Bu sabah erken saatlerde Cinebonus GMall’da bir öngösterime davetliydim. İtiraf etmeliyim ki, 80 de Alan Parker yönetiminde çekilen Fame’den sonra pek de eğlenerek izleyeceğimi sanmıyordum. Hem merak, hem de Emir’e olan özlemim belki ona benzeyen yetenekli gençleri izlersem azalır diye düşünerek gittim. Az sayıda sinema eleştirmeniyle ve huzurla izledim filmi.
Fame yarın vizyona giriyor, mutlaka vakit ayırıp izleyin, çocuğunuz, yeğeniniz, değer verdiğiniz öğrenci bir yakınınız varsa ona da izletin. Hem göze, hem kulağa hitap eden çok hareketli, hemen her sahneyi benim gözyaşlarıyla izlediğim, ama sizlerin de tüyleri diken diken izleyeceğiniz bir film Fame. Müzik ve danstan hoşlanmayan birini bile, oturduğu yerde ritm tutmaya zorlayacağından eminim. Haloween partisinin olduğu sahne ve mezuniyet töreni sahnesindeki gösteriler olağanüstü. Sanırım filmi bir kez daha izleyeceğim. 
Film süresince, bir daha dünyaya gelirsem kimsenin bana engel olmasına izin vermeyeceğimi düşündüm. Yeteneğimin köreltilmesi yerine geliştirmeye ve daha mutlu biri olmaya karar verdim. Finale doğru genç oyuncu Kay Panabaker‘ın söylediklerini bir kağıda yazıp saklayacağım. “Başarı kendini iyi hissetmektir. Başarı işini severek yapmaktır. Başarı keyiftir.”
Oyuncuların çoğunu dizilerden ve pek çok filmden hemen hatırlayacaksınız. Gençlerin tamamı kariyerinin bir yerlerinde zaten müzikle ve dansla uğraşanlardan seçilmişler. Aralarından bir kaç tanesini önümüzdeki yıllarda başrollerde göreceğimden eminim.
Soğuk ve disiplinli dans öğretmeni Ms. Kraft rolünde Bebe Neuwirth var. Onu Fraiser, Cheers ve son zamanlarda Law & Order: Trial by Jury dizilerinde canlandırdığı ilginç karakterlerden hatırlayabilirsiniz. Gerçek bir dansçı olan sanatçının yaşına rağmen vücuduna inanamadım. Bir diğer öğretmen Ms. Fran Rowan’i, egzantrik rollerin kadını Megan Mullally canlandırıyor. Will & Grace dizisiyle gönlümde taht kuran bu ufak tefek kadının, yetenekli bir komedyen olması yanında müthiş bir sese sahip olduğuna da Fame filminde tanık oldum. Sanırım Will & Grace dizisindeki cırtlak sesli Karen yanılttı beni 🙂 Öğrencilerine sanatlarını öğretirken, hayatlarına da dokunan drama öğretmeni Mr. James Dowd rolünde Charles S. Dutton var. Dutton’ın yaşam öyküsü sanki filmdeki Malik’in öyküsü gibi. Genç yaşta yolu islahaneye düşen, ama sonra Yale’de okuyan sanatçıyı, My Name is Earl ve House M.D gibi dizilerde canlandırdığı yardımcı rollerden hatırlayacaksınız. Ve işini cidiye alan piyano öğretmeni Mr. Martin Cranston rolünde, Fraiser dizisinin efsanevi oyuncusu Kelsey Gramer var. Bir çok kişinin katlanamadığı, ama benim çok sevdiğim bir diziydi ve uzun yıllar sürmesiyle de ünlenmişti. Tabii o tiplemenin Cheers dizisiyle ortaya çıktığını hatırlatmakta da yarar var 🙂 Gençleri de filmin linkinden tarar bulursunuz artık 🙂 
Film bitince uzun süre kalkmadım yerimden ve oğlumu düşündüm, onun için dua ettim. Uzun uğraşılarla kazandığı bursla okuduğu Berklee‘den alnının akıyla mezun olmasını diledim. Bu kadar duygusallık yeter.
Bu filmi de listenize alın, mutlaka izleyin, pişman olmazsınız.
Detaylar için : http://mugecerman.posterous.com/fame-yllar-sonra-yeniden


Kahve aralarında birçok eski dostla karşılaşmak da ayrıca pek hoştu.
Heyecanla beklediğim eğitim dün akşamdı, erkenden yola çıktım Maslak yönü olunca istikamet, risk almaya gelmez diye düşündüm. Tabii metronun İTÜ Ayazağa çıkışını hatırlayınca çocuk gibi sevindim. Whirlpool Mutfak Sanatları Akademisi harika bir mekan yaratmış. Buraya girip bu kütüphaneyi, eski yıllardan kalan objeleri, ve tabii o mutfağı ve malzemeleri gören her kadının aklı başından gidiyordur eminim.
Bir süre daha trafik nedeniyle ulaşamayanları bekleyip, herkes tamamlanınca bizleri eğitimin verileceği muhteşem bölüme aldılar. Yukarıdaki satırlarda da belirttiğim gibi bu mutfağı görüp de mutlu olmayacak pek az kadın vardır herhalde 🙂 Öğretmenimiz
Açlıktan mideniz guruldarken yemek hazırlamak çok da zor değilmiş 🙂 Salatalarımızı şaraplarımız eşliğinde yedik. Kallavi oranda hazırladığım için artanı eve götürmek üzere sakladım. Sonra sıra geldi ömr-ü hayatımda yapmaktan hep kaçındığım Risottoya. Tam bir törendi hazırlık ve ocağın karşısında geçirdiğim vakit, bana neden risotto yapmaktan kaçındığımı tekrar hatırlattı 🙂
Ama alnımın aklıyla başardım. Gabriele’nin gösterdiği şekilde tabağı neredeyse dik tuttuğumda yerinden kımıldamadı bile, tadı da pek lezizdi. Hatırlayacağım en önemli not, yaptığımız hiç bir risottonun diğeri ile aynı olamayacağıydı. Sıra deniz ürünlerine gelince mutfağımı
Film gerçek bir hikayeden yola çıkarak çekilmiş. Beni en etkileyen yanı o muhteşem organizasyonun alt yapı hazırlıklarıydı. Gerçi filmde bu kısımlar oldukça hafif geçiştirilmiş ama eminim kalabalık etkinlik düzenleyen herkes filmi izlerken aynı duyguya kapılacaktır.
Böyle büyük bir etkinliği düzenlemek, o ekibin içinde yer almak, katılımın beklediğinden fazla olması karşısında heyecanlanmak, olumsuz hava koşullarına rağmen her anı eğlenceye çevirebilecek konuklar… özetle müthiş bir olayın parçası olmak. 1995 sonu ve 2001 yılları arasında, böyle müthiş etkinlikler düzenleyen bir ekibin parçası olmakla hep gurur duyuyorum. Camel Trophy seçmeleri, H2000, Prodigy, Garbage ve daha nice konserler, 6-7 bin kişi katılımlı şirket piknikleri, Off-Road yarışları, Beach Soccer etkinlikleri gibi bir sürü müthiş organizasyon. Hepsinde yürek çarpıntısı hissettiğim zamanlar oldu. H2000 sırasında yağan yağmura rağmen, oğlum da dahil gözleri ışıldayan gençleri görmek eminim tüm ekibin çektiği çileleri unutturmuştur. 9 Haziran gibi bir tarihte yapılacak piknik öncesi, günün erken saatlerinde başlayan Nuh Tufanı kıvamındaki yağmura rağmen gelen, gösteri çadırında binbeşyüze yakın konuktan “hiç bu kadar eğlendiğim bir piknik olmamıştı, iyi ki yağmur yağmış” cümlelerini duymak inanın pek çok şeye değerdi. Tanıdığım öğrencilere hep böyle işlerde yarım zamanlı çalışmalarını öneriyorum. Kalabalıklar içinde çözeceğiniz sorunlar ve alacağınız teşekkürleri pek çok şeye değişmeyeceksiniz.
Filmde konser alanını gençlere kiralayan oyuncunun bir cümlesi hatırlattı bunu, sorun olup olmadığını soran gence verdiği cevap hemen hemen şöyleydi “sorun mu ne sorunu, iki gündür bana edilen teşekkürü ömrümce görmedim bu kasabada, gençler ne kadar mutlu baksana”
Dostlar bu yıl da ramazan bitiyor, haftasonu da bayram kutlayacağız hep birlikte. Kiminiz uzak diyarlara, kiminiz yakın sıcaklara gideceksiniz. Herkese; sevdikleriyle birlikte, ağız tadıyla geçecek, nice sağlıklı, mutlu, akide şekeri tadında bayramlar dilerim.