:::: MENU ::::
Browsing posts in: Beğendiklerim

Mutlu ve Sağlıklı Çocuklar Yetiştirmek Mümkün

Çocukların hayatında en önemli yer tutan şey sevgi, tek beklentileri sevilmek olan varlıklara her şeyi vermeye çalışıp en önemlisini atlayan bir sürü ebeveyn var. En güzel giysiler, en parlak oyuncaklar, en havalı okulları ayarlayıp en kolay verebilecekleri şeyi sevgiyi ihmal ediyorlar. Çocuklara daha çok sevgi verebilsek dünya ne kadar güzel bir yer olur aslında. Sevgiyi tanıyarak büyüyenler mutlu bireyler oluyorlar ve çevrelerindekileri de mutlu ediyorlar. Tıpkı suya atılan taşın yarattığı çemberler gibi yayıyorlar sevgiyi çevrelerine. İşten yorgun ve sinirli gelmiş olabilirsiniz, kötü bir gün geçirmiş olabilirsiniz, hasta da olabilirsiniz, ama yüreğinizdeki sevgiyi vermek yerine çocuğunuzu kendinizden uzaklaştırmaya çalışıyorsanız, bu sizin seçiminiz. Bu seçimin sonucu ise yalnızca evladınızı değil, sizi, yakın çevrenizi ve onun hayatına girecek herkesi etkileyecek. Özellikle çocuk sahibi olan dostlara bir eğitim önermek istiyorum bu yazımda. Sevgili Sedef Örsel‘in 12-14 Temmuz tarihlerinde düzenleyeceği “Çocuklarla El Ele Ebeveynlik” eğitimine; ebeveyn rolü üstlenen, kendi içindeki çocuk da dahil olmak üzere çocukları daha iyi tanımayı, anlamayı, onlarla daha mutlu ve neşeli bir yaşam sürmeyi, yürekten bağ kurarak barış içinde ebeveynlik yapmak isteyen herkes katılabilir.

Sedef

Ebeveynlik öğrenilen bir iştir. Ebeveynlik yolculuğu çocuğunuzla bir ömür yaşayacağınız harika bir mozaiktir, her parçası emekle döşenir. Ebeveyn olmak sabır isteyen bir iştir, ancak zor değildir.
Çocuklarla Elele Çalışmaları’nda (Connection Parenting) üzerinde en çok durulan nokta da işte budur!
Bu eğitimin amacı gönülden bağ kurarak, şiddetsiz iletişim dilini benimseyerek keyifle ebeveynlik yolculuğu yapabilmek için gerekli farkındalık, bilgi ve becerilerin edinimini sağlamaktır.
Bu eğitime katılarak, keyifle ve huzur içinde ebeveynlik yapmak için gerekli tüm yetkinlikleri kazanarak, hayat kalitenizi de yükseltebilirsiniz.
Eğitim Programı başlıkları da şöyle sıralanıyor:
Ebeveynlik Mirasımız
Kendi ebeveyn/ yetişkin rolümüze çocukluğumuzdan neler aktarıyoruz? Bugünün ebeveyni/yetişkini olmak neden bu kadar zor?

Saygıyı Öğretmek
Tüm sevgi dolu ilişkilerin temelinde saygı yatar. Bugünün çocukluğunda saygı nasıl öğrenilir? Saygının içinde korku değil sınırlar vardır. Sınır koymak ne anlama gelir ve neden bu kadar önemlidir?

Duyguları İyileştirmek, Neden ağlarız?
Ağlamaları, krizleri, sızlanmaları, kızgınlıkları ve öfke nöbetlerini daha iyi anlayıp onlarla sistemli olarak nasıl başa çıkabiliriz?

Kendine Güvenmek
Çocuklarımıza davranışımız onlara kendileri hakkında neye inanacaklarını öğretir. Her gün birlikte geçirdiğimiz anları -kendine güven- konusunda nasıl yapıcı olarak değerlendirebiliriz?

İlişki Bağını Kuran ve Sağlamlaştıran İletişim
Sözcükler yeni bir ilişkiyi başlatan ya da var olanı bitiren büyük bir güçtür. Olumsuz ebeveyn dilini nasıl bırakmalıyız? Hangi olumlu sözcükleri kullanmalıyız?

Davranış Kodlarını Çözerek Disiplin
Çocuklar her zaman bize ihtiyaçlarını anlatacak dil yeteneğine sahip olamazlar. Onlar ihtiyaçlarını bize davranışları ile anlatırlar. Bu davranışlara karşılık vermek yerine davranış kodlarını çözüp ihtiyaçlara nasıl karşılık verebiliriz.

Ebeveynlerin İhtiyaçları
Ebeveynlik hiçbir zaman tek kişilik ya da çift kişilik bir iş olmamıştır. Çocuklara en iyi kendi ihtiyaçları tam olarak karşılanmış yetişkinler bakar. Yaşadığımız toplumda kendimize nasıl geniş bir destek ağı yaratabiliriz?

‘’Çocuklarla Elele Yöntemi ‘’(Connection Parenting) Amerikalı araştırmacı, yazar ve eğitimci Pam Leo tarafından 30 yıllık bir araştırma ve uygulamaların sonuçlarına dayanarak ortaya çıkmış. Connection Parenting Workshop’ları 1989 yılından beri seminerin yaratıcısı Pam Leo ile sadece onun bizzat yetiştirdiği eğitimciler tarafından verilebilmekte. Eğitmen Sedef Örsel de 2007’den bu yana bu eğitimi vermekte, deneyim ve bilgilerini, ailelerle paylaşmakta.
“Çocuklarla El Ele Ebeveynlik” Eğitmeni: Sedef Örsel ACPI Sertifikalı Ebeveyn ve Aile Koçu
Kayıt için:
Tel: 212-352-10-05
Email: iristeinfeld@gmail.com
Adres: İRİS AİLE MERKEZİ İncesu Sokak Konyalı Apartmanı No: 5/3 Etiler İstanbul


Kişisel Verimlilik İçin Öneriler

Istanbul 2009 denizden

Hepimizin günümüzü en verimli şekilde geçirmek üzere kendimize göre yöntemleri vardır. Ama bazen öyle zamanlar olur ki sıfır verimlilikte sıkışır kalırız. Sebepleri çok çeşitli olabilir, böyle zamanlarda mücadele gücü bulmakta zorlanırız, yerimizden kımıldamak bile gelmeyebilir içimizden. Tam anlamıyla duruma sebep olan sorunlarınızı çözmeyecektir ama sizi harekete geçireceğini düşündüğüm birkaç öneriyi listeledim.

-Gününüzü Önceden Planlayın
Sevimli, renkli, içine yazmaktan zevk alacağınız, her istediğinizde erişebileceğiniz küçük bir not defteri edinin. Randevularınızı, önemli notlarınızı, sevdiklerinizin doğum günlerini yazmaktan hoşlanacaksınız. Akıllı telefonunuzdaki binbir çeşit havalı uygulamalar da işe yarayacaktır tabii 🙂

-Planlama Yaparken Kendiniz İçin Mutlaka Zaman Ayırın
Aşırı tempolu çalışmak, kendine zaman ayıramamak bir süre sonra verimliliğinizi yok eden en önemli etkenlerdir. Planlamanızı yaparken mutlaka dostlarla buluşulup yenecek öğle/akşam yemeği, deniz kenarında kısa bir yürüyüş, bir bardak bitki çayı eşliğinde uzanıp kitap okuma gibi notları eklemeyi de unutmayın.

-Bitirdiğiniz Her İş İçin Kendinizi Ödüllendirin
Planlayıcınız veya notlarınız aynı zamanda da kontrol listeniz olacaktır. Bitirdiğiniz her yeni madde sonunda sevdiğiniz sanatçının bir videosunu izleyebilir, sağlıklı olmak kaydıyla biraz atıştırmalık tüketebilir veya sohbetinden keyif aldığınız bir arkadaşınızı arayabilirsiniz. Böylece daha üretken olarak yapacaklarınızı sonuçlandırmak için çok sayıda eğlenceli sebebiniz olacaktır.

-Verimlilik Uygulamalarından Yararlanın
Akıllı telefonlarımızda kullanmak üzere hemen her konuda çok sayıda uygulama var. Verimlilik, planlama, alışkanlık uygulamalarını deneyerek size en uygununu seçip kullanmaya başlayın. Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulmak için bile uygulamalar var, bir taşla iki kuş vurabilir, uzun zamandır ertelediğiniz zararlı alışkanlıklardan kurtulma konusunu da aradan çıkarabilirsiniz. Product Hunt üzerinde bulduğum verimlilik uygulamalarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
https://www.producthunt.com/search?q=productivity+app

-Küçük Şeylerin Farkına Varın
Yoğun çalışılan zamanlarda; gün be gün artan sıradan tekrarlar, ağır iş yükleri çalışma isteğinizi azaltır ve sizi tüketir. Böyle durumlarda hayatınızda küçük sevinçler yaratın. Biraz yavaşlayın, etrafınıza bakın, yolunuzun üzerindeki çiçekleri-ağaçları inceleyin, parkta oynayan çocukları seyredin. Bunları yaptığınızda daha istekli ve verimli çalıştığınızı fark edeceksiniz.

Tabii hepsinden önemlisi sık sık kendinize tek ve biricik olduğunuzu hatırlatın, sizden bir tane daha yok, aynadaki size gülümseyerek güne başlamayı da ihmal etmeyin.
Sevgiyle ve muhabbetle…

Önemli not: Fotografın konuyla ilgisi yok, deniz görmek ruhuma iyi geliyor, belki size de iyi gelir. 2009 yılında Kadıköy’e geçerken çekmiştim bu kareyi.
Follow my blog with Bloglovin


#LiveBoldly #MeBeforeYou

Me Before You/Senden Önce Ben filminin tanıtım videosunu ilk izlediğimde, sinemaya bir tomar mendille gitmeliyim diye düşünmüştüm 🙂 Sevgili Duygu Kutlu’nun öngösterim davetini görünce de hemen sırt çantama ek mendil paketini atıverdim tabii.

Me Before You red dress

Birbirinden tamamen farklı iki genç insanın, çok özel bir durumda yaşadıkları aşkı anlatan filmi yüzümde kocaman bir gülümsemeyle izledim, eve dönerken de gülümsemeye devam ediyordum. Tanıyanlar bilir, son yıllarda içimi daraltacak filmler izlemekten özellikle kaçınıyorum ve ruhuma iyi gelecek şeyler izlemeyi seçiyorum.

Filmin erkek başrol oyuncusu Sam Claflin’i The Hunger Games ve The Hunstman filmlerinden hatırlayacaksınız. Harika gamzelere sahip bu genç adama sakal bıraktırmak ona yapılmış en büyük kötülük diye düşündüm filmin ilk sahnelerini izlerken 🙂 Canlandırdığı karakter Will Traynor, bir motosikletin çarpması sonucu tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşamak zorunda olan, kazadan önce extrem sporlar yapan ve aktif hayatı olan, kazadan sonra başkalarına bağımlı olarak yaşamak istemeyen, çoğunlukla öfkeli ve küstah bir genç adam. İzlerken sizi alıp götürüyor yetenekli genç oyuncu, bir sahnede yüreğinizi burkarken, diğerinde kahkahalar attırıyor.

Me Before You seaside

Kadın başrol oyuncusu Emilia Clarke’ı izlemek de ayrı bir keyifti, itiraf etmeliyim ki 2 kez Emmy ödülüne aday olan bu yetenekli genç oyuncudan Game of Thrones öncesinde haberim yoktu. Bu filmde onu izlerken “aa bak Game of Thrones’ daki Daenerys Targaryen” demeniz mümkün değil 🙂 Canlandırdığı karakter Louisa Clarke (Lou) uzun yıllar çalıştığı kafe kapanınca, girdiği diğer işlerde bir türlü mutlu olmayan, dikkat çekici ve oldukça gösterişli giyim tarzına sahip, başkalarını mutlu etmeye çalışmaktan kendine vakit ayıramayan, hayat dolu bir genç kadın. Yaşadığı kasabanın en zengin ailesi olan Traynor’ların oğlu Will Traynor’ın bakıcısı olarak işe başladığında yaşayacağı muhteşem aşk aklının ucundan bile geçmiyor.
Thea Sharrock’un yönettiği ve Jojo Moyes’in kendi romanından senaryolaştırdığı, müziği Craig Armstrong’a ait bu filmde yan rollerde de bolca tanıdık oyuncu var.

Ülkemizde 17 Haziranda gösterime girecek olan Me Before You/Senden Önce Ben alışılagelmiş aşk filmlerinden değil, oyunculuklar, mekanlar, müzikler, benim çok hoşuma gitti. İzlerken pek çok şeyi sorguladığınızı hissedeceksiniz ve umarım çıktığınızda da hayata başka gözlerle bakıyor olursunuz.

Hepinize iyi seyirler…

Follow my blog with Bloglovin


En Eski ve En Sevilen Bloglardan Olmak

Anlık paylaşımlarla kolaya kaçmak işime geldiğinden olsa gerek, bloguma yazı girmeyi bir süredir eskisi kadar sıkça yapmıyorum. Arada “aman zaten okuyan da yok”, “laptopun klavyesi o kadar eskidi ki kendi başına kararlar veriyor, yazmayı zorlaştırıyor” diyerek tembelliğe bahaneler bulduğum da oldu. Geçtiğimiz haftalarda sevgili Simto’nun bir yazısı üzerine, “silkeleneyim de kısa aralarla yazayım” dedim, aradan yine zaman geçti. Sevgili Süleyman Sönmez’in özenle güncellediği “Türkiye’nin En Sevilen Blog Siteleri” yazısında ve yine güzel bir derlemeyle evrengünlüğü.net’ in “Türkiye’nin En Eski Blogları” listesinde de yer alınca harekete geçip yazmak kaçınılmaz oldu 🙂

gunesintamicinde

Blog yazmaya 11 yıl önce 2005 yılında blogcu.com platformunda başladım. Günlük hayatın hayhuyu, aile büyüklerinin bozulan sağlık durumları vs. derken unuttum gitti. E-Tohum toplantılarından birinde tanıştığım, yaratıcı çalışmalarına ve girişimci ruhuna her zaman saygı duyduğum sevgili Burak Dönertaş‘ın harika sürprizi ve kesintisiz desteğiyle 8 Eylül 2008 den beri kendi alan adımla açılan blogda yazmaya başladım. Yıllardır en ufak sorunumda, olur olmaz saatlerde “Buraaak imdaat” çığlıklarıma sabırla yanıt verdiği, çözümler ürettiği için ona hep minnetar kalacağım 🙂

Bloguma reklam almamaya karar vermem çok sayıda arkadaşıma yanlış, hatta garip gelmişti. Burası benim oyun alanım, kimsenin yazdıklarıma karışmasından hoşlanmayacağımı bildiğim ve reklamcıları pek iyi tanıdığım için böyle bir karar almıştım. Yıllar içinde de doğru bir karar aldığım defalarca kanıtlandı. Çevreye, hayata, yaşanan olaylara verdiğim tepkiler paralelinde gönlümce yazdım çoğu zaman, yazmaya da devam edeceğim.

Denemediğim, gözümle görmediğim şeyleri paylaşırken özenli olmaya çalıştım. Yıllar içinde halkla ilişkiler ve reklam şirketlerinde çalışan dostların “ama bültenimize yer vermedin” sitemlerinden kurtulmak, çok fazla reklam kokan yazılar yazmak zorunda kalmamak için ayrıca bir de wordpress uzantılı blog açtım bilgilendirme amaçlı, ilk elden tanık olmadığım duyuruları da oradan paylaşmaya başladım.

Yazmayı, yaşadıklarımı, deneyimlediklerimi paylaşmayı seviyorum. Hem belki böylece birilerinin hayatına dokunur, farklı görüşleri değerlendirmelerine neden olur, hatta yapabilecekleri hatalardan korunmalarına yardımcı da olabilirim diye düşündüm yazarken.

Yazımı sevgili Süleyman Sönmez’in blog yazısından bir alıntıyla sonlandırayım:
“Lütfen bu güzel insanların daha çok okunması için bu sayfayı sosyal medya hesaplarınızda, bloglarınızda duyurun. Destek bulsunlar kapanmasınlar. Okunan blog açık kalır…”

Yıllardır yazdıklarıma değer verip okuyan, paylaşan, yorum bırakan herkese çok teşekkür ederim. Yazmaya devam kararımda sizlerin desteği çok büyük, sağ olun var olun.

Sevgiyle ve muhabbetle…


#Turmepa Mavi Kuşak Hareketi

Turmepa yazi

Kuruluşundan itibaren çalışmalarını heyecanla izlediğim Deniz Temiz Derneği/Turmepa’nın “Mavi Kuşak Hareketi-İstanbul Boğazı” Projesi ile 2014 yılında değerli dost Zeynep Çevik sayesinde tanışıp, Turmepa gönüllüsü de oldum. Resim yarışmasının değerlendirilme toplantılarına bizzat katıldım ve her yaştan pırıl pırıl gençlerimizin heyecanına ortak olma şansı buldum.

“Mavi Kuşak Hareketi-İstanbul Boğazı” Projesi sonuçlanınca 2013-2015 yılı arasında yapılan bütün eğitimler, çalışmalar, yarışmalar ve diğer aktiviteler “Deniz, en kirli hikayeleri bile temizler” isimli bir e-kitaba dönüştürülerek “Mavi Kuşak Hareketi” web sitesinde yayınlanmış. Çok sayıda değerli bilim insanı, eğitmen, sanatçı ve işadamı ile aynı kitapta kendi ismimi de görmek ne kadar hoş bir sürpriz oldu bana.

DenizTemiz Derneği/TURMEPA 20 yıldır deniz ve kıyıların kirlenmesini önlemek, mevcut kirliliğin giderilmesine katkı sağlamak ve kamuoyunu bilinçlendirmek amacıyla, her yaş grubuna uygun eğitici-öğretici faaliyetler sağlayan ve denizleri yaşatma çabasında olan bir dernek.

“Mavi Kuşak Hareketi-İstanbul Boğazı” Projesi, TURMEPA tarafından, MITSUI & CO, Ltd. desteğiyle ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle, Ekim 2013-Aralık 2015 tarihleri arasında İstanbul Boğazı’ndaki kirliliğe ve ekosistemin karşılaştığı tehditlere dikkat çekerek, eğitim faaliyetleri aracılığıyla bilinçlendirme ve farkındalık çalışmaları yürütülmüş.

Ataşehir, Beşiktaş, Beykoz, Eyüp, Fatih, Kadıköy, Kâğıthane, Sarıyer, Ümraniye, Üsküdar, Tuzla’nın içinde bulunduğu, İstanbul’un 11 ilçesinde yürütülen projede, İstanbul Boğazı’nın önemine, ekosistemin karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekilerek, eğitim ve etkinliklerle gelecek kuşaklar bilgilendirilmiş. İstanbul Boğazı’nın korunması için, denizlerimizin kirlenmesini engellemeyi görev edinecek, sorumluluk sahibi Mavi Kuşaklar yetişmesini sağlamak, proje kapsamında İstanbul Boğazı’ndaki kirliliğe ve ekosistemin karşılaştığı tehditlere dikkat çekerek, eğitim faaliyetleri aracılığıyla bilinçlendirme ve farkındalık çalışmalarının yürütmek projenin temel amacını oluşturmuş.

27 ay boyunca eğitici eğitimleri, okul etkinlikleri, öğrencilerin kendilerini öğrendiklerini ifade edebilecekleri ve eserlerinin sergileneceği”Yaşasın Uskumru” platformu, 23 Nisan Etkinliği, Dalış Etkinliği ve Sualtı Atık Sergisi, İstanbul Boğazı’nın Sesi gibi eğitici-öğretici çalışmalar yürütülerek gelecek nesillerin İstanbul Boğazı, evi deniz olan canlıların yaşam alanı hakkında bilgilendirilmesi ve hepimizin üzerine düşen sorumlulukların duyurulması “Mavi Kuşak Hareketi- İstanbul Boğazı” projesinin temeli olmuş.

Sizler de BURAYA tıklayarak “Deniz, en kirli hikayeleri bile temizler” başlıklı e-kitabın sayfalarını keyifle çevirip, başarıyla sonuçlanan bu müthiş projeyi incelemeli ve yakınlarınızla mutlaka paylaşmalısınız.
Sevgiyle ve muhabbetle…


Istanbul’un Marul Bayramı

istanbulun marul bayramiSiz de benim gibi çocukluğunuzda, ilk gençlik yıllarınızda keyifle yediğiniz sebze meyvelerin tadını özleyenlerden misiniz? İstanbul’da yetişen Arnavutköy çileğinin ve topatan kavununun kokusunu hatırlıyor musunuz? Yıllardır marul diye kaktırılan plastikten hallice ithal yeşil otlardan sıkıldınızsa bu cumartesi gelin Yedikule Bostanları’nda buluşalım. Slow Food Türkiye / Fikir Sahibi Damaklar’ın binbir emekle hazırladığı bu güzel etkinliğe çoluk çocuk katılıp, yerel üreticimize destek verelim.
Etkinlik programını Slow Food Türkiye / Fikir Sahibi Damaklar sayfasından sizler için aşağıya kopyaladım. Facebook kullanıcısı iseniz, BURAYA tıklayarak etkinlik ve diğer çalışmalar hakkında da detaylara ulaşabilirsiniz. Piknik örtünüzü getirmeyi unutmayın 🙂
Sevgiyle ve muhabbetle…

İstanbul’un Marul Bayramı Programı

6 Mayıs 2016, Cuma
Salt Galata
17.00 – 19.00
panel:
İstanbul’da Bostanlar ve Bahar Şenlikleri
Necdet Sakaoğlu
Hayri Fehmi Yılmaz
Turgay Tuna
Faruk Pekin
bu etkinlik Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı işbirliğinde gerçekleşmektedir.
7 Mayıs 2016, Cumartesi
Yedikule Bostanları Ahmet Öztürk Bostanı girişi
11.00-13.00
Suriçi Bostanları’na vefa etkinliği:
2013 yılında da üzerine moloz dökülen bostanda çevre temizliği
bu etkinlik Kültür Karıncaları öğrencileri ile birlikte gerçekleştirilecektir, katılım için 212 347 2425’den Halil Özdemir ile irtibata geçilmesi rica olunur.
Yedikule Bostanları Ahmet Öztürk Bostanı
13.00-15.00
Marul Bayramı Şenliği: Cümbüş Cemaat’in müziğinin birleştiriciliğinde Yedikule Bostancılar Derneği, Yedikule Bostanları Girişimi ve Dürtük ‘den dostlarımızla birlikte bostanlarda yeniden yetiştirilmeye başlanan “Yağlı Yedikule Marulu” ile tanışacak, ekilişine, hasadına dair bilgilenecek, bol bol bostan muhabbeti yapacak ve mini bir piknikle karınlarımızı doyuracağız.
Etkinliğe gelirken üzerinde oturacağınız bir piknik örtünüzle gelmeyi ihmal etmeyin sakın!


Bekar Yaşam Kılavuzu – How To Be Single

HowToBeSingle

Bu sabah gri, serin ve basık havayı unutturacak bir romantik komedi filmi izledim Warner Bros öngösterimiyle; “How To Be Single”
Rebel Wilson kadrodaysa genellikle eğlenceli bir fimdir diye düşünerek gittim ve haklı çıktım.
Değişik çevrelerden 4 genç kadının hayat hikayesinin anlatıldığı filmde, başrol oyuncularına çoğu sahnede New York City manzaraları da eşlik ediyor. Müzikleriyle de izlemesi keyifli hale gelen bir film “How To Be Single”. Özellikle gece klubü sahnelerindeki müziklerde yerimde durmakta zorlandığımı mutlaka eklemeliyim 🙂

Sex & City dizisini, He’s Just Not That Into You tadındaki filmleri sevdinizse bu filmi de eğlenerek izleyeceksiniz. Yönetmenlğini Christian Ditter’ın yaptığı filmin hikayesi Liz Tuccillo’nun kitabından Abby Kohn ve Marc Silverstein tarafından uyarlanmış.

Başrollerde Dakota Johnson, Rebel Wilson, Leslie Mann, Allison Brie, Damon Wayans Jr., Anders Holm, Jake Lacy ve Nicholaus Braun var.
Prodüktörleri arasında Drew Barrymore’un da olduğu filmin müziklerinde Fil Eisler imzası var.
Warner Bros tarafından Bekar Yaşam Kılavuzu adıyla dağıtımı yapılacak olan How To Be Single, 15 Nisanda gösterime giriyor.
Haberlerin iç karartıcılığından, günlük hayatın stresinden azıcık uzaklaşmak isterseniz, bu filme bir şans verin derim.
Hepinize iyi eğlenceler


Kadının Adı Var

Pazartesi sabahı instagram akışımda sevgili Banu Tozluyurt’un çok sevimli bir daveti gözüme ilişti. Caddebostan Kültür Merkezi’nde sahne alacakları bir gösteriye davet ediyordu bizleri. Teyzemin tahlil sonuçları için hastaneye gitmem, eve alınacaklar var derken hepsini hızlıca halledip gitmeye karar verdim. Koşturma hali ve adrenalin ruhuna iyi geliyor insanın 🙂
Trafiği düşünerek yer altından geçtim karşıya, vapur keyfini de dönüşe bıraktım. Kıtı kıtına yetiştim gösteriye, hemen oturup izlemeye başladım.

kadinin adi var

Kadına ve erkeğe eşit uzaklıkta, insana yakın gösteri başlığıyla yola çıkmıştı sahnedeki üç kadın; bizlere kadınların kendi potansiyellerini gerçekleştirmeleri, okur yazar sayısının çoğalması, kadınların ekonomiye katılımı, kadın ve erkeğin el ele barış içinde birlikte yol alabilmelerinden söz ettiler. Ülkemizle ilgili rakamsal verileri de paylaştılar; 181.000 çocuk gelin, 24.000.000 istismara uğrayan çocuğun olduğu bir coğrafyada yaşadığımızı hatırlattılar. Kadının eğitimi yüzde 1 oranında arttığında, o ülkenin gayri safi milli hasılasına bunun katkısının yüzde 3,37 oranında olduğunu, kadınların gelirlerinin yüzde 90’ını sağlık ve çocuklarının eğitimleri için harcarken, erkeklerde bu oranın yüzde 35 civarında kaldığını belirttiler.

kadinin adi var 1

Türkiye’de kadınların var olma savaşı içinde olduğunu anlatıp, Kadının Adı Var‘ın tam da bu sebeple gösterimde olduğunu söylediler.
Kadın dayanışmasının önemini belirterek, erkek egemen toplum belletmesi olan bazı sözlerin özellikle altını çizerek, artık değişim gerektiğini kadınların birbirlerini destekleyerek potansiyellerini geliştirebileceklerini anlattılar.
Perdede Ümmiye Koçak’ın hikayesini yine gözyaşlarıyla izledim. Onunla ilgili bilgleri BURAYA tıklayarak mutlaka okuyun ve Ümmiye Hanım’ın web sayfasına gidip videolarını da mutlaka izleyin.
Banu Tozluyurt, Ebru Tuay Üzümcü, Özge Uzun her üçü de; sizin benim gibi hayatın zaman zaman hırpaladığı, zorluklarla yoğrulan, ama yılmayan ve ayakta durmayı başarıp, başka kadınlara ilham vermeye çalışan kadınlar. Onların kurduğu “Kadının Adı Var” platformunu mutlaka inceleyin. Facebook sayfalarını beğenip takibe alın.
Zincir mağazalar, dünya devi markalar yerine yerel üretici kadınlardan alışveriş yapın, kız çocuklarının eğitimi için uğraşan kurumlara destek olun. Her birimizin; başkalarının hayatına dokunarak fark yaratacağı yetenekleri var, bir köşeye çekilmektense neler yapabileceğimize ve nasıl fark yaratabileceğimize odaklanalım. Damlaya damlaya göl olacağını da hep aklımızda tutalım.
Sevgiyle ve muhabbetle…


Batman v Superman: Dawn of Justice

Superman wonderwoman batman

Uzun zamandır merakla beklenen Batman v Superman: Dawn of Justice filmini, Warner Bros davetiyle öngösterimde izleme şansı buldum bu sabah. Türk Hava Yollarının şık ağırlamasıyla karşılanıp, kesinlikle çok işime yarayacak hediyeleriyle uğurlanmak da pek hoş bir sürprizdi.

thy hediyeler

Film öncesinde yönetmen Zack Snyder tarafından yapılan uyarıya sadık kalarak fazla bir şey yazmak istemiyorum.
2013 yılında vizyona giren Man of Steel filminin sonunda cani General Zod ve Supermen’in savaş sahnelerini izleyiciye yeniden hatırlatıyor Snyder. Fakat bu kez saçları ağarmaya başlamış Bruce Wayne’in perspektifinden izliyoruz Metropolis’in yıkılışını, vahşi ve ürkütücü sahneleri.
Kalabalık ve ünlü oyuncu kadrosu, önemli yapımcıları ve ödüllü senaryo yazarlarıyla değişik bir film ortaya çıkarmışlar. Bu film muhtemelen 2017 de izleyeceğimiz The Justice League için de altyapı hazırlıyor, diğer metahumanlarla ilgili ipuçları veriyor. Aquaman olarak Jason Momoa’yı görmek de hoş oldu tabii 🙂

jason momoa
Ne yazsam ipucu olacak en iyisi siz bu haftasonu Hans Zimmer’in müthiş müzikleriyle bezeli bu filmi izleyin, ama mutlaka IMAX olarak izleyin.
Çocuklar için bence uygun değil, savaş ve dövüş sahneleri, kabuslar vs. epey rahatsız edici, yine de siz bilirsiniz. Hepinize iyi seyirler.
Sevgiyle ve muhabbetle…


Oscar Adayı #Spotlight 29 Ocakta Gösterime Giriyor

spotlight-one-sheet

29 Ocak tarihinde gösterime girecek olan Spotlight’ı Warner Bros davetiyle izleme şansı buldum. Aylardır uluslararası festivallerde ses getiren ve Oscarlarda da çeşitli dallarda ödüllere aday gösterilen filmde; Boston’da küçük yaşta çocuklara tecavüz eden bir grup rahibin suçlarının; Roma Katolik Kilisesi’ne bağlı Boston Katolik Başpsikoposluğu tarafından uzun yıllar örtbas edilmesinin haberleştirilmesi sağlam bir sinematografiyle anlatılıyor.
Yönetmen Tom McCarthy, sanılanın aksine bu filmde gazetecileri kahramanlaştırmıyor, onların görevlerinin gereğini yapmalarına tanıklık ettiriyor izleyicilerini. Film bittiğinde; hem yönetmen, hem de oyunculuklar “hmm özel efektler, üç boyutlu gözlükler, patlayan zıplayan nesneler olmadan da bir nefeste film izlenebiliyormuş” dedirtiyor.
michael keaton

Filmde çok sayıda tanıdık oyuncu var, ama ağırlık bu habercilikle 2003 yılnda Pulitzer ödülü alan Spotlight ekibinde. Ekip lideri Walter ‘Robby’ Robinson’ı Michael Keaton, atak araştırmacı gazeteci Mike Rezendes’i Mark Ruffalo, ekibin tek kadın muhabiri Sacha Pfeiffer’ı Rachel McAdams canlandırıyor. Times’dan Globe’a transfer olan sakin tavırlı editör Martin Baron’u Liev Schreiber, egzantrik avukat Mitchell Garabedian’ı Stanley Tucci, taciz kurbanlarının avukatlığını yapan Eric MacLeish’i Billy Crudup, Globe’un editörlerinden Ben Bradlee Jr.’ı John Slattery başarıyla canlandırmışlar.
Stanley-Tucci-Spotlight-movie

Spotlight’ı izlerken bir kez daha dinlerin, erkek egemenliğini ve zenginleri korumak üzere yozlaştırıldığını gözlemledim. Boston’a her gidişimde adım başı Katolik Kilisesi görmemin nedeni de filmden sonra iyice netleşti; ne kadar çok ibadethane, garibanlardan tanrı adına söğüşlenen o kadar çok para aktarımı 🙂 Tanıdık geliyor değil mi? Sistem her dinde aynı, değişmiyor.
Filmin tadını kaçırmamanız için konuyu sizlere basitçe özetledim, oyunculuklar ve heyecanı düşürmeyen kurgusuyla mutlaka izlemeniz gerek Spotlight’ı.
İyi seyirler…
Filmle ilgili detaylar için BURAYA tıklayınız


Sayfalar:1...9101112131415...42