:::: MENU ::::
Posts tagged with: Guy Ritchie

The Man from U.N.C.L.E.

UNCLE

Bu sabah Warner Bros öngösterimiyle eğlenceli bir yeniden çevrim casus filmi izledim. The Man from U.N.C.L.E. 64-68 yılları arasında yayınlanmış bir casus dizisinden yararlanılarak filmleştirilmiş.
The Man From U.N.C.L.E yüksek tempolu aksiyon sahneleri, neşeli müzikleri, altmışların ikinci yarısıyla yetmişlerin başı arasındaki zaman diliminin modası ağırlıklı görüntülerle işlenmiş eğlenceli bir film. Cavill ve Hammer birlikteliği daha iyi yönetilebilir miydi diye düşündüğümü itiraf etmeliyim, kimyaları uyan bu iki yakışıklı oyuncudan çok daha fazla verim alınabilirdi. Alicia Vikander kesinlikle göz kamaştırıcıydı, Ex Machina ile gönüllerde taht kuran genç yetenek, bu filmde de zorlanmadan aradan sıyrılıveriyor. Jared Harris ve Hugh Grant kısa rollerinde göz dolduruyorlar. Kötülerin karakter analizleri biraz daha işlenebilseydi keşke, mizah dozu fazla olsun diye mi bilemem ama havada kalmışlar sanki.
John le Carré, Len Deighton, Alistair MacLean, Ian Fleming, Tom Clancy, Donald Hamilton, Frederick Forsyth, Ümit Deniz, Osman Aysu kitaplarını yalayıp yutmuş, filmi yapılanlarını heyecanla izlemiş ve televizyon-bilgisayar ikilisi hakimiyetinden önce yetişen kuşaktan benim gibi birine Guy Ritchie’nin yeni nesil casusluk filminin hafif gelmesi normal sanırım. Yanlış anlamayın, izlerken pek eğlendim. Hikaye anlatımı, karakter gelişimlerinin zayıf kalmasına karşın gayet eğlenceli vakit geçirten, rahat izlenen bir film The Man from U.N.C.L.E.
28 Ağustosta gösterime girecek filmle ilgili detaylı bilgiler için BURAYA tıklayınız. İyi seyirler.

Görsel kaynağı: http://cdn.idigitaltimes.com/sites/idigitaltimes.com/files/2015/08/14/man-uncle-movie-review.jpg


Sherlock Holmes 2 Macera Devam Ediyor

13 aralık sabahı Sherlock Holmes The Game of Shadow filminin öngösterimine davetliydim. Erkenden hazırlanıp yollara düştüm. Cinebonus Maçka GMall ulaşımı ters, ama her zaman sevdiğim salonlara sahip bir mekandır. Havanın olağanüstü güzel olmasına, merak ettiğim bir filmi izleyecek olmanın verdiği heyecan da eklenince neredeyse uçarak ulaştım sinemaya. Leziz ikramlardan atıştırıp salona girmeye hazırlanırken sevgili Funda Şenİ gördüm ve birlikte izledik bu heyecanlı filmi.  
İlk filmi görenler için hatırlatmaya gerek yok ama görmemiş olanlar mutlaka videoları izleyip gitsinler, böylece bazı hınzır esprileri daha rahat kavrayabilirler.
Guy Ritchie, Robert Dawney Jr. ve Jude Law müthis bir ekip, bu ekibe, Fringe izleyicilerinin, kötü adam David Robert Jones rolüyle aşina oldukları Jared Harris‘i ve A Fished Called Wanda’nın unutulmaz isimlerinden Stephen Fry‘ı ekleyin, alın size muhteşem bir karışım. Arada çok sayıda ilginç tipleme var tabii, ama benim en çok ilgimi çeken oyunculuklar bunlardı. Robert DJ yine olağanüstüydü bir dönem yaşadığı uçuk kaçıklıkların performansına olumlu katkıda bulunduğunu düşünmek için haklı nedenlerim var 🙂 Jude Law ise Watson karakterinin tam hakkını veriyor ve diğer uygulamalarda geri plana itilen bu kişiliği onurlandırıyor da diyebilirim. İki erkek arasındaki ilginç hissiyatı yoğun algılayabileceğiniz sahneler, hemen arkasından gelen aksiyon sahneleriyle zekice dengelenmiş.
Görsel efektlerle zenginleştirilmiş, başdöndürücü hızla ilerleyen ve tabii en önemlisi arka planda Hans Zimmer‘in sizi filmin içindeymiş gibi hissettiren müthiş müzüiğyle akıp giden bir macera yaşayacağınızın garantisini verebilirim.
Sinema eleştirmeni değilim, her zaman belirtirim; sinema benim için bir eğlence. İzleyeceğim her filmde eğlenmenin bir yolunu bulurum. Gitmeden önce beklentiye girmem. Sinema çıkışı vızıldanma katsayınızı azaltmanın da yolu budur. Özetle, gidin bu filmi izleyin, usta oyuncuların, müthiş müziğin özellikle Ciganski Baroni’nin kıvrak ritmlerinin keyfini çıkarın.