:::: MENU ::::
Monthly Archives: Kasım 2009

4. Kişisel Gelişim Zirvesi 2009

21 Ekim günü Maslak Sheraton’da düzenlenen bir etkinliğe konuk oldum. Sevgili Yasemin Sungur’un sunumunu dinlemek üzere hazırlanıp, biraz erken gidip diğer sunumları da izleyeyim dedim. Çok da iyi etmişim. Tam gün katılımlı bir seminer olmasına rağmen, ben öğleden sonraki oturumları kendime daha uygun buldum. Kisisel Gelisim Zirvesi 1
İlk forumun konusu : “Krizde çalışanların değişen rolü- Krizde şirketler hangi özellikleri arıyor” idi. Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş’ın başkanlığında başlanan forumda katılımcılar da önemli firmaların üst düzey yönticileriydiler. Borusan Holding İnsan Kaynakları Müdür Yardımcısı Semra Akman, Sabancı Holding İnsan Kaynakları Grup Başkanı Mehmet Göçmen, Türk Telekom Akademi Direktörü Ayhan Artar, Bosch İnsan Kaynakları Direktörü Lami Yağcılarlıoğlu’nun çalışanlara önerilerin ve kendi firmalarının uygıladığı stratejilerin paylaşıldığı bir oturum oldu . Konuşmacıların dördü de krizin hafiflediğinden söz ettiler. Bu süreçte insan kaynaklarında iyileştirmeler yapıldığından da bahsettiler. Sabancı yetkilisi Mehmet Göçmen ise krizi, 200 km hızla giden araçların aniden frene basması gibi tanımladı. Göçmen aynı zamanda global krizin dinozorlardan kurtulma fırsatı olarak da görülebileceğini ekledi.  BOSCH IK Direktörü 2008 ekim ayında kriz konuşulmaya başlandığını, bu süre zarfında personele çeşitli eğitimler verildiğinden söz etti ve esnek çalışma modeliyle, fazla insan kaynağını şirket içinde değerlendirdiklerini ekledi. Turkcell’in bu dönemde gelir getiren, potansiyel büyüme alanı olan ileri dönük işlere yatırım yaptığını belirten Selen Kocabaş; liderlikte teknik altyapının, servisin ve iletişimin önemini anlattı.
Kisisel Gelisim Zirvesi 3Bütün konuşmacılar, bireylerin düşünce yapılarını değiştirmeleri gerektiğinden söz ettiler. Yine hepsi ilk kez çeyreklerde değerlendirme yapıldığını belirttiler. Aldığım notlar içinde Sabancı yetkilisi Mehmet Göçmen’in “Enerji yatırımları Kopenhag’a takılacak”, “Ekonomik sürdürülebilirlik yanında çevresel ve toplumsal sürdürülebilirlik de çok
önem taşıyor”, “Risklerden arındırılmış ekonoik değerler öne çıkacak” cümlelerinin altını çizmişim.
Daha sonra Banu Gökçül geldi sahneye ve ilginç ipuçları verdi bizlere. Konuşması boyunca nefes almamızı hatırlattı, bedenimizi esnetmemizi istedi. Esnemeyen bedenin esnemeyen zihne sebep olacağını söyledi. “Zihin ve beden aynı sibernetik sistemin parçalarıdır”, “Zihin durmadığı zaman, iç konuşma üretir”, “Zihnin kötü deneyimleri hatırlamasının nedeni, ruhu ve bedeni yine aynı duruma düşmekten korumaktır”, Kisisel Gelisim Zirvesi 2“Beden günde 1 saat hareket etmezse depresyon tetiklenir. Hedefe yönelik uygulanacak 1 saatlik aktivite ruhunuzu ve bedeninizi koruyacaktır”, “Kafadan geçen iç konuşmalar bedene yansır, bu nedenle önemli olan, zihin dilidir beden dili değil”, “İç ses yoksa korku da yoktur”, “Ego; bakacağınız en son yerde saklanır, içinizde” cümlelerinin altlarını çizmişim.

Hemen her konuşmacı “Engeller zihinde”mesajı verdi. “Kriz ezberin bozulması demektir”, “Bir kriz herkesin kriziyse önemli değildir. Eğer kişisel krizinizi yaşıyorsanız önemlidir”, “Umutlarınızı yüksek, sabit giderlerinizi düşük tutun” gibi sözcüklerin altlarını iki kez çizdim.

Diğer konuşmacıları da başka bir yazıda anlatacağım.


İncir çekirdeğini doldurmayan hayatlar …

OzguNamal Dün sabah “İncir Çekirdeği” isimli filmi izledim. Genelde izlemekten kaçındığım türde konusu olduğu için epey ürkerek gittim. Mardin’de yaşayan bir ailenin dramını anlatan filmin, yönetmeni Selda Çiçek’in ilk filmi olduğu için hoşgörüyle izlemeye çalıştım. Bazı sahnelerde hep kafası karışmış ve “böyle kalsın” demiş hissine kapıldım nedense. Özgü Namal’dan alabileceğinin fevkinde oyun alabilecekken o küçük dev kadın sıradan bir oyun vermişti. 2007 yapımı Mutluluk’taki oyununu bildiğimden bu kadar rahatça eleştirdim. Bana göre Onur Dikmen’in oynadığı köyün delisi İbrahim karakteri ve Nalan Başaran’ın canlandırdığı Hala karakteri en ilginç oyunculuklardı. hala Suham’ı canlandıran oyuncuyu seslendiren kişi daha başarılı olsa, sanırım küçük kızın duru oyunu daha da öne çıkabilirdi. Tabii Cemile rolündeki Derya Durmaz yine çok iyiydi, ama hep birşeyler daha bekledim. Uzun yıllar önce, rahmetli Metin Erksan’ın bir trenin kompartmanlarında koşan adamını dakikalarca izleyip, içi daralmayan ben, bazı sahnelerdeki uzun bakışlarda epey daraldım. Mardin’in doğal set görüntüsünden yoğun olarak yararlanılan filmde, yöredeki ilginç kadın hayatları işlenmiş. Bir sahnede “bu kadınlar hep gidiyor (ölüyor) durduramıyoruz” cümlesi içimi acıttı.  ibrahim Yöre insanının sorunları, yoksunlukları satır aralarına sıkışmış olarak geçiveriyor gözünüzün önünden. 6 Kasımda gösterime girecek filmin müziği Özgür Yalçın – Serkan Alkan ikilisinin imzasını taşıyor. Filmin web sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Eğitim firmaları artık lobicilik faaliyetlerine mi hizmet ediyor ?

Geçtiğimiz günlerde Friendfeed’de paylaşımı yapılan bir etkinliğe gözüm ilişti. İlk düşündüğüm şey ” çok saçma ve çok yanlış ” olduğuydu. Gençlere kariyerleri ile ilgili önerilerde bulunulacak bir toplantıda, katılımcıların sigara ve içki firmalarından olması bir tek beni mi rahatsız etti diyedüşündüm. İlgili feedin altında pek çok kişi ne güzel bir program olduğundan söz etmişti.
Etkinlikte konuşacak  isimler pazarlama alanında çok başarılı kişiler olabilirler saygım sonsuz, ama temsil ettikleri alanlar, insan sağlığını tehdit eden ve iletişimi yasalarla sınırlandırılmış sektörler. Bağımlılıkların genç yaşta başladığı düşünülürse, rahatsızlık boyutu daha da artıyor.
Eğitim ve danışmanlık firmalarının lobicilik faaliyetlerine aracılık etmek yerine, gençlere örnek olacak kişileri daha titizlikle seçmeleri gerektiğini düşünüyorum.


Kırışıklarıma, Revitalift ile savaş açtım …

Revitalift

Bir buçuk ay kadar önce Fikri Mühim‘den keyifli bir paket ulaştı eve. Heyecanla açtıktan sonra görüntülemek aklıma geldi, fotoğrafa bakınca anlarsınız zaten 🙂
Hemen kullanmaya başladım. Bir kaç gün sonra cildimde beni memnun eden bir düzelme başladı. Kullandığım bir üründen memnun kaldığımda, her rastladığıma anlatmaktan hoşlanan biriyim. Kızlarla ilk toplantımızda, bende bir değişiklik olduğunu söyleyip, kendime ne yaptığımı sordular. Hoşuma gitti, çünkü hiç biri gereksiz iltifatlarla vakit harcayacak tipler değiller 🙂 Hani uzun süre görmezsiniz birini, yolda rastlaşırsınız “a ne hoş görünüyorsun, kilo mu verdin” denir ya, öyle de değildi söyledikleri. Hatta aralarından en hınzır olanı “aşık oldun sen, anladım” bile dedi. İşte tam zamanıydı ve hemen ekledim “evet aşık oldum, ama Revitalift’e” dedim ve anneleri için harika bir ürün keşfettiğimden bahsettim. Tanıyanlar bilir yaşıtımdan çok genellikle yarı yaşımdadır arkadaşlarım. Bende gördükleri değişikliğin, kısa bir süredir kullandığım; Revitalift isimli, yüz ve boyundaki kırışıkları, ciltteki hasarların el verdiği oranda toparlayan, bu harika krem nedeniyle olduğunu anlattım.
Kolay satın alınabilir ve rahat erişilebilir olması hepsinin içini ferahlattı. Hemen hemen her büyük zincir mağazada bulabilirsiniz siz de L’oreal ürünlerini. Doğrusu alım gücü olmadığı zamanlarda,  Sevil Mağazaları, Boyner, Tekin Acar gibi satış noktalarına girmek, bir kadın için azaba dönüşebiliyor. Asla ulaşamayacağınız onlarca markanın, yüzlerce ürünü üstünüze çöküyor. Tamam kabul ediyorum,  görüntü ve kokular çok baştan çıkarıcı,  ama ruhumda travma yaratıyorlar.
Teşekkürler Fikri Mühim, teşekkürler Revitalift