Bayram öncesi beni çok mutlu eden bir zarf geldi Mardin’den.

Takip edenleriniz hatırlayacaktır, geçtiğimiz aylarda sevgili Esra Nur Üçkol‘dan gelen bir mesajla harekete geçip, sevgili Koray Kocabaş‘ın olağanüstü çabaları, dostların müthiş katkılarıyla minik kardeşlerimize güzel sürprizler ve armağanlar yollanmıştı ve bunu yazıya dökmüştüm.
FMK kartlarıyla heyecanın doruğa çıktığı bu muhteşem çabaya miniklerin yanıtı da geçikmemiş. Bizlere teşekkür mektupları yazmışlar, resimler yapmışlar.
Zarfı açıp bu mektupları ve çizimleri görünce gözyaşlarım sicim gibi iniverdi. mektupların bazılarında anneme şifa dilemişlerdi, o anda hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Ne olduğunu anlayamayan ve böyle tepkilerime alışık olmayan teyzem endişeyle yüzüme bakarken ona mektupları gösterdim. Tabii o da gözyaşlarını tutamadı.
Yanlış anlamayın bunlar aslında mutluluk gözyaşları, gülümsetebildiğimiz miniklerin bize yansımaları. “Artık bize şeker göndermeyin” satırları içimi acıttı, bundan sonra yollanacak armağanların boya kalemleri, kitaplar ve zeka oyunları olmasına dikkat edeceğim. Sırayla bana yolladıkları mektuplara da cevaplar yazmaya çalışıyorum.
Yeni yıl armağanlarınızı seçerken Mardin ve çevresindeki minikleri de unutmayın lütfen. Yollamak istedikleriniz için; dilerseniz aşağıya Facebook ve Google + sayfalarını ekledğim projeden bilgi alabilirsiniz veya bana mesaj atarsanız size bağlantı adresini veririm. İletişim bilgilerimi blogun sol üst köşesinde yer alan “Hakkımda” düğmesine tıklayarak bulabilirsiniz.
Haydi Bir Oyun Oynayalım
Facebook Sayfası
Google + Sayfası


Dün sabah “İncir Çekirdeği” isimli filmi izledim. Genelde izlemekten kaçındığım türde konusu olduğu için epey ürkerek gittim. Mardin’de yaşayan bir ailenin dramını anlatan filmin, yönetmeni Selda Çiçek’in ilk filmi olduğu için hoşgörüyle izlemeye çalıştım. Bazı sahnelerde hep kafası karışmış ve “böyle kalsın” demiş hissine kapıldım nedense. Özgü Namal’dan alabileceğinin fevkinde oyun alabilecekken o küçük dev kadın sıradan bir oyun vermişti. 2007 yapımı Mutluluk’taki oyununu bildiğimden bu kadar rahatça eleştirdim. Bana göre Onur Dikmen’in oynadığı köyün delisi İbrahim karakteri ve Nalan Başaran’ın canlandırdığı Hala karakteri en ilginç oyunculuklardı.
Suham’ı canlandıran oyuncuyu seslendiren kişi daha başarılı olsa, sanırım küçük kızın duru oyunu daha da öne çıkabilirdi. Tabii Cemile rolündeki Derya Durmaz yine çok iyiydi, ama hep birşeyler daha bekledim. Uzun yıllar önce, rahmetli Metin Erksan’ın bir trenin kompartmanlarında koşan adamını dakikalarca izleyip, içi daralmayan ben, bazı sahnelerdeki uzun bakışlarda epey daraldım. Mardin’in doğal set görüntüsünden yoğun olarak yararlanılan filmde, yöredeki ilginç kadın hayatları işlenmiş. Bir sahnede “bu kadınlar hep gidiyor (ölüyor) durduramıyoruz” cümlesi içimi acıttı.
Yöre insanının sorunları, yoksunlukları satır aralarına sıkışmış olarak geçiveriyor gözünüzün önünden. 6 Kasımda gösterime girecek filmin müziği Özgür Yalçın – Serkan Alkan ikilisinin imzasını taşıyor. Filmin web sayfasına