:::: MENU ::::
Browsing posts in: Değişim

Starfish – Denizyıldızı

The starfish rebuilds itself into a broken limb and continues to live. Nature does not leave a luck.
If you still alive, pack up and go on. We will hold on to more when we can learn to have heal our own wounds.

Denizyıldızı, kopan bir uzvunu yeniden inşa eder ve yaşamayı sürdürür. Doğa işini şansa bırakmaz. Hâlâ hayatta iseniz, toplarlanın ve hayata kaldığınız yerden devam edin. Kendi yaralarımızı iyileştirmeyi öğrenirsek, daha çok şey yapmaya devam edeceğiz.
(Alıntı)

Image source https://scontent.cdninstagram.com/t51.2885-15/e15/1173047_218708551586693_407741469_n.jpg


Daha İyi Bir Gelecek İçin Mola #HacknBreak

#HacknBreak 2. Açık İnovasyon Kampı ve Konferansı; bu yıl da dolu dolu geçecek 8 gün ve 8 gece ile katılımcılarını bekliyor. HacknBreak, 19-27 Ağustos 2017 tarihleri arasında yine İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Urla kampüsünde gerçekleşiyor.

#HacknBreak, binlerce yıl öncesinde olduğu gibi, Ege’de zeytin ağaçları ve yavaş akan zaman içinde, “yeniden” dünyaya yön verecek fikirler yaratmayı hedeflemekte. Program detaylarını BURADAN görüntüleyebilirsiniz.

2016’da; ~1.000 katılımcı, 100+ konuşmacı, 95+ eğitim, seminer, workshop, hackathon vb alt etkinlik ve 30+ konferans konuşmasına ev sahipliği yapan bu müthiş etkinliği kaçırmayın.

Henüz başvuru formunu doldurmadıysanız BURAYA tıklayın, başvurular 10 Ağustos 2017 tarihine kadar uzatılmış. Lütfen başvurularınızı bireysel olarak yapın. Formu dolduranlar arasından seçilen kişiler kampa katılmaya hak kazanacaklar. Bu nedenle formu eksiksiz ve doğru bilgilerle doldurduğunuzdan emin olun.


Age Is Just A Number / Yaş Sadece Rakamdır

The age of a woman doesn’t mean a thing. The best tunes are played on the oldest fiddles.
Ralph Waldo Emerson

Kadının yaşı bir şey ifade etmez. En iyi melodiler kemanın en yaşlı telleri üzerinde çalınır
Ralph Waldo Emerson

#quoteoftheday  #gününsözü

image source:  https://tr.pinterest.com/lswelker/growing-older-gracefully/

 


#yahepberaberyahicbirimiz

Bizler; birbirimizi tamamen ve derinden kabul edip, sevip saymadıkça, paylaşmayı ve “birlikte, barış içinde, huzurla” yaşamayı öğrenmedikçe değişim mümkün değil. Odağımıza sevgi, dostluk, barış, huzur, bolluk-bereketi koymaya niyet edelim. Yüreklerimizde sevgiye yer açalım, birlikte huzur içinde yaşayalım.
Sevgiyle ve muhabbetle…
#yahepberaberyahiçbirimiz


Gökyüzü senindir, Gökyüzü herkesindir…

Bir gün çok bunalırsan
Denizin dibinde
Yosunlara takılmış gibi
Soluksuz
Sakın unutma gökyüzüne bakmayı
Gökyüzü senindir
Gökyüzü herkesindir.

Zülfü Livaneli

Yazıda kullandığım görseli 2017 haziranında Alexandria VA sahilinde, pek keyifli bir gezide çekmiştim.


İnsanız; Kolayca Unutuyoruz

Bu sabah suret kitabında bir dostun sayfasında gözüme ilişen güzel bir kartı paylaşmak istedim sizlerle. Şimdi derin bir nefes alın, sahip olduklarınıza şükredin ve bunu her gün tekrarlamayı da alışkanlık edinin.
Sevgiyle ve muhabbetle…

“Buzdolabınızda yiyecekleriniz, sırtınızda giysiniz, başınızın üzerinde bir çatı ve uyuyacak bir yeriniz varsa dünyanın %75 inden çok daha varlıklısınız.
Bankada birikiminiz, cüzdanınızda paranız, hatta bozukluklarınız bile varsa dünyadaki %8 in üstündesiniz.
Eğer bu sabah her hangi bir hastalık yerine sağlıklı olarak uyanabildiyseniz, bu haftayı sağ çıkaramayacak milyonlardan çok daha şanslısınız.
Eğer savaş tehlikesiyle karşılaşmadınızsa, hapisane acısı nedir bilmiyorsanız, açlık korkusu çekmedinizse; dünya üzerinde yaşayan ve acı çeken 500 milyon insandan çok daha şanslısınız.
Ve eğer bu yazılanları okuyabiliyorsanız, dünya üzerindeki 3 milyar insandan çok daha talihlisiniz.”

Görsel kaynağı https://www.facebook.com/tia.sal


Hint Felsefesine Göre Hayatın Kuralları…

6 yıl önce, değerli dost ve eğitmen Aleks Kalenderoğlu; aşağıdaki maddeleri suret kitabındaki (facebook) sayfasından paylaşmıştı bizlerle. Kalıcı olması için bloga yazı olarak eklemeyi seçtim. Hep hatırlayalım ve önem verdiklerimizle paylaşalım.
Sevgiyle ve muhabbetle…

KURAL 1: “Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur; hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.

KURAL 2: “Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiçbir şey, hem de hiçbir şey yaşadığımız ne ise değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile
değiştiremeyiz. ‘Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı’ gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.”

KURAL 3: ” İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.

KURAL 4: “Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.”

Aleks Kalenderoğlu kimdir:
1983-1985 Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, 1986-1987 Latin Edebiyatı, 1987-1989 Boğaziçi Üniversitesi Matematik bölümü deneyimlerinden sonra, İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri’nden 1996 da mezun oldu. 1987-2008 arasında çeşitli sektörlerde profesyonel bir yaşamın yanısıra özellikle outdoor sporlar ile amatör ve profesyonel olarak ilgilendi.
2009 da “yavaşlamaya” karar verdi. ‘Enerji Aktarım’ teknikleri ile tanıştı, 2010 da Usui Reiki Master’ı oldu. Daha önceden yapmakta olduğu aikido ve karateden Tai Chi’ye geçiş yaparak 2009 da Sermed Tezel ile Yang stili Tai Chi Chuen çalıştı. Wu Ying Feng ile Tai Chi Chuen Chen stili çalıştı. 2010 da ise Muhlis Partal ile yine Yang stili Tai Chi Chuen çalışmaya başladı …
2010 yılından itibaren Şahbaz Babaoğlu ve Dr. Pasang Arya’dan aldığı Tibet Tıbbı; 2011 yılında Zdenko Domancic’den aldığı Biyoenerji; 2013 yılında Büyük Usta Fu Wei Zhong’dan aldığı Emei Qi Gong eğitimleri tekniklerini ve 2014 yılında 3 yıllık eğitim boyunca Göksel Karabayır ile tamamladığı Konstelasyon Uygulayıcısı tekniklerini kullanarak çalışmalar yaptı.
2015 yılından itibaren Tayland’da bir Theravada Manastırı’nda çömez rahip olarak yaşadıklarını bizlerle paylaşmakta…

 

Görsel kaynağı
http://dailyroabox.com/wp-content/uploads/2016/10/Diwali-Festival-Pictures-3.jpg


Zihinsel Gürültüyü En Aza İndirmenin 6 Yolu


Sabah saatlerinde bir dostun Facebook profilinde rastladığım, Berrak Yurdakul’a ait güzel bir gönderiyi paylaşmak istiyorum sizlerle. Uygulaması kolay olmayabilir ama yapmaya gayret etmekte yarar var.
Sevgiyle ve muhabbetle…

1- Kişiliğiniz hakkında konuşmayın. Beğendiğiniz ve beğenmediğiniz yönleriniz hakkında konuşmayın. Sağlığınız hakkında konuşmayın, acılarınız ve sevinçleriniz hakkında konuşmayın. Kendi kişisel tarihçeniz hakkında konuşmayın.
2-Başkaları hakkında -olumlu veya olumsuz fark etmez-konuşmayın. Başkaları hakkında hiç düşünmeyin. Hiç düşünmemek başlangıçta zor olacağı için başkalarıyla ilgili zihinsel mesainizi mümkün olan en aza indirin.
3-Sevdiğiniz ve sevmediğiniz şeyler konusunda konuşmayın. (Şampanya severim, sarışın sevmem, kabalıktan hiç hoşlanmam, kitap okuyanlara bayılırım, geveze insanlardan çok sıkılırım…)
4- Sevdiğiniz ve sevmediğiniz şeyler konusunda esnek olun. (kırmızı giymem, yoga yapmam, o kitabı okumam, uçağa binmem, o adama asla selam vermem)
5-Şikayet etmeyin. (Hava çok sıcak, dünya kötüye gidiyor, insanlar çok cahil, evde ekmek kalmamış…)
6- İçsel ve dışsal gevezeliğe son verin. Yalnızca çok gerekli ve çok önemli şeyleri söyleyin. Bunun dışında konuşmayın. Her konuda fikir beyan etmeyin.
Spiritüel yaşam zihni anlamaya çalışmaktan ibarettir. Diğer bütün safsataları bir kenara bırakın ve bütün dikkatinizi, bütün enerjinizi sahip olduğunuz en kıymetli şeye yani zihninize yöneltin. Kısacık hayatınızı boş ve anlamsız şeylerle tüketmeyin. Bedeninizi ve zihninizi çöple doldurmayın.
Zihin daima dışsal bir objeyle ilgilenmeye çalışır. Sessiz kalmayı öğrenirseniz ve dikkatinizi dışsal objelere yönlendirmeyi bırakırsanız zihin kendini izlemek zorunda kalır.
Diğer bütün oyuncakları elinden alındığı zaman zihin başka bir obje bulamadığı için dönüp kendine bakmak zorunda kalır.
Spiritüel yaşam bu kadar basittir, meditasyon budur. Zihin kendine bakar ve kendini anlamaya başlar.
Sessiz olun, sessiz kalın. Siz kimsiniz? Nesiniz? Sahip olduğunuz bilinç nasıl bir şeydir?
Kendinizi biraz olsun tanımaya çalışmadan ölmeyin.


Şükürler Olsun…

Spring 2010

Bu sabah önce sevgili Dilara Erdem’in blog yazısına rastladım, sonra sevgili Zeynep Doruk’un Facebook paylaşımı çıktı karşıma, kendi yaşadıklarımı düşündüm, gülümsedim ve yazmaya, paylaşmaya karar verdim. Sizler de mutlaka okuyun ve ruh hali karmaşık yakınlarınızla paylaşın lütfen.

Gerçekleştiğinde çok acı veren, ama yıllar sonra geriye baktığımda şimdi olduğum kişiye dönüşmemi sağlayan her olay için şükürler olsun. Yaşanırken canınızı yakan her durumun bir sebebi var, sizi bir adım daha ileriye taşımak. İnsanoğlu canı yanmadan öğrenmiyor; minicikken size “elini uzatma” denen sobaya uzanıp saatlerce ağlanması gibi. Gözümüzün önündeki uyaranları fark etmeyip, ya da görmezden gelip hatalar yapıp sonra üzülerek ve acı çekerek öğreniyoruz. İç karartıcı ruh halinden kurtulmanıza da, gününüzü güzelleştirmenize de, kendinizi daha iyi hissetmenize de yardımı oluyor şükretmenin. Mutlaka bir liste yapın, ne çok şükredecek şeyiniz olduğuna şaşıracaksınız. Hayatınızdaki olumsuzlukları cımbızla ayıklayıp hayıflanmak ve daha derine batmak yerine, sahip olduklarınız için şükretmeyi deneyin, daha iyi hissedeceksiniz.
Sevgili Dilara’nın yazısını BURAYA tıklayarak mutlaka okuyun. Sevgili Zeynep’in paylaşımını aşağıya iliştiriyorum. Belki birilerine yol haritası olurlar.
Yazıda kullandığım görseli, 2010 yılında bir sabah pazara giderken rastlayıp çekmiştim, hayatı güzelleştiren ve yaşamayı sevdiren bahar dalı bana hep umut verir, umarım sizlere de öyle olur.
Sevgiyle ve muhabbetle…

“Var olduğum, sevebildiğim, düşünebildiğim,hissedebildiğim için şükürler olsun. Sağlıklı bir bedene sahip olduğum için şükürler olsun.
Eksiksiz bir beden ile donatılmış ruhsal bir varlık olduğum için şükürler olsun.
Rüzgara, yağmura, güneşe, bana yaşadığımı hatırlatan her şeye şükürler olsun.
Kendimi her halimle sevebildiğim için şükürler olsun.
Fark ettiğim ve etmediğim tüm yeteneklerim için şükürler olsun.
Dünya nimetlerini tadabilen bir beden ile donatıldığım için şükürler olsun.
Bu güzel günü yaşayabildiğim ve tadabildiğim için şükürler olsun.
Beni sevgiyle büyüten bir aileye sahip olduğum için şükürler olsun.
Aldığım ve verdiğim her nefes için şükürler olsun.
Ağlayabildiğim ve gülebildiğim için şükürler olsun.
Şükredebilmeme vesile olan her şey için şükürler olsun. “


Sevgiyle ve muhabbetle…

baharlar

yine çiçekteyiz
işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte,
yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Adnan Yücel

Değerli dost İrem Afşin’e, bu harika dizeleri hatırlattığı için teşekkür ederim.


Sayfalar:123456789