:::: MENU ::::
Posts tagged with: Hans Zimmer

Inferno / Cehennem

inferno-buyuk

Film izlemek keyif verici bir eylemdir benim için. Sinemaya giderken önyargılarımdan arınmaya çalışırım, roman uygulaması ise kitabı okuduğumu unutmayı yeğlerim. Bu sabah öngösterimine davetli olduğum Inferno/Cehennem adlı film için de aynı şeyi yaptım, kitabı okuduğumu unutmayı ve önyargısız izlemeyi denedim. Keyifle izledim filmi.
İpucu vermeden filmi kısaca özetlemeye çalışayım:
Harvard profesörü ve uluslararası üne sahip sembol bilimci Dr. Robert Langdon, hafızasını yitirmiş olarak İtalya’da bir hastanede uyanır. Genç doktor Sienna Brooks ile birlikte anılarına yeniden kavuşmak ve iyileşmek için çalışırlar. Birlikte; dünyayı küresel bir krizle karşı karşıya getirmeye çalışan, çılgınlığı zenginliğini aşan genetik bilimci Bertrand Zobist’i engellemek amacıyla Floransa, Venedik, Budapeşte ve Istanbul’da geçen heyecanlı bir öykü izletiyorlar seyirciye.

inferno-meydan

Hans Zimmer’in müzikleri de film izleme keyinizi arttırıyor her zaman olduğu gibi.
Yönetmen Ron Howard, Dan Brown’ın romanından senaryolaştıran David Koepp, görüntü yönetmeni Salvatore Totino, oyuncular Tom Hanks, Felicity Jones, Ben Foster, Omar Sy, Irrfan Khan, Sidse Babett Knudsen
Önyargılarınızı evde bırakın, kitabı okuduğunuzu unutun, koltuğunuza oturun ve keyifle izleyin 14 Ekim tarihinde gösterime girecek filmi.
Hepinize iyi seyirler.
Film ile ilgili detaylara bu linkten ulaşabilirsiniz : http://www.imdb.com/title/tt3062096/
Görsel kaynakları: https://d262ilb51hltx0.cloudfront.net/max/800/1*on6cCIOkcfnYz05NToe5iQ.jpeg
http://cdn03.cdn.justjared.com/wp-content/uploads/2015/04/hanks-getto/tom-hanks-felicity-jones-get-to-work-on-inferno-movie-07.jpg


Interstellar 7 Kasım Cuma Sinemalarda

Warner Bros davetiyle bu müthiş filmin öngösterimini izleme fırsatı buldum. Nolan filmografisini yıllardır keyifle izliyorum; Interstellar da muhteşem olmuş. Beklentilerimi fazla yükseltmeden film izlemeye çalışıyorum, böylece hayal kırıklığı ihtimali neredeyse sıfır oluyor.

interstellarMatthew

169 dakika nasıl geçer demeyin, yer yer nefes almayı unutturarak geçiveriyor. Öngösterimlerin en sevdiğim tarafı, film eleştirmenleriyle birlikte izlendiği için zırt fırt cep telefonunu kontrol eden şuursuzlar tarafından rahatsız edilmemeniz. Tabii “film arası” gereksizliğinden de kurtulunca keyif tam oluyor.

Interstellar’da rol alan oyuncuların her biri alanında ödüller almış usta isimler ve sizi olayların içine çekiveriyorlar. Film hakkında fazla bilgi kirliliği yaşamamak için bütün linklerden kaçındığımdan olsa gerek Matt Damon’ı ekranda görünce şaşırdığımı itiraf etmeliyim.  Anne Hathaway, John Lithgow, Michael Caine, Ellen Burstyn yine müthişler. Jessica Chastain ise her rolüyle daha da devleşen bir kadın oyuncu. Çocukluğunu canlandıran Mackenize Foy’a da hakkını teslim etmek gerek.

interstellar fieldMüthiş görüntülere eşlik eden Hans Zimmer müziğini de unutmayalım tabii.
Spoiler vermeden filmi kısaca özetlemem gerekirse; insanoğlunun dünyayı tehdit eden iklim değişiklikleri ve küresel açlık tehlikesi karşısında yeni keşfettikleri bir solucan deliği yardımıyla yıldızlararası yolculuk yaparak insanlığı kurtarma arayışı denebilir. Yazdığım özete bakıp sıkıcı bir filmle karşılaşacağınızı sanıyorsanız çok yanılırsınız. Bu haftasonu kendinize vakit ayırın ve Interstellar’ı izleyin.
Film hakkında detaylı bilgiler için BURAYA, trailer izlemek için BURAYA tıklayınız.
İyi seyirler dilerim


Spidey İle İkinci Kez Buluştuk

Bu sabah öngösterimle izleme şansı buldum “The Amazing Spider-Man 2™/İnanılmaz Örümcek-Adam 2″ filmini. İkinci filmle bir kere daha karar verdim; en sevdiğim Spidey, bu duygusal ve esprili Spidey. İlk filmin başlarında “bu çocuk gerçekten örümcek gibi incecik ve çelimsiz” diye düşünsem de filmin ilerleyen dakikalarında keyifle izlediğim yeni bir Spidey’im olmuştu.

spidey1
Yönetmenliğini Marc Webb’in yaptığı ikinci film, yine heyecanlı sahnelerle dolu. Spidey olmaktan büyük keyif alan Peter için, hiçbir his gökdelenler arasında salınmakla, bir kahraman olmayı benimsemekle ve Gwen’le zaman geçirmekle bir değil. Bu filmde yeni düşmanlar çıkıyor karşısına. Jamie Foxx’un canlandırdığı Electro müthiş bir ekibin emeğinin ürünü. VFX ekibi o kadar başarılı ki, bir anda elektrik sizi de çarpacak gibi hissediyorsunuz.
Peter’ın çocukluk arkadaşı ve Oscorp’un varisi Harry (Green Goblin) rolündeki Dane DeHaan’ı uzunca bir süre “bu çocuğu nereden hatırlıyorum” hissiyle izledim. Filmden çıkınca, imdb sağolsun hatırlatıverdi 🙂 Üçüncü filmde yeniden karşılaşacağız sanırım.

spidey
Hans Zimmer, Pharrell Williams ve Johnny Marr’ın yer aldığı The Magnificent Six imzasını taşıyan müziklerle de, filmin normalden uzun süresinin nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Bu haftasonu; kiminizin içindeki çocukla, kiminizin de kendi çocuklarıyla keyifli vakit geçirmek için iyi bir seçeneği var. Filmle ilgili daha fazla detaya ulaşmak ve fragmanı izlemek isterseniz BURAYA tıklayın.

Hepinize iyi seyirler…


Spidey İle Yeniden Buluşma Tarihimiz 25 Nisan

Yönetmenliğini Marc Webb’in yaptığı “The Amazing Spider-Man 2™/İnanılmaz Örümcek-Adam 2” filmi 25 Nisan’da gösterime giriyor. Başrollerde Andrew Garfield, Emma Stone, Jamie Foxx, Dane DeHaan, Campbell Scott, Embeth Davidtz, Colm Feore, Paul Giamatti ve Sally Field’in yer aldığı serinin ikinci filminin yapımcıları Avi Arad ve Matt Tolmach. Hikayesi ve senaryosunu Alex Kurtzman, Roberto Orci ve Jeff Pinkner’ın kaleme aldığı “The Amazing Spider-Man 2™/İnanılmaz Örümcek-Adam 2”; Stan Lee ve Steve Ditko’nun yarattığı Marvel Comic Book karakterine dayanıyor. Filmin görüntü yönetimi Dan Mindel’ın, yapım tasarımı Mark Friedberg’ün, kurgusu Pietro Scalia’nın, kostüm tasarımı Deborah L. Scott’ın, filmin müzikleri ise Hans Zimmer, Pharrell Williams ve Johnny Marr’ın yer aldığı The Magnificent Six’in imzasını taşıyor.
Yapımcılardan Matt Tolmach film hakkında şöyle demiş: “Peter Parker her zamanki gibi genç bir erkek olmak ile bir süper kahraman olmak arasında denge kurmaya çalışıyor. Her şeye sahip olabileceğini sanıyor. Ama hayat seçimler yapmayı ve tavizler vermeyi gerektirir. Bütün Örümcek-Adam hikayelerinin temelinde bu düşünce vardır. Peter’ın bu ikilemi her zaman var olacak. Ve bu filmde olaylar, Peter’ı pek de kontrol edemediği büyük bazı seçimler yapmaya mecbur bırakacak.”  spidey1
Yönetmen Marc Webb’in bakışı da şöyle; “Bizim filmimiz piyasaya çıkan herhangi bir film kadar, hatta beki daha fazla görselliğe ve aksiyona sahip. Olağanüstü büyük çaplı bir yapım. Fakat eğer karakterleri önemsemiyorsanız, bu dinamik görsel savaş ve aksiyon hiçbir şekilde bir şey ifade etmez. Peter Parker’ı çevreleyen çatışmalar, dünyada büyümeye çalışan bir çocuk hakkında inanılmaz hassas ve insani bir hikaye yaratıyor. Biz bunu destansı, operavari bir boyuta yayıyoruz, ama özü başlı başına hayat dolu, korunaklı, güzel, komik ve eğlenceli. Peter’ın güçleri kahramanlığının sadece bir parçası ve hatta en önemli parçası bile değil. Onu kendisi yapan şey, karakteri, haysiyeti”

spideyİlk filmde Peter Parker için yeni bir vizyon yaratan BAFTA ödüllü aktör Andrew Garfield, ikinci filmde rolü yine üstlenen isim. Andrew Garfield, Örümcek-Adam’ı ezilmişlerin koruyucusu olarak görüyor: “Aşırı gelişmiş bir sorumluluk anlayışı ve kahramanca dürtüleri var; ayrıca, çok derin bir adalet anlayışına sahip. Bu, öğrenebileceğiniz bir şey değil, doğuştan gelen bir şey.” Garfield yapımcıların çizgi romanlardaki karakterizasyona geri dönerek bu filmde karakteri çok daha fazla açtığını söylüyor: “Peter Parker kendi ayağına bile takılıp düşebilirken, Örümcek Adam herkese çelme takabilir. O bir dalavereci. Dalaverecinin tanımlayıcı özelliklerinden biri, düşmanlarının zayıflıklarını yumruk ve tekmeler savurmak yerine onlara karşı kullanarak, kendi kendilerini dövmelerini sağlamaktır.”

Bana göre ise; serinin bu filminde en dikkat çekici öge, stüdyo tarihinde sürdürülebilirliğe önem veren en çevreci yapım olması. Çekimler sırasında karbon ayak izini azaltmak için büyük gayret gösterilmiş. Ormanları koruduğuna dair belgesi bulunan ahşaplar kullanmak; set ışıklandırmasının büyük bir kısmında LED’den yararlanmak; hasar görmüş film arabalarını onarmak ve satmak; jeneratörlerde biyodizel yakıt kullanmak gibi çabalar gözle görülemese de gerçek bir fark yaratmış. Tekrar kullanılabilen şişeler sayesinde 193.000 plastik su şişesi israfını önlemişler. Central Park’taki su deposunu (3.971 metreküp) doldurmaya yetecek kadar malzemeyi geri dönüşümle ya da kompost olarak değerlendirmişler. 3.5 yeni Özgürlük Heykeli yapılabilecek miktarda arazi dolgusundan 755 tonluk malzemeyi dönüştürmüşler. Sette artan yemekler korunarak bağışlanmış ve New York şehrindeki muhtaç insanlar için 5.620 öğün sağlanmış. Çalışmalarla ilgili bir videoyu BURAYA tıklayarak izleyebilirsiniz. https://twitter.com/ecospidey adresinden takip edebilir, Eco Spidey Game adresinden oyununa da ulaşabilirsiniz.

Film hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz, resmi web adresine BURAYA tıklayarak erişebilirsiniz.
Fragmanı izlemek için de BURAYA tıklayabilirsiniz.


Godzilla 16 Mayıs, Edge of Tomorrow 6 Haziran’da Gösterime Giriyor

Bu sabah sevgili Duygu Kutlu’nun davetiyle, yeni filmlerden özel seçilmiş fragmanlar izledim. Mayıs ve Haziran aylarında gösterime girecek olan Godzilla ve Edge of Tomorrow, gerilim dozu yüksek müthiş seyirlikler. İki filmin arasında da, yine önümüzdeki günlerde gösterime girecek 3 ayrı filmin fragmanları vardı. Büyük ziyafetlerde ikram edilen balık veya ağır soslu iki yemek arasında sunulan ve ağız tadınızı dengeleyen sorbe kıvamındaydılar.

godzilla_2014_poster_51784
İtiraf etmeliyim ki Godzilla’nın yeniden çevrimini duyduğumda pek de umurumda olmamıştı, merak edip videolarına bile bakmamıştım. Ama büyük ekranda izlemeye başlayınca koltuğuma yapışıp kaldım. Yönetmen Gareth Edwards’ın film hakkında verdiği kısa bilgilerden sonra, müthiş görsel efektlerle bezenmiş sahneleri heyecanla izledim. Başrolleri paylaşan ödüllü üç ünlü oyuncu Bryan Cranston, Juliette Binoche ve Ken Watanabe müthiştiler. 16 Mayısta dünya ıle aynı anda gösterime girecek Godzilla’nin müzikleri Alexandre Desplat imzalı.

edge-of-tomorrow-cruise-blunt-big
6 Haziranda dünya ile aynı anda gösterime girecek olan Edge of Tomorrow, gelecekte geçen Groundhog Day filmi gibi. Dozu iyi ayarlanmış mizahın yakıştığı sahnelerde keyifle gülümsediğimi de itiraf edeyim hemen. Bu filmi de koltuğunuza çakılıp izleyeceksiniz. Kadın başrol oyuncusu Emily Blunt’a bir türlü ısınamadım, bu filmde de sevdiğim söylenemez ama iyi iş çıkardığı da tartışılmaz tabii 🙂 Tom Cruise ise yaşlandıkça garipleşmiş tam olarak ne demek istediğimi filmi izlerken daha iyi anlayacaksınız.
Bu iki yüksek tempolu filmin fragmanları arasında izlediklerimize gelince; ilk film başrollerini Adam Sandler ve Drew Barrymore’un paylaştıkları Blended adlı komedi. Adam Sandler’ın ille de her filme bir kusmuk sahnesi ekleme takıntsı son iki filminden bu yana geçmemiş bir türlü, bu filmde de var. Yine de iyi vakit geçirilebilecek bir film gibi görünüyor.

Interstellar
İkinci film, konusunu ilk duyduğumdan beri heyecanla beklediğim; yönetmenliğini Christopher Nolan’ın yaptığı, başrollerinde Matthew McConaughey, Anne Hathaway ve Jessica Chastain ‘in olduğu, müziklerinin de yine bir ustanın; Hans Zimmer’in elinden çıktığı Interstellar. Fragmanın tadı damağımda kaldı, biraz daha uzun olmasını isterdim doğrusu.
Üçüncü fragman, yine bir türlü kanımın kaynamadığı iki oyuncunun; Mila Kunis ve Channing Tatum’un başrollerini paylaştığı, Wachowski kardeşlerin olağanüstü görsel efektlerle süsledikleri yeni Matrix diye lanse edilen Jupiter Ascending. 18 Temmuzda gösterime girmesi beklenen oldukça hareketli bu kurgubilimi de heyecanla izlemeye hazırlanalım derim.
Godzilla fragmanını BURADAN izleyebilirsiniz
Edge of Tomorrow fragmanını da BURADAN izleyebilirsiniz

Görsel kaynakları:

http://hereisthecity.com/en-gb/2014/02/26/new-godzilla-movie-trailer-pleases-fans/ http://www.joblo.com/newsimages1/edge-of-tomorrow-cruise-blunt-big.jpg http://www.technologytell.com/entertainment/files/2013/12/Interstellar.jpg

 

 


Ruhumu Dinlendiren Film Müzikleri

Kahkahalarla gülerken, bir anda gözyaşlarına boğulup, sonra yine aynı hızla kahkahalar atabildiğiniz filmleri sever misiniz? Ben pek severim, her iki ruh hali de yaşıyor olduğumu hatırlattığı için belki de.
Ülke gündemi nedeniyle kendimi boğulacak gibi hissettiğimde; o sevdiğim filmlerin müziklerini dinliyorum, ruhumu arındırmak için. Bir süreliğine de olsa huzurlu hissediyorum. Uzun süre meditasyon yapmayı beceremeyen benim gibi hiperaktiflere tavsiye ederim. Video linkleri arasında oradan oraya zıplarken, başka harika melodiler keşfetmek de  ikramiyesi olabilir tabii.
İşte benim listem; daha çok var, ama video linki aramaktan sıkıldım itiraf edeyim 🙂

Mediterraneo (4)

Beni en çok oyalayan, yüzüme kocaman bir gülümseme yerleştiren, dinlerken bir yandan da hüzünlendireni Mediterraneo. Üzerine tıklayıp izleyebilirsiniz; yazıya koyduğum fotograf da filmin en etkileyici sahnesinden. Diğerlerini kopyala yapıştır ile dinleyebilirsiniz.
Belki yazının altına yorum yazıp, sizler de kendi sevdiklerinizi eklersiniz.

İl Postino http://youtu.be/VeMBsK30S78
Cinema Paradiso http://youtu.be/hLe9gTKQ4LU
Radio Days http://youtu.be/1S07ljqJmBQ
As Good As it Gets https://youtu.be/kQcWAG81DzY
Mine Vaganti http://youtu.be/lnJdqg76L6U
Under the Tuscan Sun http://youtu.be/xWCkaKS7o-o
Midnight in Paris http://youtu.be/bmVTnLR02Nc
La Vita e Bella http://youtu.be/lhlvV7mjeJM
Babam ve Oğlum http://youtu.be/q1WRHEkE3Hk
Dedemin İnsanları http://youtu.be/GKGqCrodrgk

 

image credit http://rozup.ir/up/up000/Movie-En/Mediterraneo%20(4).png

 


Sherlock Holmes 2 Macera Devam Ediyor

13 aralık sabahı Sherlock Holmes The Game of Shadow filminin öngösterimine davetliydim. Erkenden hazırlanıp yollara düştüm. Cinebonus Maçka GMall ulaşımı ters, ama her zaman sevdiğim salonlara sahip bir mekandır. Havanın olağanüstü güzel olmasına, merak ettiğim bir filmi izleyecek olmanın verdiği heyecan da eklenince neredeyse uçarak ulaştım sinemaya. Leziz ikramlardan atıştırıp salona girmeye hazırlanırken sevgili Funda Şenİ gördüm ve birlikte izledik bu heyecanlı filmi.  
İlk filmi görenler için hatırlatmaya gerek yok ama görmemiş olanlar mutlaka videoları izleyip gitsinler, böylece bazı hınzır esprileri daha rahat kavrayabilirler.
Guy Ritchie, Robert Dawney Jr. ve Jude Law müthis bir ekip, bu ekibe, Fringe izleyicilerinin, kötü adam David Robert Jones rolüyle aşina oldukları Jared Harris‘i ve A Fished Called Wanda’nın unutulmaz isimlerinden Stephen Fry‘ı ekleyin, alın size muhteşem bir karışım. Arada çok sayıda ilginç tipleme var tabii, ama benim en çok ilgimi çeken oyunculuklar bunlardı. Robert DJ yine olağanüstüydü bir dönem yaşadığı uçuk kaçıklıkların performansına olumlu katkıda bulunduğunu düşünmek için haklı nedenlerim var 🙂 Jude Law ise Watson karakterinin tam hakkını veriyor ve diğer uygulamalarda geri plana itilen bu kişiliği onurlandırıyor da diyebilirim. İki erkek arasındaki ilginç hissiyatı yoğun algılayabileceğiniz sahneler, hemen arkasından gelen aksiyon sahneleriyle zekice dengelenmiş.
Görsel efektlerle zenginleştirilmiş, başdöndürücü hızla ilerleyen ve tabii en önemlisi arka planda Hans Zimmer‘in sizi filmin içindeymiş gibi hissettiren müthiş müzüiğyle akıp giden bir macera yaşayacağınızın garantisini verebilirim.
Sinema eleştirmeni değilim, her zaman belirtirim; sinema benim için bir eğlence. İzleyeceğim her filmde eğlenmenin bir yolunu bulurum. Gitmeden önce beklentiye girmem. Sinema çıkışı vızıldanma katsayınızı azaltmanın da yolu budur. Özetle, gidin bu filmi izleyin, usta oyuncuların, müthiş müziğin özellikle Ciganski Baroni’nin kıvrak ritmlerinin keyfini çıkarın.