitenler ruhumu hallaç pamuğu gibi atarken dengede kalmaya çalışıyorum, çok zorlanıyorum. Dezenformasyondan, görüntü kirliliğinden kaçınmaya çalışsam da etkileniyorum. Hani çocukken korku filmi izlerken gözümüzü kapatırdık ve o sahne geçene kadar da açmazdık ya, aynı ruh halindeyim, gözlerimi yumup; bunca kötülüğü, haksızlığı, ruhsuzluğu, vurdumduymazlığı, arsızlığı, yüzsüzlüğü yok saymak istiyorum.

Bu sabah erken saatlerde sevgili Koray Kocabaş‘ın yolladığı e postayla başladım güne. Paylaştıklarını okurken hıçkıra hıçkıra ağladım ve o gözyaşları ruhumu yıkayıverdi.  Sevgili Esra Öğretmen ve pırıl pırıl öğrencilerinden haber almak ruhumu aydınlatıyor; yıkılan hayallerimi, kaybolan umutlarımı tazeliyorlar. Sizlere sevgili Esra Öğretmenin satırlarından bir alıntı yapacağım ve sonra aşağıya eklediğim linkleri dikkatle okumanızı rica edeceğim. Çevrenizle paylaşın ve elinizden geldiğince destek olmaya çalışın. Uzaklarda bir yerlerde yüzünü güldürebildiğiniz birileri varsa, sizin de yüzünüz gülecek inanın. 

“Çocukluk buralarda pek de farkına varılmayan bir dönem, üzeri kapatılıp, es geçilen bir dönem, büyüklerin verdiği emirlerin yerine getirildiği, isteklerin dile getirilemediği, olmayan çocuk parkında oynanamayan bir dönem. Sizler sayesinde bu çocuklar çocuk olduklarını hissettiler. Bilmem bundan daha harika bir hediye olabilir mi?”

Haydi şimdi harekete geçin, birilerinin hayatına dokunun, onlara hayatın sadece zorlu bir yol değil, paylaşılınca keyifli bir yolculuk da olabileceğini gösterin. Detaylara; aşağıda yer alan koyu renkli yazılara tıklayarak, Facebook sayfasından ve ne zaman isterseniz beni arayıp ya da eposta ile ulaşabilirsiniz.

Facebook sayfası

Başım Gözüm Üstüne!

Haydi Bir Oyun Oynayalım!(1)

Haydi Bir Oyun Oynayalım! (Mardin – I)

Haydi Bir Oyun Oynayalım! (Muş)

Haydi Bir Oyun Oynayalım! (Mardin – II)

Haydi Bir Oyun Oynayalım! (Mardin’den Mektuplar Var)


İncir çekirdeğini doldurmayan hayatlar …

OzguNamal Dün sabah “İncir Çekirdeği” isimli filmi izledim. Genelde izlemekten kaçındığım türde konusu olduğu için epey ürkerek gittim. Mardin’de yaşayan bir ailenin dramını anlatan filmin, yönetmeni Selda Çiçek’in ilk filmi olduğu için hoşgörüyle izlemeye çalıştım. Bazı sahnelerde hep kafası karışmış ve “böyle kalsın” demiş hissine kapıldım nedense. Özgü Namal’dan alabileceğinin fevkinde oyun alabilecekken o küçük dev kadın sıradan bir oyun vermişti. 2007 yapımı Mutluluk’taki oyununu bildiğimden bu kadar rahatça eleştirdim. Bana göre Onur Dikmen’in oynadığı köyün delisi İbrahim karakteri ve Nalan Başaran’ın canlandırdığı Hala karakteri en ilginç oyunculuklardı. hala Suham’ı canlandıran oyuncuyu seslendiren kişi daha başarılı olsa, sanırım küçük kızın duru oyunu daha da öne çıkabilirdi. Tabii Cemile rolündeki Derya Durmaz yine çok iyiydi, ama hep birşeyler daha bekledim. Uzun yıllar önce, rahmetli Metin Erksan’ın bir trenin kompartmanlarında koşan adamını dakikalarca izleyip, içi daralmayan ben, bazı sahnelerdeki uzun bakışlarda epey daraldım. Mardin’in doğal set görüntüsünden yoğun olarak yararlanılan filmde, yöredeki ilginç kadın hayatları işlenmiş. Bir sahnede “bu kadınlar hep gidiyor (ölüyor) durduramıyoruz” cümlesi içimi acıttı.  ibrahim Yöre insanının sorunları, yoksunlukları satır aralarına sıkışmış olarak geçiveriyor gözünüzün önünden. 6 Kasımda gösterime girecek filmin müziği Özgür Yalçın – Serkan Alkan ikilisinin imzasını taşıyor. Filmin web sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.