:::: MENU ::::
Browsing posts in: Beğendiklerim

Kadının Adı Var

Pazartesi sabahı instagram akışımda sevgili Banu Tozluyurt’un çok sevimli bir daveti gözüme ilişti. Caddebostan Kültür Merkezi’nde sahne alacakları bir gösteriye davet ediyordu bizleri. Teyzemin tahlil sonuçları için hastaneye gitmem, eve alınacaklar var derken hepsini hızlıca halledip gitmeye karar verdim. Koşturma hali ve adrenalin ruhuna iyi geliyor insanın 🙂
Trafiği düşünerek yer altından geçtim karşıya, vapur keyfini de dönüşe bıraktım. Kıtı kıtına yetiştim gösteriye, hemen oturup izlemeye başladım.

kadinin adi var

Kadına ve erkeğe eşit uzaklıkta, insana yakın gösteri başlığıyla yola çıkmıştı sahnedeki üç kadın; bizlere kadınların kendi potansiyellerini gerçekleştirmeleri, okur yazar sayısının çoğalması, kadınların ekonomiye katılımı, kadın ve erkeğin el ele barış içinde birlikte yol alabilmelerinden söz ettiler. Ülkemizle ilgili rakamsal verileri de paylaştılar; 181.000 çocuk gelin, 24.000.000 istismara uğrayan çocuğun olduğu bir coğrafyada yaşadığımızı hatırlattılar. Kadının eğitimi yüzde 1 oranında arttığında, o ülkenin gayri safi milli hasılasına bunun katkısının yüzde 3,37 oranında olduğunu, kadınların gelirlerinin yüzde 90’ını sağlık ve çocuklarının eğitimleri için harcarken, erkeklerde bu oranın yüzde 35 civarında kaldığını belirttiler.

kadinin adi var 1

Türkiye’de kadınların var olma savaşı içinde olduğunu anlatıp, Kadının Adı Var‘ın tam da bu sebeple gösterimde olduğunu söylediler.
Kadın dayanışmasının önemini belirterek, erkek egemen toplum belletmesi olan bazı sözlerin özellikle altını çizerek, artık değişim gerektiğini kadınların birbirlerini destekleyerek potansiyellerini geliştirebileceklerini anlattılar.
Perdede Ümmiye Koçak’ın hikayesini yine gözyaşlarıyla izledim. Onunla ilgili bilgleri BURAYA tıklayarak mutlaka okuyun ve Ümmiye Hanım’ın web sayfasına gidip videolarını da mutlaka izleyin.
Banu Tozluyurt, Ebru Tuay Üzümcü, Özge Uzun her üçü de; sizin benim gibi hayatın zaman zaman hırpaladığı, zorluklarla yoğrulan, ama yılmayan ve ayakta durmayı başarıp, başka kadınlara ilham vermeye çalışan kadınlar. Onların kurduğu “Kadının Adı Var” platformunu mutlaka inceleyin. Facebook sayfalarını beğenip takibe alın.
Zincir mağazalar, dünya devi markalar yerine yerel üretici kadınlardan alışveriş yapın, kız çocuklarının eğitimi için uğraşan kurumlara destek olun. Her birimizin; başkalarının hayatına dokunarak fark yaratacağı yetenekleri var, bir köşeye çekilmektense neler yapabileceğimize ve nasıl fark yaratabileceğimize odaklanalım. Damlaya damlaya göl olacağını da hep aklımızda tutalım.
Sevgiyle ve muhabbetle…


Batman v Superman: Dawn of Justice

Superman wonderwoman batman

Uzun zamandır merakla beklenen Batman v Superman: Dawn of Justice filmini, Warner Bros davetiyle öngösterimde izleme şansı buldum bu sabah. Türk Hava Yollarının şık ağırlamasıyla karşılanıp, kesinlikle çok işime yarayacak hediyeleriyle uğurlanmak da pek hoş bir sürprizdi.

thy hediyeler

Film öncesinde yönetmen Zack Snyder tarafından yapılan uyarıya sadık kalarak fazla bir şey yazmak istemiyorum.
2013 yılında vizyona giren Man of Steel filminin sonunda cani General Zod ve Supermen’in savaş sahnelerini izleyiciye yeniden hatırlatıyor Snyder. Fakat bu kez saçları ağarmaya başlamış Bruce Wayne’in perspektifinden izliyoruz Metropolis’in yıkılışını, vahşi ve ürkütücü sahneleri.
Kalabalık ve ünlü oyuncu kadrosu, önemli yapımcıları ve ödüllü senaryo yazarlarıyla değişik bir film ortaya çıkarmışlar. Bu film muhtemelen 2017 de izleyeceğimiz The Justice League için de altyapı hazırlıyor, diğer metahumanlarla ilgili ipuçları veriyor. Aquaman olarak Jason Momoa’yı görmek de hoş oldu tabii 🙂

jason momoa
Ne yazsam ipucu olacak en iyisi siz bu haftasonu Hans Zimmer’in müthiş müzikleriyle bezeli bu filmi izleyin, ama mutlaka IMAX olarak izleyin.
Çocuklar için bence uygun değil, savaş ve dövüş sahneleri, kabuslar vs. epey rahatsız edici, yine de siz bilirsiniz. Hepinize iyi seyirler.
Sevgiyle ve muhabbetle…


Oscar Adayı #Spotlight 29 Ocakta Gösterime Giriyor

spotlight-one-sheet

29 Ocak tarihinde gösterime girecek olan Spotlight’ı Warner Bros davetiyle izleme şansı buldum. Aylardır uluslararası festivallerde ses getiren ve Oscarlarda da çeşitli dallarda ödüllere aday gösterilen filmde; Boston’da küçük yaşta çocuklara tecavüz eden bir grup rahibin suçlarının; Roma Katolik Kilisesi’ne bağlı Boston Katolik Başpsikoposluğu tarafından uzun yıllar örtbas edilmesinin haberleştirilmesi sağlam bir sinematografiyle anlatılıyor.
Yönetmen Tom McCarthy, sanılanın aksine bu filmde gazetecileri kahramanlaştırmıyor, onların görevlerinin gereğini yapmalarına tanıklık ettiriyor izleyicilerini. Film bittiğinde; hem yönetmen, hem de oyunculuklar “hmm özel efektler, üç boyutlu gözlükler, patlayan zıplayan nesneler olmadan da bir nefeste film izlenebiliyormuş” dedirtiyor.
michael keaton

Filmde çok sayıda tanıdık oyuncu var, ama ağırlık bu habercilikle 2003 yılnda Pulitzer ödülü alan Spotlight ekibinde. Ekip lideri Walter ‘Robby’ Robinson’ı Michael Keaton, atak araştırmacı gazeteci Mike Rezendes’i Mark Ruffalo, ekibin tek kadın muhabiri Sacha Pfeiffer’ı Rachel McAdams canlandırıyor. Times’dan Globe’a transfer olan sakin tavırlı editör Martin Baron’u Liev Schreiber, egzantrik avukat Mitchell Garabedian’ı Stanley Tucci, taciz kurbanlarının avukatlığını yapan Eric MacLeish’i Billy Crudup, Globe’un editörlerinden Ben Bradlee Jr.’ı John Slattery başarıyla canlandırmışlar.
Stanley-Tucci-Spotlight-movie

Spotlight’ı izlerken bir kez daha dinlerin, erkek egemenliğini ve zenginleri korumak üzere yozlaştırıldığını gözlemledim. Boston’a her gidişimde adım başı Katolik Kilisesi görmemin nedeni de filmden sonra iyice netleşti; ne kadar çok ibadethane, garibanlardan tanrı adına söğüşlenen o kadar çok para aktarımı 🙂 Tanıdık geliyor değil mi? Sistem her dinde aynı, değişmiyor.
Filmin tadını kaçırmamanız için konuyu sizlere basitçe özetledim, oyunculuklar ve heyecanı düşürmeyen kurgusuyla mutlaka izlemeniz gerek Spotlight’ı.
İyi seyirler…
Filmle ilgili detaylar için BURAYA tıklayınız


#EskrimITU Genç Şampiyonlardan Eskrim Dersleri

Çocukluğunda kitap keyfini Pardayanlar ve Üç Silahşörler gibi kitaplarla keşfeden bir nesilden gelince Eskrim sporuna da sempatiyle bakıyor insan. Bir de yeğeni madalyalı, bolca kupalı ve Akdeniz, Balkan Şampiyonu biriyse ilgi daha da artıyor 🙂 Geçtiğimiz yıllarda yeğenim Berke Türkaydın‘dan söz etmiştim sizlere. O zamanlar yıldız kategorisinde yarışan Berke; İTÜ Genetik ve Moleküler Biyoloji bölümünde mezun olmaya koşarak giden bir genç adam. İTÜ Eskrim takımıyla da kupalar ve madalyalar kazanmaya devam ediyor. Şimdi de İTÜ Eskrim kulubünde diğer sporcu arkadaşlarıyla birlikte ders vermeye başladı.
Bu derslerde Güz ve Bahar dönemlerinde hem 6-12 yaş hem de 17-45 yaş arasındaki eskrim sevdalılarına eğitim veriyorlar. Kurslar İTÜ Ayazağa Maslak Kampüsü Merkez Spor Salonunda yapılıyor. Büyükler için Çarşamba günleri 18.00-19.30 veya 19.30-21.00 saatleri arasında, küçükler için ise Cumartesi-Pazar günleri 13.00-14.00 veya 14.00-15.00 saatleri arasında düzenleniyor. Ders ücretleri İTÜ mensupları için 200 TL/Ay, diğer katılımcılar için ise 225 TL/Ay olarak belirlenmiş.
berke kupali

Eskrim uzun yıllardır olimpik bir spor; ama onu sadece bir spor olarak adlandırmak da haksızlığın büyüğü olur. Genel olarak kılıç kullanma sanatı olarak tanımlanan eskrim, sportif anlamda düelloları esas alıyor ve gelişerek günümüzde uygulayanların neredeyse aşık oldukları zarif bir sevgiliye dönüşüyor.

Top peşinde koşturulan takım sporlarından hoşlanmayan çocuklarınız için biçilmiş kaftan bu eğitimler; dengeyi, gücü, kişisel mükemmelliğe ulaşmayı, bazen yarışmak bazen de sadece eğlenmek ve mutlu olmak için yapılan fiziksel aktiviteyi keşfedecekler.

Büyükler için de günlük hayattaki aşırı yoğunluktan, stresten uzaklaşmak, daha dengeli, algıları açık, aktif ve esnek olmak için keyifli bir fırsat.

Eskrim kursları için detaylı bilgi almak isterseniz; kurs koordinatörü Berke’ye 05394627675 numaralı telefondan ulaşabilir veya eskrim@itu.edu.tr adresine eposta yazabilirsiniz. Başlangıç seviyesindekiler için kıyafet ve ekipman da Eskrim kulübü tarafından karşılanıyor.

Programa katılanlardan ricam, yeğenim Berke’ye benden selam söylemeleri 🙂 Bu yıl ders-spor-aktiviteler derken programı o kadar yoğun ki yüzünü göremez oldum 🙂 Ben de kursa yazılmayı düşündüm ama yaşım uymadı  🙂


#SXSWAccelerator programı Türk girişimcileri bekliyor

SxSw

SXSW Accelerator 2016 programı Türk girişimcileri, SXSW festivalinde sunum yapmaya ve yatırım almaya davet ediyor.

Her yıl Texas eyaletinin Austin kentinde düzenlenen SXSW festivali bünyesindeki SXSW Accelerator programı; 12-13 Mart 2016 tarihlerinde, girişimcilik dünyasının önde gelen isimlerinin yer aldığı seçilmiş jüri üyelerine sunum yapmak üzere Türk girişimcileri de bekliyor.

2009 yılından bugüne 305’ün üzerinde girişimin katıldığı SXSW Accelerator programı kapsamında, katılımcı girişimlerin %62’si yatırım alırken, %13’ü de Google, British Telecom, Apple başta olmak üzere çeşitli şirketler tarafından satın alınmış. accelerator-2016-color-page

Klout, Hipmunk, Wildfire, Siri, Foodspotting ve Tango gibi bir çok büyük firmanın erken aşamalarında katıldığı program dahilinde son 6 sene sürecince girişimcilere 2.6 milyar dolar yatırım imkanı sağlanmış.

2016 SXSW Accelerator programı bu yıl; “Akıllı Data Teknolojileri”, “Eğlence ve İçerik Teknolojileri”, “Sağlık ve Giyilebilir Teknolojiler”, “Yaratıcı Dünya Teknolojileri”, “Ödeme ve Finansal Teknolojiler” ve “Sanal Gerçeklik” alanında faaliyet gösteren Türk girişimcileri de programına davet ediyor.

Detaylar için websitesinden sxsw.com/interactive/accelerator bilgi alabilir ve SXSW Accelerator 2016 programı global danışma kurulu üyesi değerli dost Çağdaş ÖNEN’e cagdasonen@gmail.com eposta adresinden ulaşabilirsiniz.


#TheIntern Bayramda Sinemalarda

65 yaş üstü ve emekliyseniz; iş hayatına geri dönmek, hem de yarı yaşınızdan küçük gençlerle dolu bir internet şirketinde stajyer olarak işe başlamak oldukça ürkütücü görünebilir. Robert De Niro’nun canlandırdığı Ben Whittaker ise emeklilikten çoktan sıkılmış ve yeniden iş hayatına döndüğü için neredeyse kanat atkıp uçacak kadar heyecanlı. Eşinin ölümünden sonra günlük hayatını sıradan meşguliyetlerle geçiren Ben; aldığı yatırımla başarı basamaklarını hızla tırmanan çevrimiçi moda sitesi yaratıcısı (Anne Hathaway) Jules Ostin’in stajyeri olur. Özenli giyimi, çalışma prensipleri, sorun çözücülüğyle şirket çalışanlarının gönlünde taht kuran Ben Whittaker, patronuyla iletişim kurmakta zorlansa da kısa sürede onun için de vazgeçilmez birine dönüşür.

25 Eylülde gösterime girecek olan The Intern/Stajyer; ödüllü yapımcı Nancy Meyers tarafından kendi yazdığı senaryo ile yönetilmiş. Oscar ödüllü ünlü oyuncu Robert De Niro ve yetenekli oyuncu Anne Hathaway’in başrolleri paylaştığı bu eğlenceli filmde yan rollerde Rene Russo, Adam DeVine, Andrew Rannells ve Robert De Niro’nun kızı Drena De Niro da yer alıyor. Filmle ilgili daha fazla detay için BURAYA tıklayınız.


Denge… Turgut Uyar

Turgut Uyar

Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük âmenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Bütün ağaçlarla uyumuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim dizboyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle döğüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım

Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Turgut Uyar / 4 Ağustos 1927 – 22 Ağustos 1987

Görsel kaynağı  http://www.izdiham.com/uploads/yazi/5jeLuNHr6M.jpg


Pixels Filmi 21 Ağustosta Gösterimde

PXL-Cast

Uzun zaman sonra ilk kez Adam Sandler ve tayfasının rol aldığı; kusma, işeme, geğirme, gaz çıkarma, boka bulanma sahneleri olmadan eğlenceli bir film izledim. Son yıllarda ne kadar Adam Sandler filmi izledimse beden sıvıları neredeyse başroldeydi ve gülmek yerine iğrenme hissi veriyordu.

Pixels; dünya dışı varlıkların, seksenli yıllarda uzaya yollanan konsol oyunu video yayınlarını yanlış anlamaları üzerine, dünyada yaşayanlara bu oyunlar formatında savaş açmalarını konu alan eğlenceli bir yapım. Oğlum Emir sayesinde seksenlerin ikinci yarısında konsol oyunları başında uzun zaman geçirince, filmi izlerken Pac Man oynadığım zamanları gülümseyerek hatırladım.

Bu eğlenceli filmde Adam Sandler’a; Kevin James, Peter Dinklage, Josh Gad ve Michelle Monaghan eşlik ediyor. Agresif komutan rolünde Brian Cox, First Lady rolünde Jane Krakowski, konsol oyunları şampiyonası sunucusu rolünde Dan Aykroyd, SAS komutanı rolünde Sean Bean diğer tanıdık yüzler. Serena Williams ve Martha Stewart da çerez kıvamında katılmışlar kadroya.Warner Bros davetiyle öngösterimde izleme şansı bulduğum Pixels filminin yönetmeni Chris Columbus, müzikler Henry Jackman’a ait.

Bir de uyarıda bulunayım; eğlenceli film diye hemen çocukları kapıp sinema salonlarına koşmayın lütfen, 12 yaş altına uygun değil kaydıyla gösterime girdi çok sayıda ülkede.
Pixels hakkında detaylı bilgilere ulaşmak için BURAYA tıklayınız.
İyi seyirler…
Görsel kaynağı


Adalar Sokak Festivali 1-6 Eylül 2015

İstanbul Adaları’nın kentsel, çevresel, ekolojik ve kültürel değerlerinin korunmasına dikkat çekmek, adaları sanatla donatmak, çeşitli etkinliklerde buluşup tanışmak, hep birlikte barış içinde yaşamaya devam etmek, kalıcı sanat eserleri bırakmak gibi dileklerle her yıl 01 – 06 Eylül tarihleri arasında Adalarda yapılmak üzere ‘’Adalar Sokak Festivali’’ adı altında geniş çaplı bir etkinlik oluşturulmuş.

festival logo

Bütün etkinliklerin ada sokaklarında, meydanlarında birbirini dinleyerek, izleyerek, birlikte üreterek, eğlenerek yapılması planlanmış. Festivale katılan, destek veren bütün sanatçılar, gruplar, uzmanlar gönüllülük temelinde performans, atölye ve gösteriler yapacaklar. Festivali düzenleyenlerin dileği, bu festivalin bir başlangıç olması ve güzelliklerin çoğalarak devam etmesi.

Doğal haliyle geçmişten yakın zamana kadar “yavaş bölge” statüsünde olan Adalar; kaçak yapılaşma, hatalı turizm politikaları, motorlu ve akülü araçlardaki denetimsiz artış, kontrolsüz biçimde çoğalan bisikletler, faytonların ıslahı için yetkililerin yeterince çaba harcamamaları, plansız imar tehlikesi gibi problemler nedeniyle hızlı bir şekilde yapısal bozulma yaşamakta ve kültürel, tarihsel, ekolojik değerlerini hızla yitiriyor. Festival süresince sanatçılar, uzmanlar, bilim adamları (mimarlar, botanikçiler, sanat tarihçileri, arkeologlar ve deniz bilimciler) çalışmaları, performansları veya söyleşileriyle yer alacaklar. Katılımcılar Adaların sorunlarına dikkat çekerken, çözüm, iyileştirme ve güzelleştirme için somut önerilerin ortaya çıkartılmasında destekleyici olacaklar.

ada dusu mektuplar

Festivalin en keyifli etkinliklerinden biri de Ada Düşü Mektup Projesi; katılımcılardan beklenen, bu mektupların el yazısı ile hazırlanmış, Ada Düşü temasıyla yazılmış, pullu ve postaneden gönderilmiş olmaları. Mektuplarda herhangi bir sınırlama yok. Yayımlanacak ve sergilenecek mektuplara Festival Komitesi karar verecek. Sergilerin bitiminde tüm mektuplar, taleplere göre ilgili bir kuruma araştırmalarda kullanmak üzere bağışlanacak. Ada Düşü mektupları, Selin Sason tarafından toplanacak. Mektuplar için adres: Plumon Art of Writing Çınar Cad. N0: 79 PK: 34970 Büyükada / Adalar – İstanbul

Festivalde Fotoğraf konusu ‘’Adalarda Çirkin Kadrajlar’’ olarak belirlenmiş. Fotoğrafmetre; Fotoğraf, Film ve Gezi Derneği Fotoğraf Sanatçıları Temmuz ayından bu yana tüm Adalarda belirlenen tema doğrultusunda çalışıyorlar. Sanatçıların fotoğrafları Heybeliada’da sergilenecek.

Festival alanları, çok sayıda etkinliğin yer aldığı ajanda ve sanatçılar hakkında detayları öğrenmek isterseniz BURAYA tıklayınız.
Adalar Sokak Festivali Facebook Sayfası
Adalar Sokak Festivali Web Sayfası

Adalar Sokak Festivali’nin tam programı; Adalar özelinde gün gün ve saat saat akışla pdf olarak ADALAR SOKAK FESTİVALİ _ TÜM PROGRAM

Festival komitesi: Necdet Kutlucan, Sevgi Çekiç, Serap Borucu, Fatma Bozkurt, Okan Sönmez, Yıldız Negma Çokcoşkun, Hıdır Ovaçin
Proje Ortağı: Burgazadası Kültür ve Kalkınma Derneği.


#Entourage , 3 Temmuzda Sinemalarda

entourage-movie

Severek izlediğim dizinin filmine davet edilince pek mutlu oldum. Uzun zamandır teyzemin sağlığındaki oynamalar nedeniyle öngösterimlere katılamıyordum, bu nedenle de heyecanla gittim filmin gösterileceği salona. 6 Emmy ödüllü dizinin hemen her bölümünde çok eğlenmiştim, filmi de beklentimi yükseltmeden izledim ve pek çok sahnede kahkahalarla güldüm.

Dizinin vazgeçilmez ögesi olan bolca ünlü yıldızı konuk etme, her sahneyi müthiş müziklerle süsleme ve izleyiciyi, yıldızların yaşadığı en lüks hayatın içine çekiverme geleneği filmde de sürüyor.
Diziyi izlememiş olsanız da üzülmeyin, filmi keyifle izleyeceksiniz. Yönetmen Doug Ellin’in hınzır kurgusu, sizi karakterlerle başarıyla tanıştırıveriyor.
Dizide yeni parlayan bir oyuncu olan ana karakterimiz Vincent Chase (Adrian Grenier) filmde artık paraya para demeyen ünlü bir yıldızdır. Çocukluk arkadaşı, sırdaşı, menejeri Eric (Kevin Connolly), bir türlü talihi gülmeyen aktör üvey ağabeyi Johnny nam-ı diğer Drama (Kevin Dillon), yıllarca ekibin şöförlüğünü ve tedarikçiliğini yapan ama sonra başarılı bir girişimle tekila imparatoruna dönüşen diğer can yoldaş Turtle (Jerry Ferrara) ile birlikte yine eğlenceden eğlenceye koşmakta ve hayatın tadını çıkartmaktalar. Vincent’ı ilk gençlik yıllarında bir reklam filmiyle keşfeden ve yıldız olma serüveninde yanı başında olan hırslı, hiperaktif artist ajanı Ari Gold’da (Jeremy Piven) karısına verdiği sözü tutup daha sakin bir çalışma düzenine sahip stüdyo yöneticiliğini sürdürüyor. Gold eline geçen bir senaryoyu teklif ettiğinde, Vincent’ın hem oyuncu hem yönetmen olmasını içine çok sindiremese de kabul etmek zorunda kalıyor ve macera başlıyor.
Ari’nin her derde deva, çılgın ve sadık yardımcısı Lloyd rolünde yine Rex Lee var. Texas’lı yatırımcı ve oğlu rollerinde Billy Bob Thornton ve Haley Joel Osment’ı izliyoruz. Thornton her zamanki sakin tavırlarıyla, yorulmadan oynamış. Çocuk oyuncuyken az da olsa sevimli olan Osment ise keşke büyümeseymiş dedirtiyor 🙂 Dizide Vince’in halkla ilişkilerini yürüten Shauna rolünde yine Debi Mazar var ve ekip her zaman olduğu gibi onu çileden çıkaracak şeyler yapmayı ihmal etmiyor.
Filme konuk olanları saymakla bitirmek mümkün değil, yapımcılığı da üstlenen Mark Wahlberg, Mark Cuban, Liam Neeson, Pharrell Williams, Kelsey Grammer, Gary Busey, Mike Tyson, George Takei, Warren Buffett, David Spade, Piers Morgan, Jon Favreau yazabildiklerim. Jon Favreau ile Drama arasında geçen konuşmayı izlerken su içiyordum, gülerken burnumdan çıktı hepsi 🙂
Doug Ellin filmi kendi senaryosuna, karakterlerine ve Rob Weiss’ın hikayesine dayanarak yönetmiş. Filmin yapımcılığını Mark Wahlberg, Stephen Levinson ve Ellin, yönetici yapımcılığını ise Wayne Carmona üstlenmiş.
Kamera arkası yaratıcı ekibinde de dizide çalışmış kilit isimler bir araya gelmiş. Görüntü yönetiminde Steven Fierberg, kurguda Jeff Groth, yapım tasarımında Chase Harlan ve kostüm tasarımında Olivia Miles.
Küfür kıyamet ve baskın maço karakterlere rağmen eğlenceli vakit geçirilen, Hollywood rüyasını dibine kadar yaşayanları, Sunset Bulvarını, Malibu sahillerini izleyebileceğiniz sabun köpüğü gibi hafif bir yaz filmi olmuş Entourage.
İyi seyirler.
Detaylar için BURAYA tıklayınız.
Görsel kaynağı ŞURADA


Sayfalar:1...10111213141516...42