:::: MENU ::::
Browsing posts in: Yaşam

Kemâl – Pınar Ayhan’dan Bir Müzikal Belgesel

13 Kasım akşamı değerli dostum Didem Özbahçeci davetiyle yine müthiş bir gösteri izleme şansı buldum. MKM Kültür merkezinde; Pınar Ayhan ve her biri ayrı yetenekli dostlarının olağanüstü performansıyla salondakileri büyülediği bu harika gösteriyi mutlaka daha çok kişi izlemeli. Nasıl yapsak da daha fazla kişiye ulaşsa her iki gösteri de diye epey kafa yordum. Keşke Atatürk adıyla oy avcılığı yapan belediyeler kendi kültür merkezlerinde halka ulaştırsalar bu mesajları.

Mustafa Kemâl’i odağa alarak, onun yaşam öyküsünü anlatan müzikal bir belgesel  “Kemâl”. “Tarih çok şey anlatır ama saklar da!…” diyerek yola çıkılan bu gösteride Pınar Ayhan, güçlü sesi ve anlatıcılığı ile bizleri 1881’den 1938’e götürüverdi usulca,  coşkuyla. Mustafa Kemâl’in yaşam öyküsünden az bilinen kesitleri, doğru bilinen yanlışları, çok iyi bilinen ama üzerine çok fazla düşünülmeyenleri sahneye taşıyan bu gösteriyi; salondaki yüzlerce kişi nefesi kesilerek ve avuçları kızarıncaya kadar ayakta alkışlayarak izlediler. Aslında kelimelerle ifade etmem zor o salonda yaşanan ruh halini. Yüzlerce insanın tek yürek olup; kah gözyaşlarıyla, kah sesinin son perdesiyle sahnedeki olağanüstü sanatçıya eşlik etmelerini tarif edemiyorum. Gösteri arasında ilkokul öğrencisi olduğunu düşündüğüm bir erkek çocuğunun babasına dönüp “bana kimse Atatürk’ü böyle anlatmamıştı, saygı duyuyordum ama şimdi hem daha çok seviyorum Ata’mızı, hem de mutlaka okuldaki arkadaşlarıma anlatacağım onlar da bilsinler” dediğini duymak harikaydı. “Bizler onun gülmeyi öğrettiği çocuklardık.”

Yazıma sevgili Didem’in gösteriden sonra Instagram’da paylaştığı cümlelerle son vermek istiyorum: “ ATATÜRK’ü bir de böyle dinleyin, ağlayın, duygulanın, gururlanın, hayıflanın. Pınar Ayhan’dan ATATÜRK’ü dinleyin, izleyin mest olun. Elleriniz patlayıncaya kadar ayakta alkışlayın. En üst perdeden BRAVO diye bağırın. Biriktirdiği bilgiye, emeğe, ülkenin farkındalığını artırmak için ekibiyle birlikte katettiği binlerce kilometre yola teşekkür edin. Bu muhteşem gösteriyi mutlaka İZLEYİN. Çocuklarınıza muhakkak İZLETTİRİN.”

Bu projede, sahnede Pınar Ayhan’a 5 kişilik bir orkestra eşlik ediyor. Orkestra ise Evren Kalaycıoğlu (Piyano ve orkestra şefi), Özge Erdem (Keman), Aslı Gültekin (Viyolonsel), Erdinç Aktuğ (Perküsyon), Mustafa Cihan Aslan (Klarnet) ve Ulaş Koray Gökben (Bağlama) gibi deneyimli müzisyenlerden oluşuyor. Ses ve teknik yapım Delta Ses, Işık Tasarımı Mustafa Bal tarafından gerçekleştiriliyor.

Ocak ayında  Caddebostan Kültür Merkezinde yeniden sahne alacak “Kemâl”. Lütfen ajandanıza not alın ve mutlaka evlatlarınızla birlikte izleyin bu müthiş gösteriyi.

Yazımda kullandığım görseller için Alihan Sönmez’e teşekkürü borç bilirim.

Pınar Ayhan web sitesi   https://www.pinarayhanofficial.com

Bilet linki  https://www.biletix.com/etkinlik/ZO802/TURKIYE/tr


Gülcan Arpacıoğlu Mutluluk Kolay Bilinçaltı Tekniği

4-5 Mayıs tarihlerinde değerli dost Gülcan Arpacıoğlu’nun verdiği harika bir eğitime katılma şansım oldu. Gerek Gülcan’ın müthiş enerjisi ve keyifli anlatımı, gerek katılımcı genç kadınların dostça yaklaşımlarıyla saatlerin nasıl uçup geçtiğini anlamadığım, her dakikasından müthiş keyif aldığım bir haftasonuydu. Gülcan Arpacıoğlu tarafından geliştiren özel bir eğitim olduğu için detayları da onun web sayfasından aldığım bilgilerle kendisinin anlatımıyla paylaşacağım. Bu tekniği hayatınıza katmak isterseniz detaylı bilgi ve eğitim tarihleri için 0216 302 3865 no.lu telefonu arayın veya mutlulukkolay@gmail.com adresine mesaj yollayın. Sevgiyle ve muhabbetle…

Mutluluk Kolay sistemi, kendinize ve sevdiklerinize yardım etmenizi sağlar, stres ve kaygılarınızı hayatınızdan çıkarıp daha mutlu bir yaşam sürmeyi öğretir. Geçmişinizin olumsuz etkilerinden kurtularak, hedeflerinizi gerçekleştirdiğiniz, özünüzü yaşayıp kendiniz olduğunuz bir yaşam ve gelecek sağlar.

Mutluluk Kolay Tekniği anında sonuç veren, etkili ve uygulaması çok kolay bir yöntem.
Nasıl mı ortaya çıktı? Hikayesini sizlerle paylaşayım:
Ben bir mühendisim. Üstelik endüstri mühendisiyim.  Aklım her alanda zahmeti azaltmaya ve faydayı arttırmaya çalışıyor. Kullandığım tekniği geliştirirken de böyle oldu!

Yirmi yılı aşkın süredir binlerce danışanım ve öğrencim oldu. Enerji, bilinçaltı ve şifa ile ilgili birçok tekniği öğrenme, uygulama ve öğretme olanağı buldum. Bazılarına hayran kaldım, bazılarını ise kenara ayırdım.

Araştırmak ve çözüm bulmak, sonra da kocaman teşekkürlerle dolu mesajlar almak benim için büyük bir keyif kaynağı oldu. Hele bu mesajlarda teknikleri kullanarak sevdiklerini de iyileştirdiğini anlatanlar, sevincini paylaşanlar olduğunda hayatımın anlam kazandığını hissediyorum, çok mutlu oluyorum.

Hayran kaldığım birkaç teknik var. Şimdiye kadar bu teknikleri birbirinden ayrı öğretiyordum, ama aslında bire bir görüşmelerimde hepsini birlikte, hatta harmanlayarak kullanıyorum. Çünkü bir arada çok daha güçlü çalışıyorlar.

Böylece çok daha kolay, çok daha hızlı ve çok daha etkili bir yöntem geliştirdim: 

Mutluluk Kolay Bilinçaltı Tekniği

Mutluluk Kolay Tekniği çok pratik, zahmetsiz bir yöntem. Benim için yıllanmış, sizler için yepyeni bir teknik.

Mutluluk Kolay, çok etkili olduklarını bildiğim teknikleri birleştirdiğim, çok kolay ve hızlı işleyen, yepyeni bir enerji ve bilinçaltı tekniği.

Birçok farklı şekilde kullanabiliyorsunuz, çok doğal bir akışı var. Hiçbir zorlama, çaba, emek olmadan işliyor. Bilinçli zihniniz, bilinçaltınız ve enerji bedeniniz birlikte çalışıyor, şifa kendiliğinden gerçekleşiyor. Sorununuzu belirledikten sonra, bu teknik ile duygularınızı iyileştiriyorsunuz; olumsuz inançlarınızı hatta çok daha derin, bilmediğiniz sorunlarınızı olumlu yorumlara, anılara dönüştürüyorsunuz.

Başlangıç eğitimi, kendi üzerinizde uygulamanız için tasarlanmış olsa da, başkalarına yardım için kullanmanızın yollarını öğretiyorum. İkinci seviyede daha ayrıntılı, doğrudan başkalarına seans yapabilir hale geliyorsunuz.

Mutluluk Kolay tekniği, stres ve kaygılarınızı hayatınızdan çıkarıp daha mutlu bir yaşam sürmeyi öğretiyor. Geçmişinizin olumsuz etkilerinden kurtulmanızı, hedeflerinizi gerçekleştirmenizi, özünüzü yaşayıp kendiniz olduğunuz bir yaşam ve gelecek yaratmanızı sağlıyor. Hayatınızın amacını, anlamını bulmanıza destek olan bir eğitim aynı zamanda.

Mutluluk Kolay Tekniğinin özellikleri:

  • Mutluluk Kolay çok pratik ve etkili bir bilinçaltı ve enerji tekniği
  • Duyguları yaşamaya gerek kalmıyor
  • Hızlı çalışıyor, zaman kazandırıyor ve yormuyor
  • Bilinçli zihin ile bilinçaltını hemen iyileştirebiliyor
  • Sorununuzun ne olduğunu, hangi olaydan kaynaklandığını bilmeniz gerekmiyor
  • İyileşmeye karşı dirençlerinizi de bu teknik ile temizleyebiliyorsunuz
  • Dikkati toplamadan, kendiliğinden iyileşme gerçekleşiyor
  • Kendinizi daha çok tanımanızı ve daha kolay sevmenizi sağlıyor

Mutluluk Kolay Başlangıç eğitim içeriği: 

  • Mutluluk Kolay tekniği ve uygulamaları
  • Bilinçli farkındalık ve enerjinin birlikte kullanımı
  • Duygular ve kökenleri, dürtülerin kontrolü
  • Güçlü sorular ve keşif süreci
  • Seçeceğiniz yönü belirlemek için araçlar

Mutluluk Kolay Tekniği kullanım alanları:

  • Bilinçli farkındalık ile yaşamınızı algılayabilmek
  • Bilinçaltı inanç sisteminizi yenilemek
  • İlişkilerinizde denge sağlayabilmek
  • Günlük hayatın ve iş hayatının streslerini gidermek
  • Hastalıklarınızın kökenlerini iyileştirmek, sağlıklı bir zihin/beden ile yaşamak
  • Travmalarınızı, fobilerinizi, depresyon, panik atak, uyku sorunları ve benzeri sorunlarınızı bilinçaltınızda çözerek sonlandırmak
  • Özgüveninizi yükseltmek
  • İletişim yaklaşımınızı iyileştirmek, öfke kontrolü ya da iletişimde cesaret elde etmek
  • Kariyerinizde ilerleyebilmek, başarınızı arttırmak
  • Ruhsal ve kişisel gelişim yolunuzda ilerlemek
  • Hedeflerinizi gerçekleştirirken, yaratıcılık, sanat, spor performans arttırmak için Mutluluk Kolay Tekniğini kullanabilirsiniz.

Mutluluk Kolay’ın diğer enerji tekniklerinden farkı nedir?

  • Güçlü bir enerji ve bilinçaltı tekniğidir,özellikle ellerin enerjisini kullanırsınız
  • Öğrenmesi kolaydır: ezberlemeniz gereken cümleler, “yanlış yaparım” korkusu yoktur
  • Uygulaması pratik ve hızlıdır: her an her yerde, ofiste ya da evde kullanabilirsiniz
  • Anında etkilidir: 15 dakikalık bir uygulamadan sonra zihin, beden ve duygularınızdaki değişikliği hemen fark edersiniz
  • İyileşme kalıcıdır: Öğrendikleriniz eğitimde kalmaz; pratik bir yöntem olduğu için günlük hayatınızda sık sık uygularsınız

Mutluluk Kolay kimler için çok fayda sağlar?

  • İlişkilerindeki, iş ve özel hayatındaki stres ve kaygılarını yok etmek isteyenler
  • Travma, panik atak, depresyon, fobi, uyku sorunu yaşayanlar
  • Hedeflerine ulaşmak için engelleri kaldırmak isteyenler
  • Kişisel gelişimini hızlandırıp, kendinin en iyi haline ulaşmak isteyenler
  • Hayatına anlam katmak isteyenler
  • Kendini keşfetmek isteyenler
  • Geçmişin etkilerinden kurtulup, geleceğini değiştirmek isteyenler
  • Tüm yaş grupları uygulayabilir

Mutluluk Kolay Enerji Okulu eğitimleri:

İnsan, enerji, zihin ve bilinçaltı alanlarında ilerlemek isteyen, başkalarına uygulamak, öğretmek ve farklı konularda uzmanlaşmak amacında olan güzel yürekler Mutluluk Kolay enerji okulundan çok yararlanacaklar.

Mutluluk Kolay Enerji Okulu üç aşamalı eğitimle başlıyor:

  1. Başlangıç : Tekniği kendinize uygulamayı,
  2. Uygulayıcı: Tekniği başkalarına uygulamayı
  3. Eğitmen: Tekniği ve tüm sistemi başkalarına öğretmeyi öğreniyorsunuz.

Mutluluk Kolay’ı kendinize uygulamayı öğrendiğiniz başlangıç seviyesinde neler öğrenirsiniz:

  • Mutluluğu tanımlayalım: Doğu ve batının yaklaşımları
  • Enerji, mutluluk ve zihin ilişkisi
  • Bilinçli farkındalık nedir, bilinçaltı nasıl çalışır?
  • Geleceğinizi değiştirmenin 5 kolay yolu
  • Duyguların kökeni
    Zihin ve beden ilişkisi, enerji bedenindeki aksaklıklar ve hastalıkları
  • Mutluluk Kolay tekniği nedir ve hangi sorunlar için nasıl kullanmalısınız?
  • Mutluluk Kolay’ı kendinize uygulama egzersizleri ve yaşam boyu kullanmanız için ipuçları

Bu okuldan mezun olarak, kendine ve çevresindekilere yardım etmek isteyen herkesi bekliyoruz. Takvimde eğitim duyurularımızı güncel olarak bulabilirsiniz.

Web adresi  https://gulcanarpacioglu.com/mutluluk-kolay/

 


Merhaba 2019

Giden yılı uğurlarken, 2019’un getireceklerine keyifle hazırlanalım birlikte. Her sabah yeniden uyanıyorsak umudumuzu kaybetmeyelim. Sağlıkla nefes aldığımız her an, zorluklarla başa çıkmaya niyet edelim. Varlığına şükrettiğimiz her şey ve sahip olduklarımız için teşekkür edip, güzellikleri görelim. Kalplermizi nefretten uzak tutup, sevgiye daha çok yer açalım. Karşılık beklemeden sevelim. İnsanları incitmemeyi deneyelim, olur da incitirsek nazikçe ve dürüstçe özür dileyebilelim. Geçmiş olaylardan ders alalım, ama geçmişe takılı kalmayalım. Güneş her gün yeniden doğuyor, daha iyi günler yaşamak elimizde.

Onurumuzla, sahip olduklarımıza şükrederek, anlamsız hırslardan arınarak, bebekler gibi kibirsizce, her sabah daha da yenilenerek, “az tüketip, çok türeteceğimiz”, barış içinde “bir orman gibi hür ve kardeşcesine” yaşayacağımız; bedenlerimizin sağlıklı, ruhlarımızın hep genç kalacağı, bereketli, huzurlu, güzel bir yıl olsun 2019.
Sevgiyle ve muhabbetle…

Görsel kaynağı: https://www.pinterest.com.au/pin/25966135336065474/


Yeni yıl hediyeniz #KEDV bağış sertifikası olsun

Yeni yıla girerken sevdiklerinize kutlama mesajınızı #KEDV bağış sertifikasıyla ulaştırın, beraber eşitsizliklerin ve yoksulluğun olmadığı bir toplum hayaline bir adım daha yaklaşalım.

Bağışınız dar gelirli kadınların yaşamlarını, toplumlarını ve dünyayı dönüştürmelerine destek olacak. Daha çok kadın dayanışmayla üretecek, ekonomik ve sosyal hayata katılacak.

Dijital ve isme özel olarak hazırlanmış sertifika seçenekleri için BURAYA tıklayın, kutlama mesajınız sevdiklerinize hızla ulaşsın.

2019’da desteğinizle yoksulluğun, eşitsizliğin olmadığı bir dünya hayaline bir adım daha yaklaşmak dileğiyle.
Sevgiyle ve muhabbetle…


Yırca Köyü Kadınları İçin İmece Çağrısı

Merhaba değerli dostlarım; Good4Trust Üreticisi olan Yırca Köyü Kadınlarının önemli bir çağrısı var, bu özel çağrıyı sizlere duyurmak, el emeği göz nuru ürünlerinin daha çok kişiye ulaşabilmesi için sizlerden de bu yazıyı dostlarınızla ve kurumsal şirketlerde bu bilgiyi değerlendirebilecek kişilerle paylaşmanızı rica etmek istedim.
Sevgiyle ve muhabbetle…

“Yeni bir yıl geliyor. Bizi şimdiden, dört yıllık serüvenimize, bir yenisini daha eklemenin heyecanı sardı 🙂

Bu mücadelede, çok güzel günler geçirdik. Dayanışmamız sembolleşti. Zor günlerin üstesinden de bir arada gelmeyi başardık.
Şimdilerde, yine biraz zordayız esasında. Bu, aynı zamanda bir imece çağrısı.

Pek sesimizin çıkmadığı günlerde çok çalıştık ve taş evimizi yenilemeyi başardık. Sabunevine ruhsat aldık. Artık işlerimiz resmi. Bu zaman zarfında, inşaat işleri ve bürokratik işler derken, madden ve manen epey zorladık. Çalıştık, ürettik, kazandık ama hep harcadık…
Şeffafızdır, işletmemizde son 1000 liramız kaldı, 2250 lira da borcumuz var 🙂

Düzenli satış yapabilmemiz için her şey hazır. Organizeyiz, kendimizi de geliştirdik. İlk iş borçları ödemek ve bütçeyi toparlamak.
İmecemize gel ve bize yeniden yürek ver:

• > > > > > Yılbaşı için henüz siparişimiz yok. Bireysel ya da kurumsal hediyeliklerde bizi unutma. Belki tanıdıklarına bilhassa kurumsal anlamda önerebilirsin.
• > > > > > Satış kanalları konusunda çalışıyoruz. Bu konudaki önerilerin ve desteklerin bizim için çok değerli. Oteller uygun olabilir belki. Aklına bir şey gelirse lütfen ses et 🙂
• > > > > > Bütçe sıkıntımızı aşmamız için bağış yoluyla da katkı sunabilirsin. Köy derneğimizin yönetim kurulu artık biz kadınlarda. Derneğe bağış da alabiliyoruz 🙂

Ürünlerimizi e-ticaret sayfamızda güncelledik. İncelemek ve sipariş vermek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsin. Birkaç gündür sosyal medyada canlandık ve dönüş almaya da başladık. Sen de paylaşır mısın? Minik ama çok işe yarıyor 🙂

• E-ticaret Sayfamız : https://good4trust.org/yircahanimeli
• Facebook Sayfamız : https://www.facebook.com/yircahanimeli
• Instagram Sayfamız: https://www.instagram.com/yircahanimeli

Köye bekliyoruuz.
-Mantarlar çıkıyor bak, pideler de pişiyor :)-

Yırca Köyü Üretici Kadınları”


Sen Değiş, Dünya Değişsin #yeryüzüdiyeti

Dün Instagram’da Slow Food Youth Istanbul hesabının paylaşımında gördüğüm bir bilgiyi sizlere aktarmak istiyorum. Birleşmiş Milletler İklim raporunda da göreceğiniz üzere dünya hızla ısınıyor ve en büyük sebebi de insanların umarsızca yaşamaları. Değişim kendimizden başlamadıkça sürdürülebilir olamıyor ne yazık ki. Önce bizler bir adım atalım ve başlayalım, değişip dönüşelim ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakalım. Değişmek dönüşmek zorundayız başka yolu yok. Alışkanlıklar değişmeli! Sürdürülebilir, sömürüsüz bir hayat mümkün. Tüketici değil, türetici olmayı seçerek gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak mümkün. Karbon ayakizi nedir, nasıl azaltırız, nasıl katkı sağlarız, sıfır atık nasıl yaşanabilir diye düşünmek için hala geç değil. Haydi dostlar daha güzel bir dünya için çaba harcamaya, bir adım atmaya başlamanın tam zamanı.

Slow Food Youth Istanbul diyor ki:

Dünya endüstri öncesi sıcaklık seviyesinden 1C derece daha sıcak ve IPCC’nin raporuna göre bu sıcaklığı maksimum 1.5C derece de tutmamız gerekiyor ve bunun için önümüzdeki 12 yıl çok kritik. Soframıza neyi nereden nasıl koyduğumuz ve tüketim miktarımız çok önemli. Bizim bir yeryüzü diyetimiz var yarın başlıyor, daha sürdürülebilir bir gelecek için denemeye var mısınız? Bu yıl yerel, etsiz ve sıfır atık ile bu diyetimizi uygulamaya çalışacağız üçü birden veya size uyanı da elbet seçebilirsiniz. “Unutmayalım asıl karşılaştığımız zorluk dünyayı değiştirmek değil, değişime kendimizden başlamak.”Sesimizin ne kadar güçlü olduğunu göstermek  için  #yeryüzüdiyeti , #foodforchange ve #food4change  etiketleriyle paylaşım yapmayı da unutmayalım. ”

https://www.instagram.com/slowfoodyouthistanbul/

Food for Change


Bizler Değişirsek, Dünya Değişir

Bilmeyenlere, unutanlara, görmezden gelenlere yeniden ve tekrar tekrar usanmadan hatırlatalım:
Odağınıza neyi koyarsanız, onu BÜYÜTÜRSÜNÜZ. Ne hakkında konuşursanız, onu çoğaltır ve enerjinizle onu beslersiniz.
Günlük konuşmalarınızda, yazdıklarınızda, paylaştıklarınızda hatta düşüncelerinizde bile kullandığınız kelimeleri özenle seçin.
Sevgiyi, dostluğu, huzuru, iyiliği, barışı, bolluk-bereketi çoğaltın sözcüklerinizle.
Bizler değişirsek, dünya da değişir.
Sevgiyle ve muhabbetle…

 

Yazıda kullandığım fotografı, Baltalimanı’ndaki Japon Bahçesinde 2016 Nisan ayında çekmiştim. Sanırım on güne kadar bütün kiraz agaçları çiçeklenmiş olur yine, huzur verici bir görüntü olduğu için sizlerle paylaştım.


Evren sizi sizinle bekliyor…

İşler çok ağır olduğunda diyorsunuz ki, “Bir adım daha atamam”.
Durumlar çok karmaşık olduğunda diyorsunuz ki, “Kaçmak istiyorum”.
İnsan varlığınız size göre ‘çok zorlu’ hale gelince, diyorsunuz ki, “Bir köşeye saklanmak ve bir daha asla hareket etmek istemiyorum”
Bilin…. Evren de sizinle birlikte tam orada! Evet, durumlar zorlu olabilir, güzel çocuğum, ama bu sonsuza dek sürecek anlamına gelmez. Siz yeniden KOŞULSUZ SEVGİYE doğru hareket etmeye hazır olana (karar verene) dek Evren de sizinle birlikte bekleyecek. – Yaratan

Alıntıdır : https://moralev.com/2018/04/06/evren-sizi-sizinle-bekliyor/

Fotografı geçtiğimiz yıllarda bir sabah Boğaz sahilinde yürürken çekmiştim.


Yedi Denize Yelken Açmak…

Yeni denizlere yelken açma fikrini seviyorum. Denizci bir babanın genleri mi, yoksa maceracı ruhum mu bunu isteyen karar veremiyorum. Babamla çıktığım deniz yolculuklarında, geminin burnunun köpüklerle suları yararak ilerlemesini izlemek hep hoşuma gitmiştir. Güzel havalarda gemiye eşlik eden yunuslar, her daim yanıbaşımızda uçan martılar, güneşin denize aksi içime huzur ve mutluluk veren görüntülerdir. O yıllarda internet denen muhteşem çözüme sahip olmadığımız için yeni yerler hakkında bilgi alacağım kaynaklar kitaplar ve dergilerdi sadece. Bulabildiğim bütün kaynaklardan yararlanıp gideceğim rotada nereleri gezmem gerektiğini not ederdim. Daha önce oralara gitmiş birilerini tanıyorsam, ilgilerini çeken ve önerecekleri yerleri sorup yazardım unutmamak için. Yedi denizi gezen babam, hiperaktifin biri olduğundan ilgisi çabuk dağılır, sorduklarıma yarım yamalak cevaplar verirdi, ya da belki araştırıp öğrenirsem daha kalıcı bilgim olacağını düşünürdü, kimbilir. Doğan Kardeş dergisi, Resimli Bilgi, henüz o yıllarda Turkiye’de basılmamış orijinal Brittanica ciltleri ve National Geographic dergileri özene bezene sakladığım kaynaklarımdı. İlgi alanımdaki ülkelerin fotoğraflarına uzun uzun bakar, hayallere dalardım.

Şimdilerde uzaklara gitmeyi daha da çok seviyorum. Sadece yeni yerler görmek değil isteğim, bu güzel ülkenin ve yaşadığım şehrin planlı şekilde çirkinleştirilmesine, tarihi eserlerin yok edilmesine tanık olmak canımı acıtıyor, karşı durmaya gücüm yetmediğinden kaçma isteğim artıyor.

Hem babamın işi dolayısıyla, hem de kendi işlerim nedeniyle Türkiye’de, Avrupa ve Amerika’da pekçok yeri gezme şansım oldu. Kıymetini bilmediğimiz, hor kullanıp zarar verdiğimiz bir ülkede yaşıyoruz. Politik amaçlara ve ranta kurban edip yok ettiğimiz doğal güzelliklere, tarihi eserlere sahibiz. Uzun yıllar önce, Kavacık sırtlarındaki çirkinliği görüp gözyaşlarına boğulan Japon konuklarımın “siz ne vurdumduymaz bir milletsiniz, bu doğal ve tarihi zenginliğe sahip şehir bizim olsa, onu bir fanusa koyar asla zarar görmesine izin vermezdik” cümlesinin yarattığı utancı hiç unutmuyorum. O zamandan beridir ki İstanbul ile ilgili yıkıcı kararların protesto edileceği her eylemde gücüm yettiğince yer alırım. Çarpık kentleşme konusunda bilgilendirebileceğim herkese derdimi anlatmaya çalışırım. Başarım tartışılır, çoğu zaman ellerim böğrümde, gözlerimden yaşlar akarak izliyorum olan biteni, gücüm yetmiyor. En ağırıma giden de, bu güzel şehre 70 li, 80 li yıllarda doğmuş insanların,  İstanbul’un tarihi dokusunu görmezden gelip, şehrin siluetini değiştiren gökdelenlere methiyeler yazması. Kadıköy’den vapura binip Beşiktaş’a giderken objektifime takılanlar, Avrupa ülkelerinde asla rastlayamayacağınız bir görmemişlik ve rant hırsı sonucu çirkinleştirilen binlerce yıllık güzelliğin yok oluşu. 46 iktidarıyla başlayan yozlaşma, 90 lardan sonra iyice hızlandı. Sanki taşralılar bu güzel şehirden,  candan isteyerek intikam alıyorlar. Yaptıkları her eğreti bina, bu şehri biraz daha çirkinleştirmeye yarıyor. Yeniliğe, şehirlerin gelişmesine karşı değilim. Ama bu çalışmalar, tarihi bir şehrin en değerli varlığı olan silüetini değiştirerek olmamalı. Pek güzel manzarası var diyerek 50 lerin başında Hilton’a imar izni verilerek başlayan çirkinleştirme hamlesi, ilerleyen yıllarda hızlanarak 80 lerde Dolmabahçe Sarayı sırtına dikilen Sivasotel (evet bu isim ona daha çok uyuyor) ve İstanbul’un kalbine çirkin bir hançer gibi saplanan Süzer Plaza ile devam etti. Tabii Taksim meydanı ve civarında altmışların sonları, yetmişlerin başlarında yapılan o zamanki adlarıyla Intercontinetal, Sheraton Otelleri, 80 lerden sonra yükselen Harbiye Orduevi kulesi de unutulmamalı. Yine 60 larda Tarabya’nın en güzel noktasına kondurulan eski Tarabya Oteli (şimdilerde daha da rezil bir görüntüyle İkitelli’de camlı plaza şekline girdi ne yazık ki), Yeşilköy sahilindeki Çınar Oteli de yanlış yerlerde dikilen binalar. Yıldız sırtlarına Özal zamanı yapışan Conrad Oteli, ve çirkinliğinden dem vurduğumuz Karayolları binasına inat , son alametler de dikildi Boğaz sırtına. Hayalet bina Tatlıcı kuleleri, Tabanlıoğlu projesi olan Zorlu kuleleri, Çiftçi kuleleri. Bunlara bir de Arap zevki çirkinlik abidesi Sapphire’ı ekleyince görüntü daha da çirkinleşiyor. Asya yakasındakileri ise saymaya gücüm yetmedi.

Şehri yüksek binalarla yenilemek isterseniz, silueti bozmayacak yeni ve uzak alanlar seçersiniz. Beylikdüzü, Kurtköy vs. yerlerde yükselen binalara sözüm yok, çünkü tarihi eserlerin sırtına saplanan hançerlere benzemiyorlar. Amaca uygun şekilde “yeniliği” temsil edebiliyorlar. Paris bu konuda en sevdiğim örnektir. Tarihi şehir özenle korunur, duvara el ilanı bile asamazsınız. Nerede kaldı ki tarihi surlara eğlence yeri yapmak. Hiç mi akıllarına gelmemiştir Trocadéro ve Eiffel manzaralı rezidanslar yapmak. Ya da Roma’da Colosseum manzaralı bir alışveriş merkezi inşa etmek isteyen hiç mi olmamıştır. Avrupa’nın pek çok şehrinde fazla çaba harcamadan tarihi filmler çekebilirsiniz. Çünkü doku aynen korunmuştur. İstanbul’da ise dönem filmi çekmek artık pek mümkün değil . Geçtiğimiz yıllarda Adalar’da çekilen birinci dünya savaşı dönemi dizisinde arka planda asfalt yollar görmek beni epey rahatsız etti.  Dostlarla sohbet ederken Ihlamur Kasrı’ndan kayıklara binilerek gezmeye çıkıldığını anlatan arkadaşımızı dinlerken, şimdilerde orada dikilen kuleler geliverdi gözümün önüne ve uzaklara yelken açmak fikri artık hiç aklımdan çıkmıyor.

Yazıda kullandığım görsel birkaç yıl önce Istanbul ile ilgili bir forumda paylaşılmıştı, ne yazık ki kime ait olduğunu bulamadım. Google görsel taramasından da bir ipucu çıkmadı. Tanıyan bilen varsa yazsın lütfen, emek sahibini isim olarak belirtmek isterim. 2011 yılında yazdığım bir yazının yeniden elden geçirilmiş halidir.


Hayatın Kaldırma Gücü

Hayatlarında zorluklar, sorunlar yaşayan dostlarıma yardımı olacağını düşündüğüm bir Cem Şen yazısı paylaşmak istedim. Okuduğumda bana çok iyi gelmişti, umarım sizlere de yardımı olur.
Kullandığım fotografı geçen hafta Datça sahilinde çektim. Yeşilin ve mavinin bütün tonlarına rastlamıştım o gün.
Sevgiyle ve muhabbetle…

“Biliyorum ki bu yazıyı okuyan pek çok arkadaşım şu an çok ama çok zor koşullarda yaşıyor. Umutlarını yitirmiş, çaresiz, güçsüz, yorgun, aklı karışık durumda. Bir umut, bir çare, bir yardım arıyor. Bu sözü duymak onlara iyi gelmeyecek biliyorum ama yine de söylemekten başka çarem yok: Yardım kesinlikle iyi olur elbette. Yine de ihtiyacınız olan şey yardım değil. İhtiyacınız olan tek şey içinde bulunduğunuz duruma direnç göstermeyi bırakmak.

Yaşım ilerleyip de geçmişe baktığımda tüm buhranlı, bunalımlı dönemlerimi ilk olarak o dönem ile çatışmayı bıraktığımda atlatmaya başlamış olduğumu görüyorum. Zor dönemleri başarı ile atlatmış pek çok insanın yaşamına baktığımda aynı özelliğin onlarda da var olduğunu anlıyorum.

İnsanlar bir zorluk yaşamaya başladıklarında ilk tepki olarak ona şiddetli direnç gösteriyorlar. Bu, olağan bir tavır. Hepimiz kendimizi sevimsiz, zorlu, kontrolümüzün dışında, tehlikeli, bunalımlı, savunmasız, çaresiz olduğumuz bir durumda bulduğumuzda ilk olarak o duruma şiddetle tepki gösteririz. Çoğumuz içinde bulunduğumuz durumda kaldığımız süre arttıkça koşullara gösterdiğimiz direncin şiddetini artırmaya başlarız. “İstemiyorum”un tonu hafif bir sızlanmadan şiddetli bir haykırışa doğru dönüşmeye başlar. Bu şiddetli tepki içinde kimimiz kendimize acı, kimimiz ise zarar veririz. Bununla birlikte ne yazık ki direncimiz ne kadar güçlü olursa olsun o durumdan kurtulmamız mümkün olmaz. Eğer koşullar biraz iyileşip sonra tekrar kötüleşme eğiliminde ise o zaman yaşam boyu direnç gösterdiğimiz koşullara maruz kalarak yaşayabiliriz. Bu durumda işler biraz iyileştiğinde sakinleşir ve gerektiğinde yeniden direnç gösterecek gücü bulur, işler yeniden kötüleştiğinde direnç gücümüzü büyük bir şiddetle gösterebiliriz. Bu da canımızı çok yakar.

Bazı zamanlarda ise tek seferde o kadar şiddetli bir direnç gösteririz ki bu hem bize hem de çevremize büyük bir hasar verir. Koşullar değişip de durum biraz daha tahammül edilebilir hale geldiğinde ya da tümüyle iyileştiğinde biz artık yorgun, önyargılı, aynı şeyi bir daha yaşama ihtimali karşısında korku dolu ve tahammülsüzüzdür.

Oysa içinde bulunduğumuz durumun değişmesi için ya çaresizlik sebebiyle gücümüz tükenmeli ve direncimiz azalmalı ya da bilgece davranmalı ve gücümüzü koruyarak direncimizi bırakmalıyız. Değişim yalnızca direncin bırakılmasını takiben gelecektir. Direnç, kendisine direnilenin gücünü artırır ya da en azından ona karşıt gerilimle enerji kazandırıp süresini uzatır. Direnç boğulmakta olan bir insanın korku ile kasılıp boğulmasına benzer. Gevşediğimizde bedenimizi suyun yüzeyinde tutmak için daha az çaba gerekir çünkü yüzerliğimiz vardır ve özgül ağırlığımız sudan daha az olduğu için suyun kaldırma kuvveti bizi suyun yüzeyinde tutar. Her ne kadar zorlu koşullar ile suyun bedeni kaldırması arasında bir ilişki kurmak çok doğru bir benzetme olmasa da adeta yaşamın kaldırma gücü bizi ayağa kaldıracak kadar güçlü gibidir. Kötü koşullar içinde direnci bırakmak gevşediğimizde suyun yüzeyinde kalmaya benzer bir hal yaratır. Zor zamanları ilk olarak o zamanlarla çatışmayı bırakarak atlatan herkes bunu bilir.

Dışarıdan gelen yardımın kesinlikle size bir faydası olmayacaktır. Doğrudur borcunuz varsa biraz para sizi rahatlatır, sağlık sorununuz varsa daha iyi bir tıbbi tedavi size umut verir, ilişkiniz kötü ise ortak bir arkadaşınızın karşınızdaki insan ile yapacağı bir konuşma belki duruma biraz yardımcı olur ama ben şu ana kadar bu tür desteklerin bizi içinde bulunduğumuz durumdan kurtardığını görmedim. Bu tür yardımlar bazen daha kötü bile olabilir. Koşulları geçici bir süreliğine ılımlı hale getirip, kısa süre sonra temel sorun hallolmadığı için bizi yeniden sorunla, muhtemelen daha sert bir şekilde yüzleşmek zorunda bırakır.

Bu nedenle lütfen içinde bulunduğunuz duruma direnmeyi bırakın. İlk olarak durum ile ilgili beklentinizi bırakın. Var olan duruma uyum sağlayın. Bu durumu kabullenin. Bu durum içinde erdemli ve elinizden geldiğince bilgece yaşamaya başlayın. Kolay çözümler aramayın, kurtuluş aramayın. Kendinize şunu söyleyin: “Bu durumu besleyen koşullar tükeninceye kadar bu durum değişmeyecek.” Bu anlayışla bırakın bu durumu besleyen koşullar yavaş yavaş tükensin. Bu koşullar içinde yalnızca bir tanesi haricinde sizin kontrolünüzde olan herhangi bir koşulun var olmadığını anlayın. Sizin kontrolünüzde olan tek koşul, içinde bulunduğunuz duruma göstermeyi ya da göstermemeyi tercih ettiğiniz dirençtir. Kontrolü kendi elinizde olan bu tepkinin koşulların değişmesi üzerindeki etkisini tahmin bile edemezsiniz. Bu sebeple herhangi bir durumu kendinizi çaresizce yakalandığınız bir durum olarak görmeyi bırakın. Zorlu bir durumu, kendini besleyen besini tükendiğinde değişecek “geçici bir durum” olarak görün. Gerçek olan budur! Tüm sağduyunuz, mantığınız ve gücünüzle bu gerçeği görün. Bu gerçek ile uyumlu hareket edin. Göreceksiniz, koşullar tahmin ettiğinizden çok daha kısa bir sürede değişecek.”
Cem Şen, 23 Ocak 2017


Sayfalar:123456